Ezgi Uzgel

Bali ve Kutsal

26 Temmuz 2017 13:05
A
a
Bu öykü Bali’de kutsala yaklaşım ile ilgili beni etkileyen bir öykü.
Bali dansı dünyanın en büyük sanat formlarından biri olarak geçiyor. Zarif, karmaşık ve kadim bir dans geleneği, aslında tapınaklarında uyguladıkları kutsal bir dans. Bu dansların koreografisi özenle gizleniyor, kuşaktan kuşağa özenle aktarılıyor ve her şey rahiplerin gözetimi altında yapılıyor. Balililere göre bu dansların amacı evreni korumak. 1060’larda Bali’de ilk kitlesel turizm başladığında ülkeye gelen yabancılar bu kutsal danstan büyüleniyor. Balililer de tapınaklara gelip dansları izlemelerine izin veriyorlar. Turistler küçük bir ücret ödüyorlar girişte. Ancak ilgi gittikçe büyüyor ve yer yetmemeye başlıyor ayrıca tapınaklarda nemli, örümcekli yerler olunca bir Balili bu dansları tatil köylerine taşımaya karar veriyor. Daha rahat ve geniş bir ortamda turistler bu dansları izleyebilir hale geliyor. Ücreti yükseltip bu kutsal danslarını tatil köylerinde sergilemeye başladıklarında herkes halinden memnun önceleri. Sadece daha yüksek görüşlü batılı ziyaretçiler dehşete düşüyorlar, bu kutsal bir şeyin ayaklar altına alınması demek diyorlar. Bunun üzerine bu yüksek görüşlü batılılar kaygılarını Balili rahiplerle paylaşıyorlar. Balililer için kutsal ve dünyevi ayrımı bizler kadar keskin değil. Onlar batılıların tatil köyünde dansı niye dünyevi olarak adlandırdıklarını pek de anlayamamışlar. Onlara göre kutsal her an her yerde. Ancak misafirlerini mutlu etmek için kutsal olmayan yeni danslar icat ediyorlar ve turistler tatil köylerinde sadece bu dansları izlemeye başlıyorlar. Kutsal olan danslar ise yine tapınakların içine çekiliyor. Böylece artık herkes mutlu. Bir an sanki her şey yerine oturmuş.
Ancak nihayetinde hiçbir şey düzene ve haline kavuşmuş değildir. Hayat nehri hep ileriye doğru akar ve hayat yeni yeni şekiller alır. İşte bu nedenle bu uydurulmuş danslar giderek daha karmaşık ve ayrıntılı hale geliyor, dansçılar bu dansları benimsiyor ve yeni bir özgürlük ve yaratıcılık hissiyle danslarını muhteşem bir performansa dönüştürüyorlar. Artık bu danslar da aşkın bir hal alıyor, işlerini o kadar büyük bir aşkla yapıyor ki dansçılar sanki göklerden bir sihir çağırıyorlar. Bu durumu fark eden Balili rahiplerin aklına bir fikir geliyor neden sahte dansları alıp onları tapınaklara taşıyıp kadim dini törenlerimize eklemeyelim ki ve bir tür dua olarak kullanmayalım ki diyorlar. Ve öyle de yapıyorlar. Bali’de yine herkes mutlu olmakla birlikte yüksek düşünceli batılı turistlerin aklı tamamen karışıyor.
Bu öyküyü yazıp paylaşmakla ilgili önce tereddüt ettim. Çünkü herkesin kutsal anlayışı farklı. Bu hikâyede yapılan şey doğrudur veya yanlıştır demiyorum. Bu konuların herkesin kendi iç dünyasına ait ve mahrem olduğunu düşünüyorum. Ancak son birkaç yıldır üzerine düşündüğüm, her an kutsalı hissetmek ve yaşamak konusunda önemli bir ipucu gördüm hikâyede. (Daha uzun versiyonunu Elizabeth Gilberth‘in Büyük Sihir isimli yaratıcı yazarlık hakkındaki kitabında okuyabilirsiniz. ) O da o Balili rahiplerin bir türlü batılıların neden tatil köyünde olduğunda dansın artık kutsal olmadığını düşünmelerini anlayamamalarıydı. Onlar için kutsal her yerdeydi.  Bir takım sorular belirdi zihnimde bunun üzerine.
Sen olsaydın senin için kutsal olan bir şeyin turistlere gösteri olarak satılmasına hoşgörü ile bakabilir miydin?
Sen hikâyedeki gibi kutsalı her yerde görebiliyor musun?
Dansçıların yaptığı gibi yaptığımız işi büyük bir aşkla yaptığımızda o işi kutsal bir hale getirebilir miyiz?
Herkese kendi sorularını ve cevaplarını kendi içinde bulabilmesini diliyorum…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir Haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi