Ayhan Aydıner

‘BANA NOT iÇiN GELME ÖĞRETMENİM’

30 Mart 2018 23:59
A
a
‘Öğretmenim dersleri iyi anlar’, ‘Öğretmenin bana değer verip sevgisini gösterir’, ‘Öğretmenim beni sabırla dinler ve sorularımı cevaplandırır’, Öğretmenin davranışları ile bize örnek olur’ İlkokul öğrencileri bu kriterlere göre öğretmenlerine  not verecek. 

NASIL KÖTÜ PUAN VEREBİLECEK?
Öğrenciler, formda beş seçenekten birini işaretleyerek puan verecek.  Bu beş seçenek şöyle sıralanıyor; “Çok az, Az, Orta, İyi, Çok iyi” İlkokul öğrencileri, kendilerine okuma-yazmayı, temizlik  bilgisini öğrettiği öğretmenlere puan verecek. Hangi ilkokul öğrencisi öğretmenine  kötü puan verebilir?  Ortaokul öğrencileri öğretmenlerine şu göstergelere göre puan verecek; “Öğretmenin dersin konularını çok iyi bilir,  Öğretmenim bize değer verip sevgisini gösterir, Öğretmenin başarılı olmam için beni destekler, Öğretmenin Türkçeyi güzel ve anlaşılır biçimde konuşur, Öğretmenim beni sabırla dinler ve sorularımı cevaplandırır, Öğretmenin dersi işlerken günlük yaşamdan örnekler verir, Öğretmenin dersimizi işlerken bilgisayar, etkileşimli tahta, projeksiyon cihazı gibi bilişim teknoloilerini kullanır, Öğretmenin bize sınavlarla ilgili bilgi ve tavsiyeler verir, Öğretmenin bizi  milli ve manevi değerlerimize göre yetiştirir, Öğretmenin davranışları ile bize  örnek olur.” Bu öğrencilerde ‘Çok az, Az, Orta, İyi, Çok iyi’ seçeneklerinden birini işaretleyerek, öğretmenlerine not verecek. 

YİRMİ KRİTER
Lise öğrencileri de 20 göstergeye göre öğretmenlerine not verecek. Bu  göstergeler şöyle sıralanıyor; “Öğretmenin bize değer verir, Öğretmenin davranışları ile bize örnek olur, Öğretmenin milli ve manevi değerlere saygılı, evrensel değerlere açık bireyler olarak yetişmemize katkıda bulunur, Öğretmenin dersin konularını çok iyi bilir, Öğretmenim sınıf içi ve sınıf dışı faaliyetlerinde oluşabilecek kazaları  önlemeye yönelik tedbirler alır, Öğretmenin sınıf içi ve sınıf dışı faaliyetleri işitme, görme, dokunma gibi farklı duyularımıza hitap edecek biçimde düzenler, Öğretmenim sınıf içi demokratik bir tutum sergiler, Öğretmenin sınıfta istenmeyen davranışları yapıcı  bir şekilde engeller, Öğretmenim başarılı olmam için beni teşvik eder, Öğretmenin Türkçeyi  güzel ve anlaşılır biçimde konuşur, Öğretmenim derse aktif katılımımızı sağlar, Öğretmenim bizimle  iyi ve etkili bir şekilde iletişim kurar, Öğretmenim derslerde zamanı etkin ve verimli kullanır, Öğretmenim ders konularını önceki öğrendiklerimiz ile ilişkilendirir,  Öğretmenin dersimizi işlerken bilgisayar, etkileşimli tahta, projeksiyon cihazı gibi bilişim teknolojilerini kullanır, Öğretmenim yeteneklerimizi keşfetmemize yardımcı olur,  Öğretmenim ders içeriklerine uygun farklı sınav türleri ile bizi değerlendirir, Öğretmenim notlarımızı verirken adil ve objektif davranır, Öğretmenim sınav kaygılarımı gidermeme yardımcı olur.” 

‘ETKİLİ İLETİŞİM KURAR’
Velilerin öğretmenlere not vereceği göstergeler de şöyle; “Öğretmen çocuğumun iyi bir insan olması konusunda çaba gösterir,  Öğretmen çocuğumun başarılı olması konusunda destek olur, Öğretmen Türkçeyi güzel ve anlaşılır biçimde konuşur, Öğretmen bizimle etkili iletişim kurar, Öğretmen çocuklarımızla etkili iletişim kurar, Öğretmen çocuğumun eğitimi konusunda benimle işbirliğine açıktır, Öğretmen çocuğumun yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur, Öğretmen çocuğuma not verirken adil ve objektif davranır, Öğretmen çocuğumun sınavlarla ilgili kaygılarını giderici söz ve davranışlar sergiler, Öğretmen bizlere sınav sonuçları ile ilgili bilgi ve  tavsiyeler verir, Öğrencilerin milli ve manevi değerlere saygılı, evrensel değerlere açık bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunur, Öğretmen çocuğuma  tutum ve davranışlarıyla örnek olur, Öğretmen çocuğuma insan ve birey olarak değer verir, İnsan ilişkilerinde anlayış ve hoşgörüyü esas alır, Öğretmen çocuğuma derslerini anlamasına yönelik görev ve sorumluluk verir.”

İTİBARI  KALMAYACAK
Öğretmenler her yıl bu değerlendirme formları üzerinden denetlenecek. Her dört yılda bir de yazılı sınava tabi tutulacak.  Bu değerlendirmelerden elde edilen sonuçlar, öğretmene ‘ek hizmet puanı’ verilmesinde, ‘Ödüllendirilmesinde’, ‘Başöğretmen ve Uzman Öğretmen’ yapılmasında, ‘müdür ve müdür yardımcısı’ olmalarında, ‘yurtdışı görevlendirilmelerde’ kullanılacak. Öğretmenin kariyeri, okul müdürü, veli ve öğrencilerin iki dudağı arasında  kalacak. Öğrenciler ‘Bana not için gelme’ diyerek öğretmenlerin ti’ye alacak.  Baskı altında ders işlemek zorunda kalacağı için öğretmenlerin tüm motivasyonları ortadan kalkacak.  Yeni uygulama ile  Büyük Önder Atatürk’ün “Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır” dediği öğretmenin itibarı kalmayacak....



****
CUMARTESİ HİKAYESİ
'ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR'
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz?” diye sordu.

‘87 YAŞINDAYIM’
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu, Döndüm. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu. “Ben Rose” dedi. “Benim adım Rose, yakışıklı. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?” Güldüm. “Tabii” dedim. “Hadi sarıl bana” Öyle sımsıkı sarıldı ki! “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?” diye şaka yaptım. Minik bir kahkaha ile yanıtladı: “Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.”

KAMPÜSÜN İLAHESİ OLDU
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu. Sömestr sonunda onu konuşma yapması için ‘Futbol Balosuna’ davet ettik. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi. “Ne kadar beceriksizim, değil mi? Özür dilerim. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attım. Sonucu görüyorsunuz. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil.  Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?”

‘ASLA PİŞMAN OLMAYIN’
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: “Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır. Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.  Bir rüyanız olmalı mutlak. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır,  20 olursunuz. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.  Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır.” 

HUZUR İÇİNDE ÖLDÜ
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi… Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı. “Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu.  Rose’un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: “Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur”



****
FIKRA
“BEŞ… BEŞ… BEŞ…”

Yaşlı adam uzaktan gelen “Beş… Beş… Beş…”  çığlıklarını dinledikten sonra “Ya hayatım şu stadyumun yanından taşınalım artık” demiş, “Bu yaştan sonra insan dolduruşa gelip vallahi perişan oluyor.”

****
FOTO ŞAKA


Başbakan Binali Yıldırım: Devlet Bey,  ne zaman başımız sıkışsa siz ‘Hızır’ gibi yetişiyorsunuz. Büyük Kongre sonrasında yapılacak kabine değişikliğinde sizi Başbakan Yardımcısı yapayım.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:  Binali Bey  yeni kabineyi sen mi yapacaksın? Reis  yarın sana ‘İn Ali’ dese   inmeyecek misin?
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi