'Bin Dokuz Yüz Seksen Dört' George Orwel'ın politik romanı.
George Orwel,1948 yılında yazmış bu romanı.
Biz kaç yılındayız?
İki bin on dokuz.
İki bin on dokuzun son üç ayı.
Üç ay sonra iki bin yirmi yılında olacağız.
Tabi evrenin milyon yıllarla ifade edilen zaman yolculuğunda toz zerresi kadar bile olmayan bir süreyi kapsıyor bizim binlerle ifade ettiğimiz zaman dilimi.
Ama yine de epey sükseli iki binli yılları yaşamak.
Yirmi birinci asır!
***
George Orwel, günümüzden altmış bir yıl önce yazmış 'Bin Dokuz Yüz Seksen Dört' romanını.
'Okyanusya' toplumunun yaşadıklarını, nasıl yönetildiğini anlatıyor roman.
Ütopik bir roman…
Ütopik ama!...
Romanda anlatılanlar bildiğin gerçek.
Her çağda ve her toplumda yaşanan, yaşanacak şeyler…
***
Okyanusya, baskıcı ve totaliter bir iktidarın yönetimindedir.
Büyük Birader ve onun denetimindeki partisi tarafından sınıflara ayrılmıştır Okyanusya toplumu.
Hiyerarşik bir sınıflandırma vardır…
***
Büyük Birader'in ve partisinin yönetim anlayışı otoriter, baskıcı, yasakçı bir anlayıştır.
Her şey Büyük Birader'in kontrolü altındadır.
Onun bilgisi dahilinde olmadan insanlar tuvalete dahi gidemez.
Kendine ait bir düşünceyi, bir görüşü ifade etmek bir yana, aklından bile geçiremez kimse.
Büyük Birader'in, insanların aklından geçenlerden dahi haberi olur.
Ve Büyük Birader'in düşündüğünden, düşünmeni istediğinden başka bir şey düşünemezsin.
Evinde, kapalı kapılar arkasında da olsan Büyük Birader seni görür.
Mesela akşam eve gelip üzerini değiştirdin.
Pijamalarını yahut da ev kıyafetlerini giyerek televizyon karşısındaki koltuğa oturup bacak bacak üstüne attın.
Elinde de bir fincan yorgunluk kahvesi…
Olmaz!
'Büyük Birader seni gözetliyor!'
O ne çirkin bir görüntü öyle!
***
Ve Büyük Birader'in gücü, istihbarata ve baskıya, yani aykırı davranışta bulunanları hizaya getirmeye dayanır.
Yalnız aykırı davranışta bulunanlar değil, otorite karşıtı düşünenler de 'düşünce polisi' tarafından yakalanıp cezalandırılır.
Bu kişiler önce cezalandırılırlar sonra da eğitime alınırlar.
Böylece Okyanusya toplumunda herkes…
Doğruluk Bakanlığında memur olan Winston ve sevgilisi Julia hariç herkes Büyük Birader'in otoritesini kabul eder.
Ve Büyük Birader'e saygı duyar.
Winston ve Winston'un Büyük Birader'den habersiz cinsel ilişkide bulunduğu sevgilisi Julia da yakalanıp dayanılmaz işkencelerden geçirilirler.
Çünkü partiye yararlı olacak, devlete hizmet edecek çocuklar yapma amacı dışında cinsel ilişkide bulunmak yasak.
Aşk, cinsel arzu, Büyük Birader'in kontrolünde olmayan evlilik, her türlü zevk ve eğlence, insani duyarlılık yasak!
***
Bizde de geçtiğimiz günlerde özel araçlarda sigara içmek yasaklandı.
Özel aracında sigara içenlere para cezası kesildi.
E tabi olması gereken de buydu.
Ne çirkin, ne ayıp bir şey insanların kendi arabalarında sigara içmeleri!
Sadece çirkin ve ayıp değil, hem kendi sağlıklarına hem de toplum sağlığına zararlı bir davranış bu yaptıkları.
Diyelim ki o esnada biz oradan geçiyoruz, arabalarında sigara içenlerin teneffüs ettiği hava bizim ciğerlerimize de zarar verir, sağlığımızı bozar.
Bozmaz mı?
Daha fazla uzatmaya lüzum yok!
Yasak işte!
Yasak!