Kazım Kurt - Odunpazarı Belediye Başkanı

EKMEĞİNİ ‘TAŞTAN’ ÇIKARAN KADINLAR

Okunma: 752
Videoyu Aç EKMEĞİNİ ‘TAŞTAN’ ÇIKARAN KADINLAR
A
a

Manyezit madeninin elle ayıklama yöntemi ile zenginleşmesini sağlayan ve üretime hazırlayan kadınlar, madende çalışmanın nasıl bir duygu olduğunu, yaptıkları işin kişilik özellikleri ve yaşam tarzları üzerinde ne türden bir etki yarattığını anlattı.

HABER: MELTEM KARAKAŞ KAYA

12 yıldır çeşitli madenlerde çalışan 45 yaşındaki Nergis Akçay, eşinin ‘Yapamazsın’ telkinlerine inat, ‘Yaparım’ diyerek başlamış madende çalışmaya. Akçay, “Burada çalışan kadınların tümü çok güçlü kadınlar. Biz güçlü ve özgüveni yüksek kadınlarız” dedi.

Eskişehir’de açık madende çalışan yaklaşık 70 kadın, manyezit madeninin elle ayıklama yöntemi ile zenginleşmesini sağlıyor ve üretime hazırlıyor. Sabah erken saatlerde kadının madende çalışmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek ve onlarla sohbet etmek için evden çıktım. Eskişehir’e 35 km uzaklıktaki Nemli Köyünde bulunan açık madende çalışan kadınlar, soğuk hava şartlarına karşın, büyük bir inat ve hevesle madende çalışıyor. Madende çalışmanın zor olduğunu anlatan kadınların en büyük sıkıntılarından biri ciltlerinde yaşanan kuruluk. “Cildimiz çok kuruyor ama kendimize de çok bakamıyoruz aslında” diyen kadınlar, aralarında kurdukları dostluk ve kadın dayanışması ile madeni eve dönüştürmüş.

ANA KIZ MADENCİ
10 yıldır madende çalışan 52 yaşındaki Necmiye Konca, bir sene sonra da kızını madende işe koymuş. Necmiye Konca’nın kızı Güler Sarıtaş da 9 yıldır annesiyle birlikte madende çalışıyor. ‘Madende çalışmaya nasıl karar verdiniz?’ soruma ilk Necmiye Konca cevap veriyor. Madenden önce başka işlerde sigortasız şekilde çalışmak zorunda kaldığını anlatarak sözlerine başlayan Neciye Konca, “Dışarılarda çalıştım ben sigortasız yerlerde. Annemin sayesinde kamyon aldık borca girdik. Öyle olunca işe başlamam gerekti. Tanıdık vardı o söyledi ben de gelip başladım burada. Alıştık biz. Dışarılarda çok çalıştığımız için zor olacağını tahmin ediyorduk. Bahçelere de gittik eğil, kalk daha zor. Buraya alıştım artık. Burası daha kolay geliyor. Patronlarımız da iyi. İş arkadaşlarımızla birbirimize bağlıyız. Burası o yüzden de daha güzel. Dışarıda da biraraya geliyoruz. Mevlide, düğüne gidip geliyoruz” diyor.

BİZİ DAHA GÜÇLÜ KILDI
Güler Sarıtaş, kızı 2.5 yaşındayken madende çalışmaya başlamış. Maden işinin erkek işi gibi algılandığını, eşinin madende çalışıyor olmasına nasıl baktığını sorduğum Sarıtaş, “Daha önce sigortasız yerde çalıştım. Buranın sigortalı olması çok avantajlı. Buraya başladıktan sonra özgüvenim geldi. İlkin zorlandık harman yapıyorduk. Sonra bant yapmaya başladık. Bant daha rahat. Burada çalışmak cidden bana özgüven getirdi. Bizi daha güçlü kıldı bu iş. İlk zamanlar eşimin annesi de kendi annem de istemedi çalışmamı. Hatta ‘Milet ne der? Ben Güler’i çalıştırıyorlar dedirtmem’ dediler. Çocuğuma bakmak istemediler. Ama sonunda kavga gürültü ikna ettim. Şimdi annem de memnun eşim de memnun burada çalıştığım için” diyor.



