SOKAK HAYVANLARI İÇİN MAMA KARŞILIĞINDA İNGİLİZCE ÖĞRETİYOR!

Zeynep Burcu Tekin iyi derecede İngilizce bilen bir hayvansever. Sokak hayvanları için sürekli olarak kırsal alan beslemeleri gerçekleştiren Tekin, yine sokakta yaşayan hayvanlar için mama karşılığında özel dil dersleri de veriyor. Hayvan dostu Zeynep Burcu Tekin, onlar için yaptığı çalışmaları ve hayvanlar ile olan bağını Sonhaber okurları için anlattı.

Güncel Hit: 255 / Yorum: 0 / 8 Ocak 2017 23:50
SOKAK HAYVANLARI İÇİN MAMA KARŞILIĞINDA İNGİLİZCE ÖĞRETİYOR!
-A +A

Eskişehir’de hissedilen sıcaklığın -16 derecelere kadar düştüğü şu günlerde, sokak hayvanları hayata tutunmaya çalışıyor. Sokakta yaşayan canlar iki lokma mama şöyle dursun, dondurucu soğuk nedeniyle içecek su bile bulmakta güçlük çekiyor. Şehir merkezinde bulunan hayvanlar beslenme adına bir nebze de olsa şanslıyken, kırsal alanlara terk edilenlerin hayatta kalmak adına mucizelere ihtiyacı olabiliyor. Zeynep Burcu Tekin, işte o mucizelerden bir tanesi. O, işinin gücünün arasında bulduğu her fırsatta kırsal alanlarda bulunan sokak hayvanlarını besleme etkinliği düzenliyor, gücünün yettiği kadarı ile o canları hayata bağlıyor. Sokak hayvanlarının süper kahramanı Zeynep Burcu Tekin, “Doyuran Dersler” ismini verdiği kampanya ile mama karşılığında özel İngilizce dersler veriyor. Tekin, hayvanlar ile olan bağını Sonhaber okurları için anlattı…

Bize biraz kendini tanıtır mısın, Zeynep Burcu Tekin kimdir?
Merhaba. Öncelikle hem sokak hayvanları hem de kendi adıma göstermiş olduğunuz duyarlılık için teşekkür etmek isterim. İsmim Zeynep Burcu Tekin, 29 yaşındayım. Özel bir şirkette ihracat departmanında görevliyim. Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Eskişehirli olmam ve Eskişehir’i çok sevmem dolayısı ile buradan ayrılamıyorum diyebilirim.

Hayvanlara karşı olan bağın, dostluğun nasıl gelişti?
Aslında her şey üniversite döneminde annemin sokaktan hasta ve yavru bir kedi bulması ile başladı… Onu iyileştirmek için eve alıp bakımını yaparken hayata karşı yepyeni bir gözümüz açıldı. Elbette daha öncesinde de hem aile hatta sülale olarak hayvanlara karşı duyarlılığımız vardı lakin bulduğumuz bu yavru kedi ile yepyeni bir döneme başlamış olduk. Bu canımız iyileştikten sonra sokak bahçe ofis çocuklarına bakmaya başladık. Sonrasında ise kırsal, dağ, bayır, sanayi tarafında yani merkezden uzakta ve daha muhtaç çocuklara karşı çalışmalarım başladı.

Hayvanları sevmek çok önemli elbette fakat sokakta yaşayan hayvanlar sanırım sevgiden fazlasına ihtiyaç duyuyor. Senin onlara karşı büyük fedakârlıklarla çaba verdiğini biliyoruz. Neler yaptığını anlatır mısın?
Önce sadece kendi imkânlarım ile Organize Sanayi Bölgesi’ndeki köpekleri beslemeye başladım.  İşim dolayısı ile orda çalışıyorum ve yüzlerce küpesiz hasta ve yaşam mücadelesi veren kopeklerimiz var bu tarafta. Daha sonra yaptığım bu beslemeleri sayfamda paylaşmaya ve arkadaşlarımdan destek almaya başladım. Aslında amacım sadece onları hayatta tutmak değildi zira herkesin bana ulaşması yardım etmesi elbette ki mümkün değildi. Amacım hayvanlara karşı bir bilinç, bir kamuoyu yaratmak ve herkesin en azından gözünün gördüğü hayvanların kurtarıcısı olabileceğini göstermekti. Bunu da başardım ve bazı arkadaşlarım benimle beslemelere katıldı. Kimisi onlar için yiyecek temininde yardımcı oldu, kimisi benim sayfamda görerek kazandığı bilinçle artık bakmakta olduğu hayvanların resimlerini paylaştı. Daha önce yanımıza gelen bir kedi ile yemek artığını paylaşmayı, bir köpeğin başını okşamayı düşünememiş yapamamış belki de cesaret edememiş herkeste yeni bir bakış açısı uyandırdı aslında. Şu anda aldığı harçlığı, okulda dağıtılan sütü benimle paylaşan minikler de şehir dışından mama hediye eden dostlarım da beslemeye benimle gelip kulübe yapan dostlarım da var. Bir de doyuran derslerimiz var ki her yaşta her seviyede can dostu, benden özel İngilizce dersi alarak bu çocuklara mama desteğinde bulunabiliyor…

Bahsettiğin, ‘Doyuran Dersler’ kampanyası kulağa çok ilginç geliyor. Biraz açabilir misin, nasıl ortaya çıktı, nasıl işliyor?
İşim gereği İngilizceyi ana dilim gibi kullanıyorum ve bir gün sokak hayvanları için daha fazla ne yapabilirim derken böyle bir proje aklıma geldi. 7 aydır doyuran dersler ile 700 kilogram mama alındı. 6 milli 7 yabancı gazetede bu proje yer aldı. Al Jazeera TV’de röportaj yayınlandı. . Yurtdışından çok sayıda tebrik ve teşekkür mesajları aldım. Kaldı ki Fransa’dan dahi sokak hayvanlarına destek olan dostlar edindim.

Sokak hayvanları konusunda sence toplum olarak yeteri kadar duyarlı mıyız?  Bu konuda insanlara vermek istediğin mesajlar var mı?
Maalesef toplum olarak sokak hayvanları özellikle de kırsal da yaşayan hayvanlar için çok duyarsızız. Eskişehir bu konuda daha bilinçli bir şehir olmasına rağmen kırsaldaki çocukların hiçbiri kısır değil. Çoğu açlık ve soğuktan hayatta kalamıyor. Bizim onları görmememiz bizim vicdanlarımızı aklamaz. Nefes alan her canlının ölümünden hepimizin vicdanı sorumludur. Görüyoruz ama görmemezlikten geliyoruz çünkü kolay olan yok saymak. Bu konuda özellikle belediyelere büyük görev düşüyor zira bireysel olarak yapılabilecekler sınırlı. Öncelikle kısırlaştırma belediyelerin temel görevi ve bu görevin aksatılmaması çok önemli.

Ne yazık ki olumsuz haberlerin gündeme geldiği oluyor. Bakımsızlıktan ölen hayvanlar, işkence mağduru hayvanlar, sokağa atılanlar… Bu haberleri gördüğünde okuduğunda neler hissediyorsun?
Bize hayvansever diyorlar. Neden; çünkü tüm hayvanların sorumluğunu bize yükleyerek kendi vicdanlarını rahatlatıyor ve kendi sorumluluklarından kurtuluyorlar. Oysaki hayvansever diye biri yoktur. Vicdanlı yaşam hakkına saygı duyan Allah’ın yarattığına merhamet gösteren ve esirgeyen insan vardır. Buda ne bir lüks ne bir hobidir. Bu insan olmanın gereğidir.  Anneler, babalar, öğretmenler lütfen vicdan sahibi merhamet sahibi kendinden başka bir canlının yaşam hakkına saygı duyan evlatlar, çocuklar, öğrenciler yetiştirsinler.

Hayvanları seven ama onlar için bir şey yapmayan ya da sokakta olanlar için sadece üzülen pek çok insan var. Onlara tavsiyelerin olacak mı?
Hasta bir hayvanı görüp resim çekmeniz, başkasından bir yardım beklemeniz o hayvanın canını kurtarmayacağı gibi sizi de vicdani sorumluluktan kurtarmaz. Üzülmek, insan olmanın bir sonucu lakin sadece üzülmek neye yarar? Bizler Superman değiliz mucizeler yaratmıyoruz. Herkese dağ bayır gezin karda kışta zorlu beslemeler yapın da demiyoruz. Evet, o da bir tercih lakin en basiti kapı önüne yemek artığı, süt, mama, su, ekmek gibi besinler bırakabilirsiniz. Kapı, cam, ofis önüne koyacağınız bir kap yemek, bir kap su sizi de Superman yapabilir! Kaldı ki artık kedi evleri yapmak, kuşlar için ağaçlara ekmek dalları koymak çok basit bir iş… Aslında her şey çok basit yeter ki isteyelim. Şunu unutmayalım;  hepsini kurtaramayız ama hepimiz birini kurtarırsak çok canı kurtarmış oluruz.

Birçok insanın bir hevesle hayvan satın alıp, sonrasında sorumluluğunu kaldıramayarak sokağa attığını biliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersin?
Organize Sanayi Bölgesi’nde besleme yaparken görüyorum ki çoğu cins hayvanlar… Çoğu ya sevgililer gününde ya doğum gününde hediye diye alınmış canlar. Nefes alan bir canlının hediyesi olur mu hiç?  Bir de cins, ırk, yaş, renk diye ayrıştırıyorlar bu canları. O zaman şöyle diyorum, acaba aynaya baktığımızda biz kendimizi onların insanı olarak çok güzel ya da çok cins buluyor muyuz? Sevginin cinsi, ırkı, yaşı olmaz. Sevginin tarifini aslında o hayvanlardan öğrenmeliyiz. Onların sevgi anlayışı karşılıksız… Peki, biz insanlar neyi karşılıksız olarak seviyoruz?

Hayvanlarla aranda güçlü bir bağ var… Peki, insanlarda olmayan fakat onlarda bulduğun şeyler var mı?
Hayvanlarla aramda insanlarla olandan daha kuvvetli bir bağ var. Tek başıma yüzlerce hayvanın arasına gece-gündüz, yaz-kış girerim. Kaldı ki onlar aç iken elimde kemiklerle, ekmeklerle girerim. Bir gün beni korkutan, saldıran, havlayan bir köpek olmadı. Aç olsalar da ben gittikten sonra yemeyi tercih ediyorlar. Çünkü ben korkarım diye endişe ediyorlar. Bu yüzden iki tane tanımadığım insan yanıma yaklaşsa korkarım ama yüzlerce köpek arasına girerken zerre tereddüt etmem. Ben üzüldüğüm zaman kedilerim benden ayrılmaz. Hasta isem kucağımdan inmez. Şimdi soruyorum; kim nankör? Ben hayvanlara hep teşekkür etmişimdir. Beni böylesine yüce bir duygu ile tanıştırdıkları için bir de onlar sayesinde tanıdığım onlarca merhametli vicdanlı can dostu insan için…

Son sözlerini alalım…
Bir tane sokak köpeğinin başını okşadığınız, bir tane kediye süt verdiğiniz, bir tane kuşa ekmek kırıntısı koyduğunuz gün, ruhunuzda bugüne kadar ne kadar büyük bir eksik olduğunu anlayacaksınız. Çok zor değil bir kap yemek, bir kap su ve biraz sevgi. Bu sevgidir ki bizi aydınlatacak, vicdanımızı ısıtacak,  toplum olarak bizi refaha çıkaracak… Zira hayvan sevmeyen, onlara zarar veren insanlardan korkunuz. Onlar ki bugün hayvanlara gösterdikleri merhametsizliği ve şiddeti yarın size, çocuklarınıza gösterecektir. Şimdi hepimiz kapımızın önüne bir kap yemek koyarak aslında Superman olmanın çok da zor olmadığını herkese gösterelim.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Eskişehir yetersiz kaldı

Eskişehir yetersiz kaldı

18:34 17 Mayıs 2017
Bir ömür mutluluklar

Bir ömür mutluluklar

21:29 20 Mayıs 2017
‘AVUÇ AÇMAYIN’

‘AVUÇ AÇMAYIN’

23:59 11 Mayıs 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...