Ayhan Aydıner

‘ADALET HAKSIZ OLANA ZULÜMDÜR’

26 Mart 2019 23:59
A
a

Çok eski yıllarda İngiltere’de bir gelenek varmış. Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş. Bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış. Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş… Ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış. Ahali merak içinde kalıp papaza koşmuş: “Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki o ölünce çan beş kez çalınsın…” Papaz yanıt vermiş: “Kraldan daha önemli bir şey var!.. Adalet öldü.” Georges Clemenca ‘Adaletsiz bir ülke mezbahadan başka bir şey değildir’,  Daniel Defoe da ‘Adalet haksız olana zulüm gibi gelir’ demiştir.  Seçim döneminde karşısındaki rakibini ve ona oy verecek  seçmenleri yargı ile tehdit etmek hukuk devletinde olmaz. Bu insanları ötekileştiren davranış ‘ancak geri kalmış üçüncü dünya ülkelerinde’ yapılır. Türkiye’de üzerlerindeki siyasi baskılara rağmen gerçekten görevlerini iyi yapan hakimler var. Ancak  ne  yazık ki; Türk hakimlerinin aldığı kararları uygulamayan siyasiler ve bürokratlar da var.  Devletin başındaki kişiler alınan yargı kararlarını hiçe sayarsa, ülkede ‘hukuka ve adalete olan güven’ yok olur. Napolyon Bonaparte ‘Bir savaş yapıp kazanmak için ne gerekir?’ sorusuna ‘Para para para’ yanıtını vermişti. ‘Ülkelerin uzun yıllar ayakta kalması, insanların huzurlu ve mutlu şekilde yaşamaları için ne gerekir?’ sorusuna ben; “ADALET ADALET ADALET” yanıtını veriyorum…
 ---------------------------------------------------
HANGİSİ DAHA SAMİMİ?

Bir okurum Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Hasan Tuç’un kendi sosyal paylaşım sitelerinde paylaştıkları ‘hayvan sevgisini vurgulayan fotoğrafları’ göndermiş. Bir de ‘Hangisi samimi?’ diye not yazmış. Ben bu iki fotoğrafı yorumsuz olarak köşemde yer veriyorum. Hangisinin ‘daha sıcak ve samimi olduklarına’ siz  okurlarımız karar verecek. Ancak Hasan Tuç’un bilboardlardaki seçim sloganlarını ‘çok yetersiz ve itici bulduğumu’ söylemek istiyorum.  Kentin en deneyimli siyasetçilerinden birisi olan Tuç,  Burhan Sakallı ve Volkan Doğan’ın seçim afişlerine ve sloganlarına baktığında ‘bu konudaki yetersizliği’  fark etmiyor mu?
 ------------------------------------------------------
SENDİKACI BAŞKANLARIN
HUKUKÇU ÇOCUKLARI

MHP İl Başkanı İsmail Candemir dün kendi sosyal paylaşım hesabında partilerine üye olan iki gençle olan fotoğrafını paylaşması dikkat çekti. Candemir yaptığı paylaşımda; “Genç hukukçu kardeşlerimiz Serhat Orhun Urfalı ve Hayri Anıl Kararman’ın parti üyeliği hayırlı olsun” diye yorumda bulundu. Peki  MHP’ye üye olan ‘pırıl pırıl iki genç avukat’ kim?  Kentimizin önde gelen memur sendikası başkanlarının çocukları.  Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Serhat Orhun Urfalı ‘Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Haydar Urfalı’nın oğlu. Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Hayri Anıl Kararman’da ‘Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Hüseyin Kararman’ın oğlu. Babaları sendikacı olan iki genç hukukçu kent siyasetine taze kan olacaktır. Babalarının ‘sendikal alanda gösterdiği başarının aynısını siyasi yaşamda’ çocuklarından da bekliyorum...
 ------------------------------------------------------
SORUNLARI HALKLA ÇÖZECEK

Ali Paşa Şanlı Eskişehir memur sendikacılığının ‘efsane önderlerinden’ birisidir.
 
ANKET YAPTI
Aynı zamanda eğitimci olan Şanlı ‘yıllarını hep emek mücadelesine’ adadı. Sürgünler yedi, cezalar aldı. Ama o ‘dik duruşundan’ asla vazgeçmedi. Elinde ‘megafonuyla eylemlerde’ hep öndeydi. Şanlı emekli olduktan sonra özel sektörde eğitimci olarak kendine iş bulamadı. Çünkü Şanlı ‘eylemci’ kimliğiyle işverenler için ‘çok sakıncalıydı.’ O da emekli ikramiyesiyle bir kıraathane açtı.  Ocağın başına geçip, ekmek parasını doldurduğu çaylardan kazanan Şanlı, 31 Mart yerel seçimlerinde Yenikent Mahallesi Muhtarlığına aday oldu. Şanlı ile dün sohbet ettim.  30 yıldır Yenikent’te oturan Şanlı evleri tek tek dolaşarak, anket yaptı. 3452 evle iletişime geçmiş. Her eve bir anket kağıdı vermiş. Çalışma kapsamında ‘1665 veri’ elde eden Şanlı, bunları düzenleyerek, kitapçık halinde rapor oluşturdu.
 
MEGAFONLU MUHTAR
Hizmet önceliği belirleme anketinde Yenikentlilerin yüzde 15’i ‘semtte kurslar açılmasını’ istemiş. Yüzde 13’ü ‘güvenlik ihtiyacının giderilmesini’, yüzde 12’si  ‘sosyal etkinler yapılmasını’, yüzde 11’i ‘temel ihtiyaçlarla ilgili sorunların’ çözülmesini, yüzde 9’u ‘ulaşım rahatlığının sağlanması’, yüzde 9’u yol bakım ve onarımlarının yapılmasını, yüzde 8’i alışveriş alanı ihtiyaçlarının karşılanmasını istemiş. Ankette  ‘en çok çözüm bekleyen hedef kitle yüzde 73 oranıyla kadınlar’ çıktı. Şanlı bu anket sayesinde Yenikent’in sorunlarını bildiğini ifade ederek;  mahalle sakinlerine ‘hep birlikte çözme sözünü’ verdi. 31 Mart’a çok iyi hazırlanan Şanlı muhtar seçilirse, Yenikent’te ‘renkli görüntüler’ yaşanır. Şanlı eline megafon alıp, Yenikent’in yaşadığı sorunların çözülmesi için halkla birlikte  eylemler gerçekleştirebilir. Daha önce de yazdığım gibi  ‘Megafonlu Muhtar’ olarak tarihe geçer.
 ----------------------------------------------------
PARMAĞINI SOKMAYAN GARSON

Adamın biri lokantaya gitmiş. Çorba istemiş. Garson çorbayı getirmiş. Adam ‘bu çorba soğuk, götür’ demiş. Garson bir daha çorba getirmiş. Adam kaşığını bile sokmadan ‘bu da soğuk’ demiş. Garson söylene söylene bir daha çorbayı götürüp, yenisini getirmiş. Adam ‘bu da soğuk’ demiş. Garson; “Beyfendi tadına bile bakmadınız. Bu çorba sıcak” demiş. Adam “Bu çorba sıcaksa parmağını nasıl çorbanın içine sokuyorsun?” demiş. Maalesef bazı lokantalarda bir tabak çorbayı veya kuru fasulyeyi parmağını içine sokmadan getiren garsonlar çalışıyor. 1980’li, 90’lı yıllarda  garsonlar sırf ellerini değil, kollarını da içi yemek dolu tabaklar dizerek, servis yaparlardı. 7-8 tabağı servis ederken, ne yemeği dökerlerdi ne de parmakları çorbanın içine girerdi. Bu işi hakkıyla yaparlardı. Çünkü hepsi çıraklıktan (komilikten) gelmişlerdi.  Şimdi öyle mi? Bugün usta-çırak ilişkisi olmadığı için bırakın iki yemek tabağını, birini bile getirmekte zorlanan insanlar garsonluk yapıyor. Lokantacılar Odası bu konuda birşeyler yapmalı. İl Milli Eğitim ile veya belediyelerle işbirliği yaparak, mesleğe yeni başlayan komi ve garsonları eğitmeli. Tüm işyerlerinde çorbayı parmağını sokmadan getiren garsonlar çalışmalı...
 ----------------------------------------------------
NOSTALJİ
SATILMIŞ KILIÇ’TAN HALKALI ŞEKER

Yıl 1985.  34 yıl önce. Yer: Eskişehir’in ölümsüz türküsü ‘Halkalı Şeker’i derleyen merhum Satılmış Kılıç’ın evi. Eskişehir’in yetiştirdiği iki usta sanatçı Satılmış Kılıç ve Tevfik Eriş TRT çekimi öncesi çalışıyorlar. 2001  yılında TRT  çekimleri için Halk Eğitim Merkezi  Türk Halk Müziği korosuyla birlikte Ankara’ya gitmiştim.O yolculuk sırasında Kılıç’ı tanıdım. Çok naif beyfendi bir insandı. Son derece bilgili ve mütevazi kişiliğiyle genç müzisyenlere hep yardımcı olduğunu gözlemledim. 6 Temmuz 2004 tarihinde 75 yaşındayken yaşamını yitirdi. Biz Eskişehirliler olarak, bu  büyük  sanatçıyı asla unutmayacağız. Merhum Kılıç’a Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olsun.  ‘Nazmiyem’, ‘Kirazımın Dalları’ gibi sayısız derlemeleri olan Tevfik Eriş ES TV’de yıllardır  yaptığı ‘Köşe Bucak Hikayeler’ programıyla Eskişehir’in geleneklerini,  değerlerini ortaya çıkarıyor. O’nun sayesinde  geleceğimiz olan gençler Türk örf ve adetlerini öğreniyor. Hayatı TRT’de belgesele konu olan Eriş, Eskişehir’in 250 köyünde program gerçekleştirdi.  Eskişehir’in önemli bir değeri olanTevfik Eriş’e sağlıklı uzun ömürler diliyorum.  Satılmış Kılıç’ın  derlediği Eskişehir’in ölümsüz türküsü Halkalı Şeker’in sözlerini siz okurlarım için köşeme alıyorum;  “Halkalı şeker şamfıstık/ Aman arpalar kara kılçık/ Eğer beni seversen/ Aman al çeyizi yola çık/ Halkalı şeker/ Hasiretlik çeker/ Çok sallanma sevdiğim/ Cahilim aklım gider/ Ben bu yerde haneyim/ Aman yel vurur pervaneyim/ Gidin söylen o yâre/ Aman derdinden divaneyim/ Halkalı şeker/ Hasiretlik çeker/ Çok sallanma sevdiğim/ Cahilim aklım gider/ Galabak dereleri/ Aman yayılır develeri/ Kalkı da vermiş oynarlar/ Aman şu Gırka efeleri/ Halkalı şeker/ Hasiretlik çeker/Çok sallanma sevdiğim/ Cahilim aklım gider.”
 ---------------------------------------------
FIKRA
ADRES

Temel'le Dursun gezerlerken bir kilisenin önünden geçerler. Temel, Dursun'a 'Ula Dursun 5 dakika bekle bi günah çıkartayım.’ Temel Kiliseye girer Papaz gelir. 'Söyle evladım ne günah işledin?'
Temel: 'Zina işledim.’ Papaz: 'Kiminle’ Temel: 'Sanane ya çıkar günahımı gideyim'. Papaz: 'Ha felanca adreste bir karı var onunla mı zina ettin?’ Temel: 'Yoo’ Papaz: 'Ha felanca yerde bi karı var onunla mı iş tutuyon?' Temel: 'Yoo' Papaz: 'Felanca adreste bir kumarbaz var eve gitmiyo onun karıyı mı beceriyon?’ Temel: 'Yok ya sanane çıkarsana günahımı gideyim.’ Papaz: 'Çıkarmıyom lan yürü git' Temel'i görünce Dursun: Uyy Temel kardeşum tertemiz oldun günahlarından kurtuldun değil mu.' Temel: ‘Yok ula günahlarumdan kurtulmadum ama çok sağlam 3 tane adres aldum...’
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi