YARDIM KAMPANYASIYLA ÇOCUKLARI KORKUTMAYIN

Güncel Hit: 117 / Yorum: 0 / 25 Aralık 2016 23:54
  YARDIM  KAMPANYASIYLA ÇOCUKLARI KORKUTMAYIN
-A +A

Psikolog Gizem Çeviker  ‘Suriyeli kardeşlerimiz aç yatarken sizler eğlenmeyin’’ diye çocuklara yardım kampanyasının anlatılmasını eleştirerek; “Bu ve benzeri cümleler sonrasında negatif duygulanımlar geliştirebilir, kendilerini suçlayabilir, yemekten içmekten kesilebilir, kaygı ve korkuları artabilir. Dolayısıyla da özellikle çocukların da direkt ya da dolaylı dahil oldukları yardım kampanyaları düzenlenirken/ yayılırken dil ve üslup açısından daha ‘’yaşa uygun ve anlaşılır’’ şekilde düzenlenmesi oluşabilecek sıkıntıları önleyecektir” dedi.
 
Sizi kısaca tanıyalım?
Eskişehir doğumluyum, ilk, orta ve lise öğrenimi burada tamamladım. Lisansımı ODTÜ Psikoloji, ilk uzmanlığımı Gelişim Psikolojisinden aldım. İkinci uzmanlığımı klinik psikolojide tamamlıyor; bir yandan da psikolojide doktora eğitimime devam ediyorum. Daha önce Harvard Üniversitesi Psikiyatri hastanesi, Amsterdam Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü, ODTÜ Psikoloji bölümü gibi çeşitli üniversite ve hastanelerde akademisyen ve psikolog olarak çalıştım. Şu an meslek hayatıma Eskişehir’de kurucusu ve sahibi olduğum Eskişehir Psikoloji Enstitüsü’nde; akademik çalışmalarıma da ODTÜ Psikoloji çatısı altında devam ediyorum. Özgeçmişim ve çalışma konularım hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyen okuyucularımız kişisel web sayfamdan ve sosyal medya hesaplarımdan ‘Uzman Psikolog Gizem Çeviker’ başlığı altında ayrıntılı bilgilere ve bana ulaşabilirler.

 
Çocukların gelişiminde psikoloji ne kadar önemli?
Halk arasında ‘psikolojim bozuldu, bu benim psikolojime iyi geldi’’ gibi hatalı söylemlerle psikoloji kelimesinin karşılığı sadece ‘’iyi olma hali’’ gibi düşünülmekte sanıyorum. Halbuki psikolojinin altında onlarca-tonlarca alt başlık var ve her biri bir uzmanlık gerektirir. Dolayısıyla ‘çocuk gelişiminde psikoloji’ demek yerine, ‘çocuk gelişim psikolojisi ya da çocuk psikolojisi’ denmesi daha uygun diye düşünüyorum. Çocuk psikolojisi dediğimiz zaman da; önemli olanın psikoloji değil, çocuk psikolojisini etkileyebilecek faktörler olduğunu görüyoruz; çünkü ‘psikoloji’ diye algılanan şey değişkendir; bir çok faktör de değişimine katkı sağlar.
 
Çocuk psikolojisine etki eden unsurlar nelerdir?
Sadece çocuk psikolojisine değil, genel olarak çocuk yetişkin fark etmeksizin psikolojiye etki eden faktörler çok ve çeşitlidir ve hepsinin kombinasyonu bambaşka sonuçlar sunabilir bize. Ben profesyonel olarak biyo-psiko-sosyal yaklaşımı daha uygun buluyorum. Bu çerçeveden baktığımızda; en temelde genetik yatkınlığımız vardır, yani biyolojimiz. Biyolojik temelli kişisel farklılıklar noktasında ele aldığımız mizaç (karakterden farklıdır) bu noktada çok önemlidir. Bunun üzerine yetişirken, büyürken aileden aldığınız, gördüğünüz hamurunuzun üzerine eklenir ve çeşitlenir. O yüzdendir ki aynı ailede büyüyen iki kardeş çok farklı olabilirler, çünkü genetik yatkınlıklar farklı. Yine büyüme evresinde sosyal yani çevresel faktörler eklenir hamurunuzun ve aile etkinizin üzerine ve nihayetinde kartopu gibi eklenerek ve çeşitlenerek psikolojik durumunuz oluşur.
 
Erkek ve kız çocuklarında görülebilecek psikolojik sorunlar nelerdir?
Bedensel cinsiyetin psikolojik farklılıklar ya da sorunlar yarattığı konusunda şüpheliyim. Fakat toplumsal cinsiyet bazında bakarsak yani toplumun bizlere yüklediği cinsiyet rolleri bazında bakarsak psikolojik sorunlar açısından farklılıklar bulmak tabi ki mümkün. Örneğin; Türkiye’de ergenlerdeki intihar oranlarına ve sebeplerine baktığımızda; öz kıyım dağılımının kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha sık olduğunu ve çoğunlukla romantik ilişki sebepli olduğunu görüyoruz. Bunun bir sebebi, kız çocukları ‘ayıp, günah, yasak’larla büyürken, erkek çocuklarının ‘’milli olma, aslan parçası, elinin kiri’’ misyonuyla büyütülmesi diye yorumluyoruz. Çünkü yapılan görüşmelerde kız çocuklarının kendilerini suçlamaları, iyi bir evlat olamadıklarını düşünmeleri, yaptığı günah dolayısıyla asla affedilemeyeceğini düşündüklerini görüyoruz. Bu kendini suçlama, değersizlik ve benzeri duygu ve düşünceler kişileri depresyona sürükleyebiliyor ve dünya sağlık örgütü (WHO)  verileriyle de desteklendiği şekilde depresyon kişiyi öz kıyıma sürükleyebilen çok ciddi bir rahatsızlık. Bu ve buna benzeyen toplumsal cinsiyet bazında gelişen psikolojik sorun farklılıklarına ek olarak; kız ya da erkek fark etmeksizin genel olarak karşılaştığımız sorunlar; davranış ve karşıt gelme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk (takıntı-zorlantı), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve duygulanım bozuklukları, uyum bozuklukları, kaygı bozuklukları…vb.
 
Çocuk psikolojisinde annenin ve babanın kritik rolü nedir?
Bu soru benim kişisel ve profesyonel olarak da çok önem verdiğim bir alana değiniyor, ebeveynlik. İnanın bunun önemini anlatmaya ne röportaj zamanımız yeter ne de sayfalar… Kısaca şunu söyleyebilirim: ÇOK ÖNEMLİ! Biraz daha uzununu da şu şekilde ifade edeyim; Çocukluk döneminde, özellikle rutin -kronik şekilde olan deneyimler; çocukların beyin büyümesini ve gelişmesini- dolayısıyla da davranış olgunlaşmasını direkt ve dolaylı olarak etkiler. Yani sünger gibidirler, ne verirseniz –genetik yatkınlıkları çerçevesinde- alırlar.  Örneğin; Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan bir araştırma; ‘kaliteli ve destek içeren bakım’ veren ebeveynlerin çocuklarının daha büyük ve sağlıklı beyin yapıları olduğunu bulgulamıştır. Keza, sevgi yoksunluğunun ve ihmalin olduğu ortamda yetişen çocukların beyindeki ‘’duygu-bellek, sinir kontrolü, öğrenme ve otonom sinir sistemi merkezi’’ olarak kabul edilen hippocampus’ün %10 daha küçük olduğunu bulgulamıştır. Ebeveynlerin koşulsuz sevgi ve sosyal destek sunmadığı, fonksiyonu bozuk, mantıklı tabana uymayan ve yıkıcı tutum ve davranışların sıklıkla görüldüğü aile ortamları çocukluktan itibaren beyin gelişimini, dolayısıyla da zihinsel-bilişsel-sosyal gelişimi etkiliyor. Bunun yanında; erişkinlik döneminde de farklı karakter yapılarına bürünmesini ve aynı/benzer bir aile döngüsünü kendi aile ortamında devam ettirmesini sağlıyor. Konuyla ilgilenen okuyucuları web sitemde ve sosyal medya sayfalarımda sık sık yazdığım makaleleri okumaya davet edeceğim, çünkü bunları yazarken tek gayem daha çok anne babaya ya da anne ve baba adaylarına ulaşabilmek.
 
Son günlerde yaşanan terör olayları çocukları nasıl etkiliyor?
Maalesef yaşayageldiğimiz, devam eden terör ve patlama olayları yetişkinlerden daha çok ve farklı etkiliyor çocukları. Burada kritik nokta çocukların yaşı, çünkü yaşa göre algılama ve yorumlama kapasiteleri de farklılaşmakta. Genel olarak travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları, ölüm korkusu, ayrılma korkusu, terk edilme korkusu gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz. Çocuklar toplum içerisinde gerçekleşen istikrarlı şiddete direkt veya dolaylı yollardan maruz kaldıkça- aynı bizim ülkemizde olduğu gibi (örn.; patlamalar, silah sesleri, ya da medya aracılığıyla) sürekli bir korku ve kaygı hali geliştirirken; etraftaki uyaranlara aşırı hassas olabiliyorlar. Bununla birlikte aralıklarla devam eden sosyal şiddetin bir etkisi olarak negatif duygularla baş etme mekanizmasını sağlıklı geliştiremeyebilir; insanlara ve geleceğe karşı güven duygusu zedelenebiliyor. Bu negatif reaksiyonlar zaman içerisinde kronik sosyal şiddetin de etkisiyle depresyon; kaygı bozuklukları ya da travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Bunun yanında çocukların; sosyalleşme problemleri; fizyolojik sağlık ve okul sağlığı problemleri geliştirmesine etki edebilirken; özellikle ergenlik dönemlerinden başlayarak erişkinlik dönemine uzanan riskli davranışlar (örn.; aşırı öfke, şiddete meyillilik, madde kötüye kullanımı) geliştirmesini tetikleyebiliyor. Yine bu konuyla ilgili de sık sık yazdığım makaleler var, okuyucular daha ayrıntılı bilgiye oralardan ulaşabilirler.
 
Okullarda öğretmenler tarafından tacize uğrayan çocuk yalan söyler mi?
Bu da inanın çok spesifik bir soru. ‘Okullarda öğretmeni tarafından tacize uğrayan her çocuk yalan söyler’ gibi bir genelleme yapamayız. Yukarda bahsettiğim gibi her çocuğu dolayısıyla da böyle bir vakada o çocuğu etkileyen faktörler bir başka çocuğu etkileyebilecek faktörlerle aynı olmayacağı ve tamamen farklı mizaç yapıları olabileceği için, dolayısıyla da taciz durumunda çocuğun baş etme mekanizması çeşitlenecektir. Burada anne babaların yapması gereken en önemli şeyin, önce kendi farkındalıklarını arttırmaları olduğunu düşünüyorum. Tacize uğrayan çocukların verebilecekleri belli başlı fiziksel, davranışsal ve psikolojik sinyaller var, bu sinyalleri yakalayabilmek gerekir. Dahası yakaladığınızı yorumlayabilmek için, her şeyden önce normal gelişim sürecini bilmeniz gerekir, dolayısıyla da anormal gelişimi / anormal bir sinyali yakalayıp yorumlayabilirsiniz. Burada yine çok önemli bir faktör, aile içinde açık iletişim, cinsel gelişim de dahil olmak kaydıyla. Açık iletişim, yargılanmadan koşulsuz kabulün olduğu saygı çerçevesinde kurulan iletişimde yalanın yer tutma olasılığı düşük olacaktır. (konuyla ilgili ayrıntılı makaleleri sayfalarımdan bulabilirler)
 
Son zamanlarda okullarda Suriyeliler için yardım kampanyası başlatıldı. Eskişehir’de bir okulda çocuklara ‘Suriyeli kardeşleriniz aç yatarken sizler eğlenmeyin’ şeklinde söylemler olduğu ve çocukların gece sürekli ağladıkları bundan dolayı ödevlerini yapmadığı iddia ediliyor. Bu durum çocuğun psikolojisini nasıl etkiler?
Böyle bir durumdan haberim yok, ilk kez duyuyorum. Fakat doğru ise de; bu yardım kampanyalarının yapılış şekillerinin, duyuruluş biçimlerinin, yine çocukların yaşı ve gelişimsel basamağı bazında önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle ilkokul çağındaki çocukların ölüm, yaşam, açlık, tokluk, savaş gibi durumları soyutsal anlamda çok sağlıklı anlamlandıramama ve yorumlayamama ihtimallerinden dolayı çocuklarla iletişim kurarken bu minvalde olsun olmasın, onların anlayabilecekleri bir dil kullanılmalı. ‘Suriyeli kardeşlerimiz aç yatarken sizler eğlenmeyin’’ cümlesi küçük yaştaki bir çocuk için suçlayıcı bir cümle olarak anlaşılabilir. Özellikle; yine küçük yaştaki çocuklar bu ve benzeri cümleler sonrasında negatif duygulanımlar geliştirebilir, kendilerini suçlayabilir, yemekten içmekten kesilebilir, kaygı ve korkuları artabilir. Dolayısıyla da özellikle çocukların da direkt ya da dolaylı dahil oldukları yardım kampanyaları düzenlenirken/ yayılırken dil ve üslup açısından daha ‘’yaşa uygun ve anlaşılır’’ şekilde düzenlenmesi oluşabilecek sıkıntıları önleyecektir.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...