KIRTASİYELER EL YAKACAK!

Okunma: 1711
Videoyu Aç KIRTASİYELER EL YAKACAK!
A
a

Döviz kurundaki artışın neden olduğu zamlar sebebiyle kırtasiye masrafları ikiye katlandı. Okulların açılmasına az bir zaman kala artan kırtasiye malzemeleri fiyatları hakkında konuştuğumuz ÖVDER Şube Başkanı Heval Yıldız Karasu, velilerin neredeyse yüzde yüzlük zamlarla karşılaşacağını söyledi.

RÖPORTAJ: MELTEM KARAKAŞ KAYA

Geçtiğimiz sene A4 kâğıdının 9 liraya satılırken; bu yıl ise 22 liraya satıldığını vurgulayan Karasu, “Geçen sene anaokulu malzeme listesi normalde 100-250 lira arasında değişirken; bu sene 200-450 lira arasında değişiyor. 450 liralık bir kırtasiye malzemesi asgari ücretin dörtte biri kadar” dedi.
 
Ekonomik kriz kırtasiye malzemeleri fiyatlarında ciddi artışa sebep oldu. ÖVDER ailelerle görüştü mü bununla ilgili? Nelerde artış oldu? Bu artıştan en çok toplumun hangi kesimi etkilenecek?
Bugün (Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği) ÖVDER’in görüştüğü insanlardan eğitim masraflarından en çok şikâyet edenler asgari ücretli aileler, çiftçiler ve memurlar olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü çiftçilerin gelirlerinde hiçbir artış yokken başta eğitim masrafları olmak üzere giderleri çok fazla arttı. Memurların durumu da keza aynı şekilde. Yetiştiremediklerinden dert yanıyorlar ve hele üç çocuk okutanlar hiçbir şekilde yetiştiremediklerinden bahsediyorlar. Ama en acı şekliyle bir evde tek asgari ücretle çalışan varsa bu arkadaşlar sadece bir anaokulu çocuğu için bile asgari ücretin dörtte birini vermek durumunda. Ki bu sadece kırtasiye malzemeleri için geçerli. Çünkü anaokulları bu ailelere kırtasiye malzemelerinin olduğu bir liste veriyor. Bizim kırtasiyecilerle yaptığımız görüşmeden geçen sene fiyatları ile 2018 fiyatları arasında ciddi fark olduğunu görüyoruz. Niye arttı derseniz, geçen sene anaokulu malzeme listesi normalde 100-250 lira arasında değişirken; bu sene 200-450 lira arasında değişiyor. 450 liralık bir kırtasiye malzemesi asgari ücretin dörtte biri kadar. Daha bunun içinde giysisi, servis parası, okul kayıt parası, zaman zaman okulun aldığı ihtiyaçlardan kaynaklı para yok. Sırf kırtasiye malzemesi bile bir asgari ücretlinin maaşının dörtte birine eşit olduğu dönemden geçiyoruz. Bunun da sebebini bize kriz olarak açıklıyorlar. Ama o krizi bu asgari ücretliler, çiftçiler, memurlar yaratmadı. Hani krizin asıl müsebbibi olan insanlar krizin faturasını ödemiyor; asıl ödememesi gereken insanlar ödemek zorunda bırakılıyor.  Bunu söyleyebiliriz.
 
Kırtasiyecilerle görüştünüz mü?
Krize dair kırtasiyecilerle görüştüğümüzde geçen sene en basitinden A4 kâğıdından bahsedersek, 9-10 liraya satılırken; şu anda bu A4’ün fiyatı 22 lira. Yüzde 100’ü de aşan bir zam var ortada. Bu bile aslında kırtasiye malzemelerinin ne kadar arttığının göstergesi. Mesela çanta fiyatlarında da artış var. Geçen yıl 40 lira olan bir çantanın şu an 80-90 liradan aşağı satılmadığını söylüyorlar. Sebebini de şöyle açıklıyorlar: Aslında bizim ülkemizde ham madde ihtiyacı karşılanabilecek durumdayken, bu hammaddeyi karşılayamadığımız için üretimi de başka yerlere yaptırıyoruz. Dolayısıyla bu malzemeler çok fazlaya mal oluyor. Bizde insanlara bu fiyatlara satmak zorunda kalıyoruz diyorlar.


 
BAĞIŞ ADI ALTINDA KAYIT PARASI
Sırf kırtasiyesi bu. Bu insanlar çocuklarına daha giysi alacak, servis parası ödeyecek, bu insanlar ne yazık ki şöyle bir şeyle karşılaşacaklar: Özel okullar çok fazla teşvik edildiği için insanlar devlet okullarına bile inanılmaz miktarlar ödemek zorunda kalıyorlar. Bağış parası adı altında velilere dayatılan kayıt paraları var. Yani biz geçen seneden biliyoruz, bazı okullarda öğretmenlerin fiyatlarının bile asılı olduğu listeler vardı. Sonra tepkiler üzerine o listeler geri çekildi. Mesela A öğretmenine kayıt yaptırmak isteyenler 5 bin lira, B öğretmenine kayıt yaptırmak isteyenler 4 bin lira gibi kayıt paralarından bahsediliyordu.
 
Peki, krizden kaynaklı MEB’nın bütçesinden tasarrufa gidilecek olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ailelerden ve çocuklardan gelen şikâyetlerden biliyoruz. Ne yazık ki okullarımızın temizliği yeterince yapılmıyor. Okullara yeterli kaynak aktarılmadığı için okulların temizliğini yapacak görevliler istihdam edilemiyor. Bizim çocuklarımız çok kötü ortamlarda tuvaletlere giriyorlar. Belli bir zaman sonra okullarda velilerle öğretmenler karşı karşıya kalıyor ve ne yazık ki temizlik için ücret isteyen öğretmen karşımıza çıkıyor. Isınma parası, elektrik parası istenebiliyor. Bildiğiniz öğretmen ve veli arasında konuşmalar gelir gider hesabına dönüyor.
 
ÇOCUKLARDAN ACISINI ÇIKARIYORLAR
Okullar ne yazık ki parasız kaldığı için kantin işletmelerinden yüksek miktarda kira almak zorunda kalıyorlar. Bu sefer de kantinci de bizim çocuklarımızdan acısını çıkarmaya çalışıyor. Bizim çocuklarımız ayranı 50 kuruşa alacağına 1,5 liraya alıyor ya da tostu 2 liraya alacağına 4 liraya alıyor. Yine bu bir şekilde eğitimin masrafları dönüyor veliyi buluyor. Bütün bunların yanında devletin eğitime daha fazla kaynak aktarması gerekirken aksine kriz var bahanesiyle en olmaması gereken yerden, MEB’ten tasarrufa gidiliyor. Yüzde 18’lik bir tasarruf. Bu tasarrufa giden MEB nedense özel okullarda tasarrufa gitmiyor. Hala özel okula teşvik eden ve devlet okulundan da elini çeken bir devlet mekanizması ile karşı karşıyayız. Oysa devletin asli görevdir vatandaşların eğitim ve sağlık giderlerini karşılamak.  İnsanları en hassas noktalarından vuruyorlar. Çünkü insanlar yemez içmez ama çocuklarını okutur. Ama tasarrufun ilk önce MEB’ten başlaması, devlet okullardan kesinti yapılması asında bu iktidarın bu toplumu yapılandırmasında kriterlerini ortaya koyuyor. Devlet nasıl sağlıktan elimi çekiyorsam, eğitimden de çekiyorum diyor.


 
ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİYLE OYNANDI
Biz çocuklarımıza doğru düzgün eğitim vermeden onların başarılı olmalarını bekliyoruz. Sınavsız geçiş, sistemi karmaşık hale getirildi. İnsanların evlerinin yakınındaki nitelikli bir okula ulaşması gerekiyor normalde. Ama birçok çocuk imam hatibe, meslek liselerine yönlendirilmek istendi. Buna rağmen aileler, çocuklarının akademik eğitim almasını istedi. Bu yüzden üçüncü tercihin sonuna kadar bekleyip akademik eğitim alabilecekleri okulları tercih ediyorlar. Çünkü aileler imam hatiplerin başarı oranının yüzde 10 olduğunu biliyorlar. İmam hatiplerdeki çocuklar da bizim çocuklarımız. Başarılı olmalarını bizler de istiyoruz ama eğitimin niteliği itibariyle başarılı olamıyorlar. Yerleştirmeler esnasında çok şikâyet geldi bize ve veliler, “Devlet bizim çocuklarımızım psikolojisi ile oynadı” dediler. Bilinmeyen bir soru tarzı ile karşılaştı çocuklar çünkü. Sürekli ezbere dayalı bir sistemde eğitim gören çocuklar sınavda okuduğunu anlama tarzında sorular çıktı. O dönemde çocuklar çok üzüldü.
 
Ekonomik kriz, tasarruf ve sınav sistemi derken velilerden gelen diğer şikâyetler neler?
Bir dönem en çok TEOG ile ilgili şikâyetler geldi. Şu an en çok gelen şikâyet artan eğitim masrafları. Kayıt yaptıramamaktan şikâyet ediyorlar, her mahalleden nitelikli okul olmadığı için insanlar sürekli ikamet değiştirmek zorunda kalıyorlar. Buralardan kaynaklı sıkıntı yaşıyorlar. Devlet her mahalleye nitelikli okul yapmak zorunda. Veliler, öğrenciler kapı kapı gezmemeli. Eğitim ailelerin sorunu değil devletin sorunu aslında. Sağlıklı nesiller istiyorsanız iyi bir eğitim sistemi kurmalısınız.
 
LÜKSLERİNDEN TASARRUF ETMELİLER
Tasarruf adı altında şu an devlet okullarından tasarruf yapılıyor. 2005’te 800 civarında olan okullar on senelerde yaklaşık 3000’e çıkmış. Devlet, “Dershaneleri kaldırıyorum” dedi ama özel okullara teşvik sağladı. 70-100 bin liraya özel okulda çocuk okutmak zorunda kalan veliler var. Bütün eğitim sorumluluğunu ailelere atmak devletin en büyük handikabı zaten. Çocukların yüzde 40’ı özel okullara yöneliyor şu an. Devlet okullarındaki niteliksizlikten kaynaklı bu da. Bakın özel temel liselerde okul bahçesi yok, müzik, resim, beden eğitimi dersi yok. Bu doğru bir eğitim şekli değil. Sağlıksız nesiller yetişiyor. Bu çocuklar gençler. Hayallerini resimle, müzikle şekillendirir. Çocukların yeteneklerini de öldürür bu. Sürekli sınav ve ezber odaklı. Ama şu anki temel liseler de işletmeci mantığı ile çalışıyor.
İlla tasarrufa gidilecekse çocuklardan değil de Bakanların kendi lüks hayatlarından tasarrufa gidilmeli. Çocuklarından üç kuruş eğitim masrafından kısıyor. Ama lükslerinden tasarruf edilmiyor. Ya da diğer Bakanlıklardan tasarrufa gidiliyor mu bilmiyoruz.
 
1000
icon
ALİ 10 Eylül 2018 07:54

toplu ulaşımda el yakacak

0 0 Cevap Yaz
alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi