“Eskişehir iyi bir potansiyele sahip”

Okunma: 518
Videoyu Aç “Eskişehir iyi bir potansiyele sahip”
A
a

Yazarımız Anıl Yazar, Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde sezonun flaş takımı olan Eskişehir Basket’in kaptanı Caner Erdeniz’le, hem kariyeri hem de Eskişehir Basket üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.  

Erdeniz doğum gününde köşe yazarımız Anıl Yazar’a, ülke basketbolu ve kariyerinin dönüm noktalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Caner Erdeniz ayrıca NBA play-off’ları ve Euroleague Final-Four’uyla ilgili de konuştu.
 
Basketbol kariyerine başlarken hedeflerin nelerdi? Hedeflerinin ne kadarına ulaşabildin ve  bundan sonrası için neyi hedefliyorsun?
Hayaller ilk zamanlar çok yüksek oluyor tabii. Öncelikle Süper Lig’de başarılı bir kariyerim olsun diye düşünüyordum. Şu ana kadar da iyi kulüplerde oynadım ve hedeflerime ulaştığımı düşünüyorum. Avrupa kariyerim de olsun istiyordum, o deneyimi de yaşamak istiyordum. O olmadı sadece. Bundan sonrasında kariyerim bitmeden olursa neden olmasın. Eskişehir Basket’te oynamak ve kulübün daha büyük hedeflere yürümesine de yardımcı olmak isterim. Basketbolu bıraktıktan sonrası için kafamda net bir şey oluşmadı aslında. Antrenör mü olurum, yoksa idari kısımda mı olurum bilemiyorum şu anda açıkçası. Bu ilerleyen süreçte kafamda şekillenecek tabii ki. Ama ben kendimi idari kısma yakın hissediyorum.
 
Hem Ankara, hem İstanbul hem de İzmir’de oynama şansına eriştin. Basketbol kültürü olarak bu üç şehri birbiriyle kıyaslayabilir misin? Ve tabii ki Eskişehir. Eskişehir’i basketbol kültürü olarak değerlendirirsen neler söylemek istersin?
İzmir ve Ankara’da basketbol kültürü güçlü ama kısır bir döngü var. Ankara’da Türk Telekom var, TED bir süre yardımcı olmaya çalıştı. İzmir’de yıllardır Karşıyaka var. Ben de oranın altyapısından yetiştim. Ondan önce de Tuborg vardı. Çok iyi bir altyapısı vardı Tuborg’un. Cemal Nalga, Onat Akış, Erhan Yetim gibi iyi bir 87 jenerasyonu vardı. Karşıyaka’nın da Mehmet Yağmur ve benim olduğum bir jenerasyon vardı. Karşıyaka o basketbol geleneğini sürdürüyor. Ama tabii ki ülke basketbolu genel olarak İstanbul üzerinden dönüyor. Büyük bir kapsayıcılığı var doğal olarak. Eskişehir’e aslında geçen sezon transfer olma ihtimalim vardı. Geçen sezon play-off final grubu ilk maçı için buraya geldiğimde çok etkilenmiştim. Tribünler dolu, bando takımı da gelmişti maça. Avrupai bir havası vardı salonun. Eskişehir zaten spor şehri. Köklü bir futbol takımı var. Spora çok hevesli bir halk var. Taraftarımız da bu sezon bizi iyi destekledi. Basketbol anlamında bu şehrin çok iyi bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.
 
TED’de savunma performansının yanında hücumda da atletizminle ve ceza atıcısı rolünle öne çıkıyordun. Ama son dönemde tamamen ceza atıcısı rolünle ve savunma kimliğinle öne çıkmaya başladın. Bu role evrilişin hakkında neler söylemek istersin?
TED’de oynadığım sene yabancı kuralı 3+2’ydi. Ercüment Sunter’le birlikte hem ligde hem de Eurocup’taçok iyi bir sezon geçirmiştim. Ertesi sezon Beşiktaş’a transfer olduğumda yabancı kuralı değişti, 6 yabancılı kural geldi. Dengeler bir anda değişti ve Türk basketbolcuların sorumluluğu bir anda azaldı ve daha çok “işçi basketbolcu” haline dönüştü yerliler. Basketbolumdaki değişimin sebebi de bu olabilir diye düşünüyorum. Ama son dönemde Türkler de evrilmeye başladı. Yerli oyuncular da sorumluluk almaya başladı artık.
 
TED Kolejliler’deki dikkat çeken performansından sonra Beşiktaş’a transfer oldun. İyi bir sıçrayıştı senin için. Fakat pek işler yolunda gitmedi gibi sanki. İstediğin dakikaları da alamadın…
Az önce bahsettiğim gibi yabancı kuralının değişmesi etkiledi beni. Bir de o sezon Beşiktaş için değişik bir sezon oldu. İlk yarıyı çok iyi bir yerde tamamladık ama ligin ikinci yarısında tepetaklak olduk. Ekonomik sorunlar yaşandı ve düşüşe geçtik.
 
BSL’den direkt TBL’ye gittin. Acıbadem tercihinde etkili olan şey neydi?
Oyuncular genellikle bir alt lige giderken paradan çok oynamayı düşünüyorlar. Benim de TBL’e gitmemde bu etkili oldu. Bir de Acıbadem’in kulüp yapılanması yine o dönemde görüştüğüm Eskişehir Basket’in kulüp yapılanması ve hedefleri beni bir alt lige çeken etkenlerdi.
 
Şimdi de Eskişehir Basket’le ilgili sorulara geçiyorum. Sezonun ilk yarısında mükemmel basketbol oynadınız. Devreyi 10 galibiyetle 4.sırada tamamladınız ama ardından kupayla birlikte 10 maç art arda kaybettiniz. Kendi aranızda neler konuştunuz, takımın psikolojisi nasıldı ve yeniden çıkışa geçmeyi nasıl başardınız?
İlk yarıda ligin flaş takımı olduk ama sakatlıkların da etkisiyle art arda 10 maç kaybettik. O süreçte bundan önce oynadığım kulüplerde görmediğim bir şeye tanık oldum burada. Diğer takımlarda genellikle bu tarz kriz dönemlerinde takım içindeki hava bozulur ve oyuncular arasında gruplaşmalar başlar. Ama bizde 10 maçlık kriz döneminde çok pozitif bir ortam vardı. Takım birbirine kenetlendi. Ne saha içinde ne saha dışında bir terslik yaşamadık. Gaziantep mağlubiyeti bizi biraz psikolojik olarak hırpaladı. Bu Karşıyaka maçına da yansıdı ne yazık ki. Sadece bir galibiyete ihtiyacımız vardı. Darüşşafaka maçını da çok iyi oynayarak kazandık ve çıkışa geçtik. Ama dediğim gibi bizi o zorlu süreçten çıkaran şey, karakterli oyunculardan oluşan bir takım olmamız ve birbirimize kenetlenmemiz oldu. Sakat oyuncularımız olduğu dönemde bile kendi aramızda ‘bu maçı kaybeder miyiz’ diye konuşmadık bile. Kendimize güvenimizi hep üst seviyede tuttuk. Bunun yapında kulüp içerisindeki sağlam yapılanma da bizim lehimize oldu.
 
Yabancı oyuncularınız bir hayli kaliteli isimler. Onlarla iletişiminiz nasıl?
İletişimimiz gayet iyi. EJ Rowland ve Sean Marshall zaten Türkiye’yi tanıyorlar. Marshall için ‘yarı Türk’ diyebiliriz. JoshDuncan hem çok iyi bir basketbolcu hem de mükemmel bir karakter bence. Örnek alınması gereken bir sporcu aynı zamanda. JeffAyres ve BillyBaron’ın adaptasyonunda EJ veSean’ın varlığı çok önemli etken oldu. Geçen sezondan gelen bir kemik kadro da olduğu için kaynaşmamız da çok kolay oldu zaten.
 
Koçunuz Josep Maria Berrocal hakkında neler söylemek istersin?
Koçumuz Türkiye’deki ilk sezonunda bence çok önemli bir iş yaptı. Hem oynadığımız basketbolla hem de aldığımız sonuçlarla ligin en dikkat çeken takımı olduk ve play-off yaptık. Koç pozitif olmasının yanında yerli ve yabancı ayrımı yapmadan herkese eşit süre vermeye çalışıyor. Ligin yerlilerden en iyi verim alan takımlarından biriyiz. Bunda koçun büyük payı var.
 
Eskişehir için ne düşünüyorsun? Şehri çok beğendiğini söylemiştin…
Evet Eskişehir’i çok beğendim, güzel ve düzenli bir şehir. Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen vizyonuyla çok şey katmış bu şehre. Turist çekme açısından çok müsait bir şehir. Futbol takımının yeniden iyi yerlere gelmesi, basketbol takımının Avrupa kupasında mücadele etmesi de şehri çok başka boyutlara taşıyabilir. Bu hem bu kulüpler açısından hem de şehrin reklamı açısından çok iyi olur diye düşünüyorum.
 
Bu sezon seni daha önceki yıllarda izlemeye alıştığımız ve sende özel bir yeri olan 12 numaralı forma yerine 21’i giyiyorsun. Sebebini öğrenebilir miyiz?
Çok güzel ve ilginç bir hikayesi var onun. Transferim kesinleştikten sonra yazın takım menajeri Özgün Önver beni aradı. Kaç numaralı formayı istiyorsun diye. Ben de 12 dedim. Billy Baron’la anlaştıktan sonra Önver beni bir daha aradı. Baron da 12 numarayı istiyor diye. Ben de 12 numara babamın da forma numarası olduğu için ben de manevi bir değeri olduğunu söyledim. Sonra Baron’a geri dönüş yapmış ve Baron da 12’nin babasının forma numarası olduğunu ama başka bir numara giyebileceğini söylemiş. Enteresan bir durum oluştu. Ama Baron’ın Türkiye’deki ilk senesi olduğu için ben ona bir jest yaparak 12 numarayı ona verdim ve tersini düşünerek 21’i aldım.
 
Bu sezon ligde seni hem hücumda hem de savunmada zorlayan isimler kimler oldu?
Hücum anlamında Göksenin Köksal diyebilirim. Zaten çok iyi bir savunmacı. Herkes ona karşı oynarken zorlanıyor. Sert ve temas alarak oynamayı seven bir oyuncu. Savunurken zorlandığım oyuncular için Sami Mejia ve ScottieWilbekin diyebilirim. Özellikle Mejia’nın farklı bir tarzı olduğunu düşünüyorum.
 
Mevcut yabancı oyuncu kuralını nasıl yorumluyorsun? Yerli oyuncuların gelişimini engelliyor mu sence?
Her kulüp için olmasa da çoğu kulübü ve o kulüpteki yerlileri etkiliyor. Özellikle genç oyuncuların dakika alarak kendini kanıtlaması ve geliştirmesi konusunda şu andaki kural yetersiz bence. 4+1 diyorlar, başka şeyler de konuşuluyor. Bu kural gelir mi bilmiyorum ama yabancı sayısının düşmesi genç oyuncuların yararına olacaktır bence.
 
NBA play-off’ları ve Euroleague hakkında neler düşünüyorsun? Favorilerin kimler?
Euroleague şampiyonluğu için gönlümden geçen takım ZalgirisKaunas. SarunasJasikevicius’u oynarken de çok beğeniyordum, antrenörlüğünü de çok beğeniyorum. Bence gelecek dönemin en başarılı koçlarından biri olacak. NBA’de ise favorim Cedi Osman’dan dolayı Cleveland Cavaliers. Beşiktaş’tan takım arkadaşım John Holland da Cavs’te oynuyor. Onla da konuştum yakın zamanda. Ama şu anda sürpriz yapabilecek potansiyele sahip takımlar da var. Indiana, Philadelphia, UtahJazz gibi takımlar çok iyi iş çıkarttılar. Favori bir şampiyon yok açıkçası. Sürpriz olabilir bu sene.
 
Şu ana kadar gittiğin yerler arasında seni en çok etkileyen yer neresi oldu?
Geçen yaz Küba’ya gitmiştim tatile. Çok etkiledi beni kültür olarak. Ekonomik standartlar çok düşük ama inanılmaz mutlular. Dünya ekonomisinin geri kalanından soyutlanmış olmalarının da bunda etkisi var. Mutluluk seviyeleri düşük olduğu için çoğu zaman eldeki imkanlarla yetiniyorlar. Oranın anısı olsun diye de sol elime iki dövme yaptırdım. Biri Che Guevara’nın sözü. Diğeri de oranın parasının üzerindeki amblem.
----------------------------------------
PES mi FIFA mı?
Ben FIFA’cıyım. Eski PES, yeni FIFA’cıyım.
 
Kendini üç kelimeyle anlatmak istesen…
Cana yakın, mücadeleci, güler yüzlü
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi