Referandum öncesinde Eskişehir'deki merkez sağ partilerin eski milletvekilleri, belediye başkanları ve il başkanları bir araya gelerek 'Hayır Platformu' kurmuştu.

REFERANDUM ÇALIŞMASI

Eski Devlet Bakanı İbrahim Yaşar Dedelek, Eski DYP Milletvekili Fevzi Yalçın, eski Odunpazarı Belediye Başkanı Ayhan Boyer, eski Gümüşkonak Belediye Başkanı Gülvezir Özdamar, MHP eski İl Başkanları Ahmet Vural, Kadir Diker, DYP eski İl Başkanları Bekir Sıtkı Saraç, DYP eski yöneticileri İsmail Hakkı Öztekin, Metin Gündoğdu, Anavatan Partisi eski İl Başkanları Selim Çolpan, İbrahim Kökdere, Hasan Hüseyin Kaya, eski Türk Büro-Sen Şube Başkanı İbrahim Dursun bu platformda yer aldılar. Eskişehir merkez sağ siyasetinin kurt isimlerinin bir platform çatısı altında referandum öncesi çalışmalara başlamasını 'Ak Saçlılar 'Hayır' İçin Sahaya Çıktı' diye yorumlamıştım.

ALKIŞI HAK ETTİLER

16 Nisan referandumunda Eskişehir'de ezici bir oy farkıyla 'Hayır' çıktı. Bu başarıda 'Eskişehir Merkez Sağın Ak Saçlılarının da payı büyük oldu'. Sonuçlara bakıldığında Eskişehir'de MHP ve merkez sağ tabanının en az yüzde 80'i 'Hayır tercihinde' bulundu. Türkiye'de kıl payı farkla 'Evet' çıkarken, Eskişehir'de 'Hayır' farkı yaşandı. İlimizde siyasete yıllarını veren ve bu konuda ikbal beklentisi olmayan Ak Saçlılar' referandum öncesinde kenarda bekleyip, seyirci kalmadı. Türkiye'nin geleceği için sorumluluk aldı. Bu tavırları ve siyasi terbiye ve kültürleriyle genç kuşak siyasetçilere örnek oldular. Bundan dolayı bence alkışı hak ettiler…

///////
NOSTALJİ

ECEVİT'E GÜVENOYU VERDİ
Yıl 1979. 38 yıl önce. 4 Kasım 1979'da ara seçim yenilgisinin ardından CHP 8. Olağanüstü Kurultay'ını toplandı.
BAŞARIYLA TEMSİL ETTİ
Fotoğrafta dönemin CHP Eskişehir Milletvekili İsmail Özen, Genel Başkanı merhum Bülent Ecevit ile birlikte. Ecevit kurultayda güvenoyu istedi. Parti içi muhalefetteki Deniz Baykal ve Ali Topuz grupları yönetimi çok sert bir biçimde eleştirdiler. Güven oylamasında Ecevit, 4 çekimser, 20 ret oyuna karşılık 1341 oy ile delegelerin güvenoyunu aldı. Genel Sekreterliğe Mustafa Üstündağ getirildi. 1977-1980 yılları arasında Eskişehir Milletvekilliği yapan İsmail Özen Kurultay'da Ecevit'e güvenoyu verenler arasındaydı. 1968-1977 arası Çifteler Belediye Başkanı olan İsmail Özen, ilk defa 1977'de girdiği TBMM'de Eskişehir'i başarıyla temsil etmişti.
EZİLENLERİN UMUDU OLDU
4 Kasım 1979'da ezici bir çoğunlukla güvenoyu alan Ecevit, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında CHP ile yollarını ayırdı. Kendi kurduğu DSP ile siyaset sahnesinde mücadelesine devam etti. Sıfırdan kurduğu DSP'yi iktidara taşıyarak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı yaptı. Ecevit hayatını Cumhuriyete, demokrasiye, halka adadı. O bir Karaoğlan'dı, Halkçı Ecevit'ti. Ak Güvercin, Mavi Gömlek, kasketiyle milyonları peşinden koşturdu. Ezilenlerin umudu oldu. İşçinin alın terinin emeğinin korunmasını sağladı. Türk Halkı dağlara taşlara 'Umudumuz Karaoğlan'ı yazmıştı. Dürüsttü, mütevaziydi, şairdi. Türk siyasi tarihinde büyük iz bırakarak, 5 Kasım 2006'da aramızdan ayrıldı.
///////
CUMARTESİ HİKAYESİ
'ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR'
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra 'Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz' dedi.
'87 YAŞINDAYIM'
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu, Döndüm. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu. 'Ben Rose' dedi. 'Benim adım Rose, yakışıklı. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?' Güldüm. 'Tabii' dedim. 'Hadi sarıl bana' Öyle sımsıkı sarıldı ki!' Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?' diye şaka yaptım. Minik bir kahkaha ile yanıtladı: 'Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.'
KAMPÜSÜN İLAHESİ OLDU
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu. Sömestr sonunda onu konuşma yapması için Futbol Balosuna davet ettik. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi. 'Ne kadar beceriksizim, değil mi? Özür dilerim. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attım. Sonucu görüyorsunuz. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil. Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?'
'ASLA PİŞMAN OLMAYIN'
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı: 'Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır. Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak. Bir rüyanız olmalı mutlak. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok. Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz. Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın. Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır. Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır.'
HUZUR İÇİNDE ÖLDÜ
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi… Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı. 'Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını' hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu. Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: 'Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur'

FOTO ŞAKA

Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Muammer Karaman: Necmi Bey, Eskişehir'de 'Evet' çıkması için vallahi gece gündüz çalıştım.
İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen: Muammer hiç çalışmayıp, şehir dışında tatil yapsaydın 'Evet' için daha faydalı olurdun.