KADIN İSTERSE BAŞARIR
Nergis Akçay ise 45 yaşında. 12 yıldır çeşitli madenlerde çalışmış olan güçlü bir kadın. Kendisini bir erkekten ayrı görmediğini hatta erkeklerle eş değer gördüğünü anlatıyor. Yaptığı işin zor bir iş olduğunu kabul ediyor ama asla yapılamayacak bir iş olduğunu söylemiyor. “Kadınlar isterlerse her işi başarabilirler” diyor.

ÖNYARGILI DAVRANIYORLAR
Komşularının kadınların madende çalışıyor olmasına önyargıyla baktıklarını anlatan Nergis Akçay, “Mesela alt komşum burayı merak diyor, soruyor bana. Ama korkuyor da. Yemek şirketlerinde çalışmayı tercih ediyor. Madenden korkuluyor. ‘Ay yapılır mı, yapılamaz mı yerin altında mı çalışıyorsunuz?’  şeklinde sorular geliyor. Herkes zorluğun farkında ama gelip çalışmadıkları için önyargılı davranıyorlar. Yani tamam şartlar çok zor biz de zorlanıyoruz. Arkadaşlarımızın da dediği gibi akşam eve gittiğimiz zaman çok yorgun oluyoruz. Diğerlerinden kat ve kat yorgun oluyoruz. Sebebi güç isteyen bir iş olması. Fiziksel güçle çalışıyorsun burada, başka bir şey yok. Fiziksel gücünüz bittiği zaman insan moral olarak da çökebiliyor” diyerek madende çalışmanın aslında fiziksel açıdan nasıl bir etki yarattığını gözler önüne seriyor.

EVDE DE İŞ BEKLİYORLAR
Çoğu zaman eve yorgun gitmelerine rağmen evde de ayrı bir efor sarf etmek zorunda kaldıklarını, evde de kadın olmalarından kaynaklı kendilerinden iş beklentisi olduğunu anlatan Akçay, “Güçsüzsün, eve gidiyorsun bir şeyler yapmak zorundasın. Aile bunu bekliyor. İster istemez bir ‘Kalk’ kelimesini duyuyorsun. Mecbursun buna çünkü. Ama alıştıktan sonra normalleşiyor bizim için. Mesela yanımıza yeni bir arkadaş geldiği zaman da öyle oluyor, ilk bir iki ayı geçirirse bizimledir, geçiremezse zaten gidicidir” diyor.



HEP ‘YAPARSIN’ DİYORUM
Madende çalışan kadınların tümünün güçlü olduğunu söyleyen ve bunun önemine dikkat çeken Akçay, “Ben şöyle düşünüyorum. Burada kalan kadınların hepsi çok güçlü. Gerçekten çok güçlü. Kimi belki bunun farkında değil, kendini zayıf zannedeni var, ‘Ben yapamam’ diyeni var. Başka konular için söylüyorum. Eğer bir madende çalışıyorsan ve senelerini burada geçirdiysen kesinlikle güçlüsün. Zaman zaman kendim için söylemişimdir, mesela başıma bir şey gelir, bir şey olur. ‘Sen madende çalışıyorsun ne zorluklar atlattın. Bunu mu yapamayacaksın, yaparsın’ diyorum. Aynı şey arkadaşlarım için de geçerli” diyerek kadının gücünün farkında olması gerektiğini savunuyor.

TAŞLARLA ARKADAŞLIK
Elle ayıkladıkları taşlarla aralarında oluşan duygusal bağı anlatan kadınlar, bazen o taşlardan sinirini çıkartıyormuş. Bazen de o taşlara ilk dokunan kişinin kendilerinin olmasından kaynaklı duydukları haz başka oluyormuş. 10 yıldır madende çalışan 45 yaşındaki Lütfiye Tombak, “Bazen o taşlar seni rahatlatıyor. İnsanın psikolojisini bir an da çökerttiği gibi tam tersi yükselttiği de oluyor. Hırslısın, öfkelisin burada deşarj oluyorsun. O taşı atıyoruz ya sanki karşımızda o kızdığımız insan var. Rahatlatıyor insanı. Öyle ki eve gidince kavga edecek haliniz kalmamış oluyorsunuz. Rahatlayıp gidiyorsunuz” diyor ve tüm kadınları gülümsetiyor.



12 YILDIR MADENDE
Başka madenlerde çalıştığı zamanlar olduğunu ve çok zorlandığını fakat şu an çalıştığı madenden tüm kadınların ve kendisinin çok memnun olduğunu anlatan Akçay, “İlk girdiğimde anlattığım madende çalışmak çok farklıydı. ‘Yarı kapalı cezaevi, ayağımızda zincirlerimiz eksik’ diyordum. Ama burası için değil. Ben farklı madenlerde çalıştım daha önce. Yaklaşık 12 sene madenlerde çalıştım ama 6 senesini burada geçirdim. Yani oradaki sistem çok değişikti. Erkek çavuşlar vardı başımızda. Sıkıyorlardı insanı, serbest bir şekilde insan gücünü kullanarak attığımız madenin bizden iki kat fazlasını istiyorlardı. Yani gücümüzün üzerinde bir performans bekleniyordu. Bunu yaptığın zaman insanlar çöküyor, isteksiz gidiliyor işe. Yani yarı kapalı cezaevi idi oralar. Ama burası böyle değil. Daha sıcak, daha rahat. Hasta olduğumuz zaman eve de hastaneye de gidebiliyoruz” diyor.

KADIN DAYANIŞMASI
Kadınların arasında ciddi bir dostluk oluşmuş. Dostluğun ötesinde örgütlü bir kadın dayanışması var. Birinin üzüntüsü hepsini etkilemiş. Bir kişinin mutluluğu hepsine tesir eder hale gelmiş. Kadınlar çalıştıkları ortamın güzelliğini dostluklarına borçlu olduklarını söylüyor. Çay molaları, yemek araları onlar için günün en keyifli anları haline gelmiş çünkü.



YAPAMAZSIN DİYENLERE İNAT
İşsiz kaldığı dönemlerin bir kadın için daha zor olduğunu söyleyen Nergis Akçay, madene ablasıyla başlamış. Ablası onun kadar sabredememiş işten ayrılmış. Akçay o dönemi şöyle anlatıyor: “Ben maden öncesinde başka işlerde çalıştım. Tekstil, turizm, tezgâhtarlık gibi bir sürü yerde çalıştım. Bu kriz dönemlerine gelen bir dönemdi. Ablamla ikimiz iş arıyorduk. Bir türlü bulamadık. Bir gün kapının önünde oturuyoruz. Ablam dedi ki, ‘Ekmeğimizi taştan da olsa çıkaracağız.’ Akşam ön mahalleden bir kadın geldi, ‘Bizim madene işçi alınıyor, gelir misiniz?’ dedi. Ben ablama dedim, ‘Sen ekmeğimizi taştan da olsa çıkaracağız dedin, gideceğiz.’ Öylelikle biz ablamla madene başladık. Ama eşim istemedi, ‘Yapamazsın, çok zor’ dedi. Bir şekilde başladık. Eşimin ‘Yapamazsın’ demesi beni orada kamçıladı. Yapamazsın kelimesi. Nasıl yapamam ya. Yapan nasıl yapıyor. Yapacağım. Belki günde üç ağrı kesici yutmuşumdur. Eskiden hep ayaktaydık belki, taşlar büyüktü kırıcıdan gelmiyordu. Çok acayip güç isteyen bir şeydi o dönem için. Şartlar daha ağırdı. Onun yapamazsın demesi bana yapacağım dedirtti. Ablam her gün ‘Çıkacaksın’ dedi, ben ‘Çıkmayacağız’ dedim ve her sabah geldim. 10 gün geçti biraz daha alıştık, derken biraz daha alıştık. Demek ki yapılınca, bir şeyi başarmak isteyince insan başarıyor.”
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi
Ahmet Ataç
Ahmet Ataç - Hayat Tepebaşı'nda Güzel