Yeni bir yıla girerken yepyeni umutlar için coşkulanmak ve 'yılbaşını kutlamak' çok güzel bir insanlık geleneği…
İnsanlığın bu güzel geleneğini dinsel dogmalarla karartarak, yılbaşı kutlamalarını karalayan ve çağdışı kara düşünceleriyle ülkemizin ortamını kirletenlere inat; aklımıza ve umutlarımıza daha sıkı sarılmak durumundayız.
Dünyada ve Türkiye'de diktatörlüğün azdığı bir dönemde umutlara sığınmanın sırası mı demeyin lütfen.
Çünkü insanlık tarihinin gerçekleri diyor ki: 'Diktatörler zayıfladıkça sertleşir; sertleştikçe zayıflarlar… Bu kısır döngü, diktatörün kaçınılmaz kötü sonuna kadar sürer…'
Ve 'Tarihte hiçbir diktatörün ömrü, insanların umutlarını yok edecek kadar uzun olmamıştır…'
Dahası, 'Yepyeni umutlar, umutsuzluk ortamında yeşerirler…'
İnsanlar için, 'Mutluluğa ulaşmanın ilk adımının umutları paylaşmaktan geçtiği…' gerçekliği doğrultusunda, 2018 umutlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

ÜLKEMİZ İÇİN…
Gençlik yıllarımdan beri içimi titreten 'Selam Türkiye'nin ve dünyanın aydınlık geleceğine!' belgisiyle başlamak istiyorum bu bölüme…
Ve umuyorum ki:
  • Ülkemde artık 'barış patlak versin(!)'; lanet olası iç ve dış savaş sona ersin…
  • Demokrasinin sıcacık güvenilirliği, bilimin rehberliği ve sanatın güzelliği sarsın ülkemin dört yanını…
  • 'Sağlık, eğitim, güvenlik, çalışma koşulları, çağdaş yaşam tarzı…' gibi temel toplumsal sorunlarımız; hukukun üstünlüğü ve demokratik parlamenter sistem ilkeleri doğrultusunda çözümlensin…
  • Demokrasi güçlerimiz sığ tartışmalardan arınarak; 'evrensel ilkeler doğrultusunda daha nitelikli, daha kaliteli ve daha kitlesel birliktelikler oluştursunlar…'
  • Büyük bir olasılıkla 2018 içinde gündeme gelecek olan 'seçimler'; umutlarımız için can suyu olsun…
Biliyoruz ki şairin dediğince, 'Sakınmasız bir suyoludur…' umutlarımız.

ESKİŞEHİR'İMİZ İÇİN…
Özellikle son 20 yıl içinde sağladığı 'çağdaş kentsel yaşam' atılımıyla Türkiye'ye ve hatta dünyaya örnek olan Eskişehir'imiz için umuyorum ki:
  • Eskişehir aydınlığından ürken karanlık güçler tarafından son aylarda Eskişehir üzerine kapkara bir bulut gibi çöktürülen 'Kömürlü Termik Santral saçmalığı', öncelikle ve ivedilikle son bulsun…
Eskişehir'in karartılmasını önlemek için; Belediyelerimiz ve ilgili uzman demokratik kuruluşlarımızın öncülüğünde oluşturulan 'Eskişehir Çevre ve Yaşam Platformu' bünyesinde sürdürülecek demokratik mücadelenin kalitesi ve kitleselliği daha da yükselsin…
  • Kentimiz için hazırlanan Çağdaş İmar Planları ve Kentsel Dönüşüm Projeleri, iktidar engellerini aşarak en kısa sürede gerçekleşsin…
  • Sağlıklı ve temiz sularımız, önlerine çıkarılan karanlık engelleri yıkıp geçsin…
  • Eskişehir'in artık simgesi olan 'Çağdaş yaşam tarzı, kültür, sanat ve turizm kenti'
imajı daha da güçlensin…
  • Çağdaş uygulamalarından onur duyduğumuz 'Belediyelerimiz' arasındaki birlik ve dayanışma daha da güçlensin; demokratik birlikteliğin gücüyle katılacakları ilk seçimlerde Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerinin kitlesel destekleri daha da artsın…
ÖNCE SAĞLIK OLSUN…
Tıpkı Ortaçağ'daki veba salgınları gibi, dünyamızı ve ülkemizi saran 'diktatörlük salgınının' yarattığı sağlıksız ortamda…
Ve bu tehlikeli salgını Eskişehir'e de bulaştırmak için kapkara planlar yapan diktatörlük yandaşlarının, sağlıksız bir biçimde saldırganlaştıkları bir süreçte…
' Önce sağlık!...' demek gerçekliği öyle acı bir biçimde dayatıyor ki…
Dahası, ' Sağlık söz konusu olunca, geriye kalan her şeyin gereksiz ayrıntılardan ibaret olduğunu…' yaşamın gerçekleri öyle acı bir biçimde öğretiyor ki…
Onun için ben 2018 yılında tüm insanlara (ve tüm toplumlara) öncelikle 'sağlık' diliyorum.
UMUTLAR EMEK İSTİYOR…
'Demokratik toplumsal yaşam mücadelesi' içinde artık 50 yılı aşmış olan deneyimlerimden öğrendiğim temel gerçeklik; 'umutlar için mutlaka emek harcanması' gerektiğidir…
Mutluluğa dönüşebilmesi için emek vereceğimiz o umutların ise öncelikle 'bilime dayanması ve somut hedefleri olması'; sonra bu amaç için 'elverişli olanaklar sağlanması' gerekiyor…
Ayrıca, umutlarımız için verilecek mücadele 'etnik ve dinsel/ mezhepsel kaynaklı ütopik tutkuların ve korkuların etkisindeki maceracı girişimlerden…' de arındırılmış olmalıdır.
Daha da önemlisi, mutluluk için ortaya konulan emeklerin ve elde edilen olanakların 'hakça paylaşılması' gerekiyor.
Sözün özü, 'özgürlük ve eşitlik dengeleri korunarak sağlanacak demokratik bir
toplumsal yaşamdadır insanın gerçek mutluluğu…'
Ülkemizde umutlarla yüklü yeni bir yaşamın kurulabilmesi için, bugün atılması gereken ilk adım 'AKP/ RTE diktasının durdurulmasıdır…'
Çünkü özellikle 2016/ 2017 yıllarında hızlanan bu tehlikeli ve karanlık gidiş, tüm mutlulukları ve umutları yok edecek noktaya gelmiştir…
Üstelik büyük yanlışlarla yüklü olan bu iktidarın artık varlığını demokratik ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi de mümkün görünmemektedir…
Bu nedenlerle bence ülkemizde 2018 yılı, umutlarla endişelerin acımasızca yarışacağı bir yıl olacaktır…
Umuyorum ve biliyorum ki, bu yarışı umutlarımız kazanacaktır.
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…