GELECEĞİMİZİ KAYBEDİYORUZ

Videoyu Aç GELECEĞİMİZİ KAYBEDİYORUZ
A
a

Eğitimciye şiddet meselesinin toplumun ahlaki bir sorunu olduğunu belirten Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Öğretmenle birlikte kaybettiğimiz aslında topumun geleceğidir” dedi.

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan ES TV’de canlı yayınlanan Eskişehir’in Notları programında Ali Baş’ın gündeme ve eğitim camiasına dair sorularını yanıtladı.
EN AĞIR CEZA VERİLSİN
ESOGÜ’de yaşanan katliamın davasını yakından takip ettiklerini söyleyen Geylan, “4 arkadaşımızı kaybettik orada. Bir caninin menfur saldırısı nedeni ile 4 arkadaşımızı kaybettik tabi bunlardan birisi bizim üyemizdi; Fatih Bey. Acılar unutulmaz ama fail hakkında da Türk adaletinin inşallah gerekli işlemler yapacağına inanıyoruz. İkinci duruşması yapıldı biliyorsunuz şimdi üçüncü duruşma ocak ayında yanlış bilmiyorsam biz sendika olarak avukatlarımız vasıtasıyla bu davayı yakından takip ediyoruz. Hem sendika olarak sürece müdahale ediyoruz hem de mağdurlarımızın ailelerin yanında durmaya gayret ediyoruz. Mahkemeye güveniyorum, en ağır cezayı vereceğine inanıyorum ve verilmesi lazım. Artık bu tür hadiselere cüret edenlerin değil 1 kere 10 kere 100 kere düşünmesi lazım. Bunun da yolu adaletin en ağırla cezalandırmasıdır. Bunu da belirtmek istiyorum, bir söz vardır ‘Geciken adalet, adalet değildir’ diye. Dolayısıyla adaletin de olabilecek en hızlı süreçte hükmü vermesini bekliyoruz eğitim çalışanları olarak” ifadelerini kullandı.
TASARIMIZ KOMİSYONDA
Tüm kamu çalışanlarının 3600 ek göstergeyi beklediğini belirten Geylan, “Sendikaların gündeminde uzun yıllardır var. Sendika olarak, öncelikle teşekkür ettik cumhurbaşkanına ancak bunu eksik olduğunu ifade ettik. Bunu da 2 gerekçeye dayandırdık. Birincisi 4 meslek grubuna ek gösterge düzenler, diğer çalışanları kapsam dışı bırakırsanız bu öncelikle çalışma ortamlarında huzuru bozan adam olur. Kamu çalışanlarını ayırmak doğru değil. İkinci husus da sadece 4 meslek grubunun ek göstergesini düzenlerseniz kamudaki sistemi bozarsınız. Öyle durumlarla karşı karıya kalırsınız ki amirinden daha yüksek ek göstergeye sahip memurlar olur. Biz bundan dolayı sendika olarak bir çalışma başlattık. Türkiye komisyon AR-GE merkezi bir kanun tasarısı hazırladı. Bütün çalışanların ek gösterge olarak beklentilerini ve ihtiyaçlarını düzenleyen bir kamu tasarısı hazırladı. Kamu çalışanın mağlubu budur şu anda yardımcı hizmetlerde çalışan arkadaşlarımız ek göstergeden faydalanamıyor, biz kamu tasarrufunda bunu da dâhil ettik. Mustafa Kalaycı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdık. Şu an tasarımımız Plan Bütçe Komisyonu’nda sırada bekliyor” diye konuştu.
MEMURLAR BEKLEYİŞTE
Tasarının içeriğinden bahseden Geylan, şöyle konuştu: “Ek göstergede şöyle bir durum ortaya çıkar, mesela 3600 ek gösterge geldiği zaman bu kamu çalışanına emekli ikramiyesi 20 bin civarında bir artışa emekli maaşlarında da 617 TL ile 180 TL yanlış hatırlamıyorsam 617 TL ile arasında bir emekli maşına artış söz konusu oluyor. Bunlar ciddi oranlardır. Şu anda emekliliği hak etmiş sadece 100 bine yakın öğretmenizim var. Emekliğini hak etmiş ancak emekli olmayı düşünmeyen çünkü insanlar ev geçindiriyor, insanlar çocuk okutuyor, insanlar çocuklarını evlendirecekler dolayısı ile emekli olduğu zaman aylık gerilerinde ciddi bir düşüş son konu oluyor. Bunu göze alamıyor kamu çalışanları. İşte bu ek gösterge gerekeni yapılır emekli ikramiyeleri, emekli maaşları bugüne nispeten devam edilirse emin olun birçok kamu çalışanı emekli olacak.”
