8 Ocak 2017 23:57
-A +A
Hasan Atak

Hasan Atak

AKIL TUTULMASI!


Son yıllarda üzerinde çok fazla konuşulan iki kelime ‘akıl tutulması’. Herkes kendi hayat felsefesine ve düşünsel yapısına göre beğenmediği, uygun bulmadığı bir şeyleri birilerini eleştirmek üzere genelde ‘Akıl Tutulması’ ifadesini kullanıyor.
Aklı düşünerek anlamak ve sonuçta kavramak olarak ele aldığımızda akıl tutulmasını da bu üçlü zincirde yaşanan aksaklığın getirdiği bir sonuç olarak görmekte fayda var. Gerek bireysel gerek toplumsal olayların tamamında  içinde yer aldığımız toplumda en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeyin aklın bilimin ön planda olması gerektiğini bir kez daha göz önünde bulundurursak söz konusu kavramların ne kadar önem arz ettiğini az da olsa anlamış oluruz. Özellikle 2016 yılında yaşananlarla birlikte geldiğimiz durum tam anlamıyla akıl tutulması. 
Türkiye’nin politik tarihine yakından bakanlar böyle bir durumun daha önce hiç yaşanmadığını göreceklerdir. Yakın tarihimizle birlikte yoğun olarak yaşadığımız terör, şiddet, ötekileşme, kutuplaşma, özgürlüklerin kısıtlanması, basına uygulanan sansür, iç ve dış siyasette yaşanan başarısızlıklar, ekonomideki tıkanıklık, süreklilik arz eden tutuklamalar, üniversite yönetimlerinin tek ele bağlanması, yargı bağımsızlığının tartışılır hale gelmesi, kamudan ihraçlar ve bunun gibi sayabileceğimiz birçok olayı ele alıp sadece bir an bir kenara bıraksak bile yaklaşık ülkemizi 15 yıldır yöneten bir parti ve onun kurucu liderinin Cumhurbaşkanı olarak göreve başladığı günden bugüne yaptıkları işte bu akıl tutulmasının net bir örneğidir.
Göreve geldiği ilk günden itibaren kendisini Anayasanın, kanunların üzerinde gören, yaptığı tüm konuşmaları siyasi bir parti lideri gibi olan, hesap sorulamaması nedeniyle yaptığı birçok girişim beraberinde Anayasa ihlalini getiren bir Cumhurbaşkanı bunları bile bile Türkiye toplumunun adeta tarihi ile alay edercesine  şekli Cumhurbaşkanı biçimi Başkanlık olan sistemin hayata geçmesi için her yolu deniyor. Çağdaş ülkelerin Anayasalarını bilen Anayasa Hukukçusu hocalarımızın, akademisyenlerimizin bizi aydınlatmalarında fayda var diye düşünüyorum.
Acaba hangi ülkede “Ben önce Anayasayı ihlal edeyim fiili durumu o hale getireyim sonrasında da kendi yaptıklarıma Anayasayı uydurayım” gibi bir durum olduğunu bizlere söylesinler. Tahminim böyle bir durum için söyleyecek pek bir şey bulamayacaklar. Bulamayacakları bir kaç şey daha var diye düşünüyorum, Cumhurbaşkanı yani bir partinin siyasi genel başkanı hangi ülkede Danıştay üyelerinin 12’sini atar? Yine aynı siyasi partinin genel başkanı hangi anayasada HSYK gibi yargı kurumlarının üyelerinin çoğunu atar? En önemlisi Anayasa Mahkemesinin 12 üyesini aynı kişi belirler? Ve bunun adına da demokrasi denir. 
Bugün Türkiye hala demokrasiyi arıyor ise işte bu tür kafa yapısına sahip siyasetçiler yüzünden arıyor. Yerleşik hale getiremediğimiz Demokrasimizin hala olmamasının sebebi Türk halkının kendi haklarını, demokrasiyi savunmada duyarsız olmasından ziyade kafa yapıları kendi çıkarları doğrultusunda belirli kalıplarda çalışan siyasilerin yarattığı koşullardır.  Bu koşulları da değiştirecek olan düşünen, anlayan ve kavrayan bir toplum aklıdır. Bu toplum aklı olmadığı sürece bu kadar açık ve net olaylarda dahi akıl tutulması yaşayacağımız ve demokrasiyi aramaktan kurtulamayacağımız da aşikardır.
 
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

17:10 26 Temmuz 2017
ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

19:01 9 Ağustos 2017
Saldırıya 3 tutuklama

Saldırıya 3 tutuklama

18:03 1 Ağustos 2017
Kitap mezatı yapılacak

Kitap mezatı yapılacak

17:32 28 Temmuz 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir ve Eskişehirspor haber video ve yorumlarıHaber Yazılımı Haber Scripti