İnsan: Akıllı ve Sorumlu Varlık

Güncel Hit: 129 / Yorum: 0 / 12 Haziran 2017 16:14
İnsan: Akıllı ve Sorumlu Varlık
-A +A


Varlık sebebimiz,  her şeyden önce Hakkı tanımak, O’na tabi olmak ve yaratılış amacımıza uygun bir hayat sürmektir.. Günde beş vakit okuduğumuz Fatiha’da, Rabbimizden; bizlere hidayet vermesini ve bizleri dosdoğru yola ulaştırmasını niyaz ederek rükûlarımıza, secdelerimize, dualarımıza başlarız. Bu dosdoğru yol peygamberlerin, salihlerin, yoludur. Bu yolda ubudiyet, muhabbet, teslimiyet, sadakat ve samimiyet vardır. Bu yol, yolcusunu selamete, huzura ve felaha ulaştırır.
Mümin olarak Rabbimize karşı sorumluluğumuz, teslimiyet ve sadakat sahibi bir kul olmaktır. Her vesile ile Allah’ın rızasını aramaktır. O’na itaatsizlikten, ateşe düşmekten korkarcasına sakınmaktır. O’na, göndermiş olduğu kitaba ve peygambere karşı samimi olmaktır.  Kendimize karşı sorumluluğumuz, Yüce Rabbimizin bize vermiş olduğu maddi ve manevi imkanları meşru ölçüler çerçevesinde kullanmaktır. Allah’ın her birimize bahşettiği akıl ve bedeni, bilgi ve tecrübeyi, gücü ve kudreti insanlığın hayrı için seferber etmektir.  Ailemize, akrabamıza, kardeşlerimize karşı sorumluluğumuz onlara sevgi, insaf ve merhametle muamele etmektir. Yaptığımız iyiliğin, yardımın, fedakârlığın karşılığını yalnızca Allah’tan umarak yanlarında yer almaktır. Onların onur ve haysiyetlerini, hak ve hukuklarını korumaktır. Diğer insanlara karşı sorumluluğumuz ise,     onlara adaletle davranmaktır. Allah’ın var ettiği bir değer olarak her insanın canına, malına, şeref ve onuruna hürmet göstermektir. Hayatın birlikte anlam kazandığını, dünyanın hepimize emanet olduğunu unutmamaktır.
Kardeşlerim! İsraftan haksız kazanca, gıybetten iftiraya, yalandan dolandırıcılığa, hakaretten zulme; İslam’ın yasakladığı bütün davranışlar, günah olmanın yanında birer sorumsuzluk örneğidir. Hem Allah’ın hem de insanların hakkını ihlal etmektir.  Müslüman, şerre alet olmamaya ve kötülükle anılmamaya dikkat eder.  Çünkü Allah Rasulü’ne (s.a.s) göre Müslüman; insanların, elinden ve dilinden zarar görmedikleri kişidir. Mümin ise, insanların canları ve mallarını kendisine karşı güvende bildikleri kimsedir.
Ne acıdır ki insanlık ailesinin ortak bahçesi olan dünyada bugün çiçekler solmuş, ekinler kavrulmuş, nehirler kurumuş bir haldedir. Kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımayanlar, mazlum ve masum canlara acımasızca kıymaktadır. İnsanca yaşamaya, hasret kalmış nice mağdurlar evinden, yurdundan hatta canından olmaktadır. Sorumsuzluğun sebep olduğu acının en derin örnekleri başta İslam dünyası olmak üzere, birçok bölgede yaşanmaktadır.
Bizler, hakka ve hukuka inanmış, adaleti yüceltmiş bir medeniyetin mensuplarıyız.  Bizler biliyoruz ki, hiçbir haksızlık, hiçbir zulüm ebedi değildir. Yapılan zerre miktarı iyilik ya da kötülük, şaşmayan hak terazisinde bir gün karşılığını mutlaka bulacaktır. Rabbimize karşı samimi, kendimize karşı dürüst, yakın çevremize karşı merhametli ve insanlığa karşı da adaletli olduğumuz sürece yolumuz sırat-ı müstakim olacaktır. Hiç kimse bizi bu yoldan saptıramayacak, hakkı tutup kaldırdığımızda Rabbimiz de bizi yüceltecektir.
Kardeşlerim! Geliniz hep birlikte Rabbimize el açıp yalvaralım: Allah’ım! Bizleri, sorumluluğunun bilincinde olanlardan eyle. Allah’ım! Bizleri Hakkı hak bilip Hakka uyan, batılı batıl bilip batıldan uzaklaşanlardan eyle. Allah’ım! Bizleri zalimlerle birlikte olmaktan ve Haktan yüz çevirmekten muhafaza eyle. (Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü)    Sorularla Dinimi Öğreniyorum
*************
Soru: Adak nedir, dindeki yeri nedir?
Adak: Bir kimsenin farz veya vâcip cinsinden bir ibadeti kendine borç olmadığı halde yapacağına dair Allaha söz vererek o ibadeti kendisine borç kılmasıdır
    Bazı âlimler, hiçbir dünyevî menfaat ummadan sırf Allah’ın rızâsını kazanmak, ona şükretmek için adak adamasında bir sakınca bulunmadığı görüşündedirler. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Adak, (Allah’ın takdir buyurmuş olduğu) hiç bir kazâyı geri çevirmez. Sadece cimrinin malını eksiltmiş olur.”; “Adak bir şeyi ne ileri alır ne de geri bırakır…” (Buhârî, Eymân, 26; Müslim, Nezir, 2) hadisleriyle şarta bağlı adakta bulunmayı hoş karşılamadığı anlaşılmaktadır.   İmam Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere bazı fakihler yukarıdaki hadislere dayanarak nasıl olursa olsun adak adamanın mekruh olduğu görüşündedirler. Bununla birlikte, Allah’a isyan ve mâsiyeti içermediği sürece, hangi grupta yer alırsa alsın, adakta bulunulduğunda yerine getirilmesi dinen vâcip görülmüştür

Soru: Adak kurbanının bedeli para olarak verilebilir mi?
Belirlenerek adanan şey aynen yerine getirilmedikçe adak yükümlülüğü düşmez Bundan dolayı kurban keseceğine dair adakta bulanan kişi, ancak kurban kesmek suretiyle adağını yerine getirmiş olur. Bu itibarla, adak kurbanını kesmek yerine, parasını fakirlere vermek ya da aynî yardımda bulunmakla bu adak yerine getirilmiş olmaz. Adak kurbanı adayan kimse kurbanını anne baba dede nine, çocukları, torunları, eşi ve zenginlere veremez. Tamamını fakirlere vermesi gerekir(Diyanet İşleri Başkanlığı fetvalarından alınmıştır)

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

17:10 26 Temmuz 2017
ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

19:01 9 Ağustos 2017
Saldırıya 3 tutuklama

Saldırıya 3 tutuklama

18:03 1 Ağustos 2017
Olumlu gelişmeler var

Olumlu gelişmeler var

19:25 21 Temmuz 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir ve Eskişehirspor haber video ve yorumlarıHaber Yazılımı Haber Scripti