GÜÇLÜ BİR ‘EVET’ İLE ÇIKACAĞIZ

Referanduma sayılı günler kala AK Parti Milletvekili ve Genel Merkez MKYK Üyesi Prof. Dr. Emine Nur Günay ile referandum sürecini konuştuk. Bir aylık saha çalışmaları ve 16 Nisan’dan sonra Türkiye’yi nelerin beklediğine dair görüşlerini aldığımız Günay, saha çalışmalarının çok verimli geçtiğini ve 16 Nisan akşamı güçlü bir ‘Evet’ ile çıkacaklarına inandığını belirtti.

Güncel Hit: 337 / Yorum: 0 / 13 Nisan 2017 23:45
GÜÇLÜ BİR ‘EVET’ İLE ÇIKACAĞIZ
-A +A




Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’ye getirileri neler olacak?
Tek bir kelimeyle istikrar. İstikrar derken de hem ekonomik hem siyasi istikrar. Bu ülke on yıla bir yaşanan asgari darbeler, dış odakların sürekli Türkiye üzerindeki oyunlarından çok çekti. Bunlar 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda koalisyon hükümetleri şeklinde oldu. Koalisyon hükümetlerinin ülkeye ekonomik maliyetleri ortada. Örneğin Türkiye koalisyon dönemlerinde yaklaşık 3.9 büyürken, diğer tek partili hükümet dönemlerinde yüzde altılara yakın büyümeleri var. Dolayısıyla biz ne diyoruz. Siyasi istikrar ekonomik istikrarı getirir; ekonomik istikrar siyasi istikrarı getirir. Bunun en güzel örneği 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz. Evet, bir anayasa kitapçığının atılması diye düşünülüyor sebebi ama o en son damlasıydı artık. 2001 krizinin asıl sebebi ekonomik krizdir. Bunun başlangıcı da koalisyon hükümetidir.
KESİNTİSİZ BEŞ YIL İSTİKRAR
Çünkü koalisyon hükümeti 2000 yılının Ocak ayında yeni bir ekonomik program açıkladı. Hepimiz çok destekledik. Ama Temmuz ayına geldiğimizde eyvah demeye başladık. Ülke krize gitmeye başladı. Neden çok basitti. IMF’nin kredi diliminin serbest bırakılması gerekiyor ki, Türkiye dış borcunu ödeyebilsin. Ama IMF’nin koşulları vardı ve Türkiye’nin de söz verdiği bir takım kriterler vardı. Bunları yapmadı Türkiye. Çünkü koalisyon hükümetinde çatlaklar oluştu. Üç partili bir koalisyondu. Bunlar yapılmadığı için biz eyvah demeye başladık. İşte koalisyondaki herhangi bir uyumsuzluk derken ekonomik krize gidiş, ekonomik krizden de siyasi krize gidiş ve bunun maliyeti o dönemde Türkiye’ye 59 milyar dolar. Yani Türkiye’nin o dönemde milli geliri 200 milyar dolar. Dörtte bir maliyet. İşte bu nedenle istikrar istikrar diyorum. Kesintisiz beş yıl istikrarlı dönemleri yaşamak istiyoruz.
Birçok mahallede saha çalışması yaptınız. Referandum sürecinde en çok hangi soruyla karşılaştınız anayasa değişikliği ile ilgili?
Yeni sistemle ilgili tek adamlık, hükümdarlık, diktatörlük böyle mi olacak? Yine 18 yaş gelen sorular arasındaydı. Onun dışlında 600 milletvekili olması. Ama gelen diğer soruların temelinde de şunun olduğunu gördüm: Güçler ayrılığının olmaması böyle mi? Yani çeşitli soruların kökenine indiğinizde buradan geliyordu. Meclis’in etkisizleşmesi… Böyle bir şey var mı? Hayır, tam tersi meclis güçlenmiyor.
HER GRUPLA BİR ARAYA GELDİM
Referanduma sayılı günler kaldı. Nasıl geçti referandum çalışmalarınız?
Bence çok verimli ve keyifli geçti. Yaklaşık bir ay sahadaydık. Çok istediğim grup ve kitleler vardı. Onlarla bir araya geldim. O yüzden çok mutluyum. Ben hiçbir zaman ‘Evet’ cephesi ‘Hayır’ cephesi diye düşünmedim. Eskişehir’deki her ortamda her vatandaşımızla her grupla bir araya gelmeye çalıştım. Çünkü ben bu tür yaklaşımın bile toplumumuzu kutuplaştırdığını düşünüyorum. Mesela ocu, bucu, evetçi, hayırcı, sağcı, solcu, milliyetçi. Hayır değil. Bir ülke içinde birlik beraberlik içinde yaşayan bir toplumuz. Hiç o şekilde yaklaşmadım. O yüzden de çok keyif aldım. ‘Hayır’ çadırlarına gittim. Mesela bugün Hamamyolu’nda ‘Evet’ çadırını ziyaret ediyordum. Grup olarak arkadaşlarımla fotoğraf çektirirken bir hanım geldi arkadan hayır broşürünü koydu. Bende, merhaba buyurun katılın dedim. Saygı duyduğumu söyledim. Sarıldık, öpüştük. Kimse bireysel kararından ve düşüncesinden kaynaklı suçlanamaz. Bu anayasal bir haktır. Biz bilgilendirmekle sorumluyuz. Ben inandığım bir şeyi inandığım şekilde anlatır, bilgi veririm. Ama karar bireyseldir. Ona da saygım sonsuz.
ESKİŞEHİR’E YAKIŞIR BİR SÜREÇTİ
Saha çalışmalarınız esnasında tepkiler nasıldı? İzlenimlerinizi anlatabilir misiniz?
Eskişehir’in daha farklı bir yapısı var. Öncelikle bu nedenle gurur duyuyorum şehrimle ve tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekküre diyorum.  Eskişehir’e yakışır bir süreç geçirdiğimize inanıyorum. Hem Cumhuriyet Halk Partisi’nden olan milletvekillerimiz olsun hem bizler karşılıklı bilgilendirme çabasındaydık. Hem onlar hem bizler bu sürece katkı sunduk. Vatandaşlarımız gelip şu nedenle ‘Hayır’ diyoruz dediğinde ben mutlu oluyorum. Çünkü onları da anlamaya çalışıyorum, onların da bir bakış açısı var. Belki bizim görmediğimiz bir şeyi görüyorlar veya yanlış bir bilgilendirme varsa doğrusunu paylaşıyorum.
BİR SÜRÜ ŞEYİN YETKİSİNİ VERİYORUZ
En tartışmalı konulardan biri milletvekilliği yaşının 18’e düşürülmesi. Bu maddeye açıklık getirebilir misiniz?
18 yaş daha ergenlik dediğimiz dönem tam karakterin oturmadığı bir dönem belki de. Ama bunu genelleştiremeyiz. Kendisini yetişirmiş, gerçekten belli alanlarda kendini olgunlaştırmış gençlerimizi görüyorum ben. 18 yaşa öbür taraftan baktığımızda; biz 18 yaşında evlenebilirisin, kararını verebilirsin diyoruz, seçebilirsin diyoruz, ehliyet veriyoruz, askere gönderiyoruz vatanı koru diyoruz. Bir sürü şeyin yetkisini veriyoruz artık. Bu yüzden 18 yaşın olması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca 18 – 25 yaş arasında 7 buçuk milyon nüfusumuz var. Bu kitlenin Meclis’te temsil edilmesi lazım. Ve bu temsiliyet ile Meclis’in bir dinamizm kazanacağını düşünüyorum. Avrupa ülkelerine baktığımızda ülkelerin yüzde 73’ünün seçilme yaşı 18. O zaman biz gençlerimize güvenmiyor muyuz? Bizim genç ve dinamik nüfusumuz var. Meclis’te temsil edilmeliler.
Yeni sistemle tek adamlığın geleceğini söyleyenler var. Bu yöndeki eleştiriler için ne düşünüyorsunuz?
Ben sadece örnek veriyorum. Aslında şuan ki mevcut sistemde tek adamlık var. Çünkü bizim mevcut anayasamız 1982 yılında askerler tarafından hazırlanmış ve daha sonra bazı maddeleri değiştirilmiş yamalı bir bohça. Tabi Kenan Evren’in uzun süre cumhurbaşkanlığı yapacağı düşünülmüş ve makamı ona göre tanımlamışlar. Sonsuz yetki ve hiç cezai sorumluluğu yok. Bundan güzel makam yok. Sadece cumhurbaşkanı Meclis’in dörtte üçünün çoğunluğu ile vatan hainliğinden suçlanabiliyor. İstese şuan Sayın Erdoğan ya da geçmişteki cumhurbaşkanları, tek adamlık yapabilirlerdi. Çok müsait bir anayasa şuan ki.
CEZAİ SORUMLULUK GELİYOR
Biz de diyoruz ki önerdiğimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanıyor ve sınırlandırılıyor. İcraata yönelik yapabilecekleri de tanımlanıyor. Ve en fazla iki dönem seçilebilir. Bu da beş yıl olarak varsaydığımızda toplam on yıldır diyoruz. Çok büyük cezai sorumluluk geliyor. Cumhurbaşkanı her yaptığı iş ve işlemden her şekilde yargılanabiliyor. Yürütme olarak da bakanlara da aynı cezai sorumluluk geliyor. Mevcut sistemde var ama kâğıt üzerinde kalmış. İşlevsel olmamış. Yetkileri sınırlanmış. Sadece KHK çıkarabilir.
SINIRLANDIRILMIŞ BİR YETKİ
Anayasada sınırlandırılacak. Yerel yönetimlere hiçbir şey çıkaramaz. Bunlar hep yasayla belirlenmiş zaten. Kararnameleri yürütmeye yönelik çıkarabilir sadece. Muhtarlıklara müdahale edecek, belediye başkanlarını atayacak deniyor. Hayır yapamaz. Anayasanın 127. maddesinde bununla ilgili açıklama var. Anayasayla belirlenmiş yani. Biz diyoruz ki, cumhurbaşkanı kararname çıkarabilir. Ama kanun, kararnameden üstündür. Kanun teklifini de sadece milletvekilleri verebilir. Diyelim cumhurbaşkanı icraata yönelik bir kararname çıkardı, Meclis’te milletvekilleri de bundan rahatsız. Anında aynı konuda kanun teklifi verebilir. Ve kanun teklifi kanunlaştığı anda da o kararname geçersiz sayılır. Meclis şuan olmayan fonksiyonunu kazanmış olacak. Gerçekten tek adamlık demeyi anlamıyorum. Tamamen cezai sorumluluk geliyor. Yasamanın denetleme gücü gelecek. Avrupa ülkelerine baktığımızda kral ya da kraliçe var. Evet, parlamento da var ama başlarında bir kral ya da kraliçe de var ve ölünceye kadar o makamda oluyor. Biz öyle de demiyoruz. En fazla iki dönem cumhurbaşkanı olabilir diyoruz.
16 Nisan’dan sonra neler bekliyor Türkiye’yi? 17 Nisan’dan sonrası için düşünceleriniz neler?
16 Nisan akşamı inşallah güçlü bir ‘Evet’ ile çıkacağız. Buna inanıyorum. Böyle olması gerektiğine gerçekten inanıyoruz. Çünkü Türkiye’nin şuan içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik konjonktür çok kolay değil. Bu sebeple birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Size de bahsettiğim gibi güçlü bir ‘Evet’ ile çıktığımızda da istikrar döneminin başlangıcı olacak. Ekonomik ve siyasi istikrarı olan bir Türkiye’ye, önünü gören, beklentilerin yönetildiği, artık erken seçim mi koalisyon dönemlerinin gündeme gelmeyeceği bir Türkiye dışarıya da çok farklı mesaj verecek. Ama sonuç ne çıkarsa çıksın biz 17 Nisan sabahı bir bütün olarak birlikte olacağız. Bizi ayrıştırmak isteyenlere izin vermeyeceğiz. İnşallah güçlü bir ‘Evet’ ile çıkacağız.
KADINLARIMIZA GÜVENİYORUM
Kadın bir siyasetçi olarak referandum öncesi kadınlara bir mesaj vermek ister misiniz?
Bir kere biz kadınlarımıza güveniyorum. Anketlerden örnek vereyim. Kadınlara eşinizin siyasi görüşüne göre mi oy verirsiniz diye sormuşlar. Kadınların yüzde 78’i hayır, ben kendim karar veririm demiş. O yüzden kadınlarımızın bu karakteri beni çok mutlu ediyor. İnşallah gidip eye inanıyorlarsa ona oy verecekler. Ben bir kadın siyasetçi olarak kadınların her zaman yanındayım. Onların refah düzeyini, özgürlüğünü arttıracak çalışmalarımız devam edecek.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Eskişehir yetersiz kaldı

Eskişehir yetersiz kaldı

18:34 17 Mayıs 2017
Bir ömür mutluluklar

Bir ömür mutluluklar

21:29 20 Mayıs 2017
‘AVUÇ AÇMAYIN’

‘AVUÇ AÇMAYIN’

23:59 11 Mayıs 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...