TOPLUMUN SORUNU
“Öğretmene şiddet meselesi sadece öğretmenin meselesi değil bana göre toplum meselesidir” diyen Geylan, “Biz hep şunu söyleriz öğretmene verdiğimiz değer aslında çocuklarımıza verdiğimiz kıymettir. Öğretmenin verimli çalışması aynı zamanda bizim kendi çocuğumuza yapmış olduğumuz yatırımdır. Toplumumuzun şunu sorgulaması lazım ben size rakamları vereceğim anketlerin rakamlarını. Öğretmenlerimize bir soru sorduk anketimiz de dedik ki ‘Meslek hayatınızda şiddete maruz kaldınız mı?’ Bu sözlü şiddet olabilir, fiziksel şiddet olabilir, taciz olabilir psikolojik şiddet olabilir. Öğretmenlerimizin 48,7’si yarıya yakın evet ben meslek hayatımda en az bir kez sözlü fiziksel psikoloji şiddete maruz kaldım diyor. Yine öğretmenlere sorduk kim tarafından şiddete maruz kaldınız? Bakın bu çok acizdir bana göre yüzde 67’si diyor ki öğrenci ya da öğrenci velisi tarafından. Bu toplum nereye gelmiş bunun sorgulanması lazım. Geçenlerde örneğini yaşadık bir öğretmen darp edildi, öğretmene hakaret edildi, öğretmene şiddet edildi. Bu adeta sıradan adli vaka haline geldi. Biri öğretmenimize şiddet hukukunda bulunduğu zaman refleksi öğretmenden önce toplumun göstermesi lazım. Bu noktada topluma çağrıda bulunuyorum sahip çıkın öğretmeninize. Öğretmenle birlikte kaybettiğimiz aslında topumun geleceğidir” dedi.
KANUN TEKLİFİ HAZIRLADIK
Öğretmene şiddet konusunda 13 Kasım’da bir yasa tasarısı hazırladıklarını belirten Geylan, “Eğitim çağrışımına yönelik şiddetin önlenmesi noktasında Türk Ceza Kanununun 112. maddesinde değişiklik yapılması talebiyle bir kanun teklifi hazırladık. Ve kanun teklifimiz Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ tarafından TBMM Başkanı’na sunuldu. Ayrıca 81 ilden 81 mektup gönderildi Cumhurbaşkanı’mıza bu süreci ileri koymasını ve öğretmene eğitimciye yönelik şiddeti önleyici kanunu çıkarması notasında sürecin elimizde bulunması talebiyle bir mektup gönderdi. Sayın Milli Eğitim Bakanı katıldığı programda açıkladı. Milli Eğitim Bakanı olarak eğitim çalışanları olarak şiddeti önleyici tedbir alınması ile ilgili bir kanun çalışması yapacaklarını duyurdu. Artık bir yasal koruma kalkanı altına alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
ŞİDDET SON BULSUN
Anket çalışmasında öğretmenlere konuyla ilgili şikayetçi olup olmadıklarını sorduklarını söyleyen Geylan, “Yüzde 86,7 ya şikayetçi olmamış ya da şikayetinden vazgeçmiş çok ilginç. Kimi öğretmenlerimiz öğrencimiz zarar görmesin gerekçesiyle şikayetçi olmamış, kimisi idarenin temkinleriyle şikayetçi olmamış ya da geri çekmiş ama bu olmaz bu şikayetçi olmamak ya da şikayeti geri çekmek yapanın yanına kar kalması demektir. Biz bu kanun teklifimizle bunu ortaya koyduk bir şikayete bağlı olmaksızın kanun fail hakkında bir kamu davası yürütsün. Kamuda sürsün hem devlet memuruna sahip çıksın yanına kar kalmasın. İnşallah en kısa sürede bu kanun hayata geçer ve artık bundan sonra bu şiddet vakası görmeyelim. 2 Nisan’da Necmettin Kuyucu isimli bir meslektaşımız öğrencisi tarafından katledildi. 27 Eylül’de Ankara’da Ceren Damak kardeşimizin Çankırı Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde olan genç bir kardeşimiz 20 yaşındaydı daha, kopya çekmesine müsaade etmediği öğrencisi tarafından odasında 2 el silah ve 37 bıçak darbesiyle katledildi. İzmir’de sevilen öğretmenimiz pompalı tüfekle öldürüldü. Bunlar artık yaşamasın devlet memuruna öğretmenine sahip çıksın toplum öğretmene sahip çıksın toplum bunu artık görsün” diye kaydetti.
ANLAŞMAZLIKLA
SONUÇLANDI
Öğretmenlerin toplu sözleşmeden beklentilerine değinen Geylan, “1 Ağustos’ta başlamıştı 5. Dönem toplu sözleşme görüşmeleri. Kamu beklentileri çok fazla, her görüşmede klasör kalınlığı artıyor çünkü karşılık bulmuyoruz. Ancak toplu sözleşme anlaşmazlıkla sonuçlandı. Toplu sözleşme başlamadan önce 23 Temmuz tarihinde biz basın toplantısı yaparak Türkiye Kamu Sen olarak taleplerimizi ortaya koyduk önce şunu talep ettik bizim maaşlarımıza 600 TL zam yapın ondan sonra 2020 ve 2021’i konuşalım dedik. Neden 600 TL çünkü Türkiye kamusal AR-GE biliminin yapmış olduğu çalışmaya göre geride bıraktığımız yılda 4 kişilik bir ailenin aylık toplam giderlerindeki artış bin 32 TL idi. Ancak gelirimizde aylık artış 441 TL ile kaldı ki her ay biz 591 TL cepten yedik bu kayıplarımızın telafisi anlamında 60 TL’nin zam olarak verilmesini talep ettik. Daha sonra 2020 için 16 Ekim 2021 için 8+8 ve yüzde 3’te her iki yıl için refah talep ettik. Ancak süreç kamu çalışanlarının beklentisini tatmin eder seviyede şekillenmedi maalesef. Burası kamu görevi hakem kurulu değil burası kamu işveren kurumudur yani işveren teklifini aynen onaylayarak 4+4 3+3 olarak yayınladı. Bu kabul edilemez. Bırakın 2022’yi 2021’i şu anda bile 10,58 gerçekleşti enflasyon 2019’un 10 aylık enflasyonunu 10,58 şuan bizim alacağımız ilk 6 enflasyon farkı dahil alacağımız ücret 10,26. Düşünebiliyor musunuz? Önümüzde 2 ay var 10 aylık enflasyon aldığımız ücret artışını yemiş yutmuş” ifadelerini kullandı.
BİRLİKTE GÜÇLÜ OLURUZ
Toplu sözleşme kapsamında yetkili sendikaya destek vermek istediklerini ilettiklerini anlatan Geylan, “Bu noktada Türkiye Kamu Sen, emin olun ortaya koyması gereken duruşu sergiledi. Bu duruşa karşılık bulduk mu, bulamadık. Zaten kamu çalışanı taktir ediyor hatta yetkili sendikanın sayın başkanı daha ilk gün masaya oturduğunda şöyle bir ifade kullandı. Dedi ki ‘Biz çok makul taleplerle masaya geldik ama diğer sendikaların talepleri afaki’. Bakın bu rakamlar önemlidir Türkiye Kamu Sen’in bütün talepleri kabul edilmiş olsaydı 2020 yıl sonu itibariyle ortalama devlet memurunun alacağı maaş 5 bin 570 TL olacaktı. Bizim bu talebimize yetkili sendika başkanı afaki talep diyor. Ama çok gariptir yetkili sendikanın Temmuz 2019 ayı itibariyle 4 kişilik bir aile için açıklamış olduğu yoksulluk sınırı 6 bin 610 TL diyor. Dolayısıyla kamu çalışanları bunu görüyor; görmesi lazım Türkiye Kamu Sen’in ortaya koyduğu duruş muhataplarında karşılık bulmamıştır. Sendikal rekabetin yeri toplu masa değil sendikal rekabetin değil sendikal birlikteliğin zeminidir. Orada ne kadar birlikte olursak o kadar güçlü oluruz. Dilerim önümüzdeki yıllarda Türkiye kamu yetkili sendika olarak masaya oturacak ve kamu çalışanları işverenlerin karşısında nasıl temsil edilir bunu herkese gösterecek diyorum” dedi.
VERİM ELDE EDECEĞİZ
Bu yıl ilk kez hayata geçirilen ara tatil uygulaması hakkında görüşlerini paylaşan Geylan, “Sonuçları yaşayarak göreceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı bunu sunarken şöyle sundu: Bu çocuklarımızın sanat spor becerilerini geliştiren ve aslında öğretim sürecinin bir parçası modelle ara tatil olarak kurguladı. İki faklı görüş var bu konuda eğitimcilerden ilk gündeme geldiğinde birincisi; 4 aylık kesintisiz eğitim süreci çok uzun bu çocuklarımızın yorulmasına yıpranmasına vesile oluyor. Bu amaçtan bir ara tatil verimli olur katkı sağlar diye görüş beyan etti. Diğer görüş bu dönem çocuklarımızın okuma yazma noktasındaki eşik dönemidir bir haftalık kopuş motivasyon kaybı endişesi haline getirdiler. Temennim şudur; bakanlığın kurguladığı şekilde inşallah verimli sonuçlar elde edeceğiz” diye kaydetti. HM
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi