Doç. Dr. Yağmur Say

ERMENİ MESELESİ ve OSMANLI ERMENİLERİ (2)  

18 Mayıs 2019 22:49
A
a
Yayın Faaliyeti
 
Türk Milleti ile iç içe yaşayan Ermeniler çok büyük ölçüde Türkleştiler. 1841 yılında Amerikan Protestan Misyonerlerinin Ermenilere yönelik olarak yapmış oldukları yayın faaliyetlerinde 1.340.000 sayfa Ermenice, 3.840.000 sayfa Ermeni harfleriyle Türkçe yayın yapmışlardır. Bu Osmanlı Ermenilerinin 4/3‘ünün Türkçe konuştuğunun önemli bir göstergesidir. Böyle bir toplum nasıl olmuştur da isyanlar yapan, devletine, bin yıldır birlikte yaşadığı vatandaşlarına isyan eden, kan döken, can alan bir topluluk haline getirilmiştir? Doğrudan müdahaleyi gerçekleştirmeyen Batılı güçler gerçekçi verilere ihtiyaç duymuşlardır. Yaptıkları araştırmalarda Ermenilerin talep ettikleri toprakların hiçbirinde, Ermenilerin çoğunluk olmadığını görmüşlerdir. Örneğin en çok yaşadıkları yer olan Van civarında Ermeni nüfusu %40’ın üzerinde değildir. Konsolosluk raporları bunları doğrulamaktadır.
 
Lozan
 
Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilere her türlü vaatte bulunan devletlerin Lozan’a gönderdikleri heyetlere verdikleri talimatlar elimizdedir. Bu talimatların hiçbirinde Ermeni Meselesi yoktur. Hiçbirinde Ermeni Meselesi o devletlerin öncelikli sorunları arasında da değildir. En çok Ermenilere sahip çıkan Amerikan Misyonerlerinin Lozan görüşmelerinde 4 tane temsilcisi vardır. Bu 4 temsilcinin 3’ü Amerikan Heyeti, biri de Amerikan Kiliseleri adına Ermeniler lehine çalışma ve kulis yapmak üzere Lozan’a gelmiştir. Türkiye’deki faaliyetlerini sürdürme iznini İsmet Paşa’dan aldıktan sonra, onlar da Ermenileri yüzüstü bırakıp gitmişlerdir.
 
Misyonerler-Sömürgeler
 
Avrupa’nın bu tarihlerdeki Osmanlı Devleti’ne yaklaşımının ve Avrupa’nın siyasi konumunun bu mesele üzerindeki etkileri iyi değerlendirilmelidir. Örneğin, Osmanlı toprakları üzerinde 1816’lardan başlayan misyonerlik faaliyetlerinin etkisi nelerdir. Keza, aynı misyonerlerin Anadolu’daki teşkilatlanmalarını çok iyi tahlil etmek gerekir. Avrupa’nın bu tarihlerdeki sahip olduğu konum iyi bilinmelidir ki, bu da, bu esnada onların dünyayı tamamen parsellemiş ve sömürgeler haline getirmiş oldukları gerçeğidir. 1914’lerde Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları 4 denize açılmaktadır. Osmanlı Devleti, Karadeniz, Kızıldeniz, Akdeniz ve Basra Körfezi coğrafyasında 1.850.000 metrekareyi kapsar. Ayrıca, Doğu ve Batı ticari ilişkilerindeki en önemli kavşak noktalarından biridir. Bunun yanında, dünyayı sömürge haline getirmiş, Batı dünyasının hakimiyeti, burada henüz tam olarak tescillenmemiştir. Ancak, Düyun-u Umumiye ile Osmanlı bütçesinin %44’ü Batılılara aktarılmakta ise de, hala Osmanlı Devleti siyasi gücünü belli oranda devam ettirmektedir. Bunun yanında 1828’de Rusya ile İran arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması ile Ermenistan vilayeti kurulmuş ve buraya nakledilen nüfusla başlayan siyasi gelişmeler, bölge istikrarını tehdit edecek duruma gelmiştir. Nitekim, Anadolu’dan bu yeni kurulan Ermenistan Vilayetine, İran’dan olduğu gibi önemli miktarda nüfus nakledilmiştir ki bu sayı sadece Anadolu’dan göç ettirilenlerin miktarı 250.000 civarındadır.
 
Okullaşma Süreci
 
Bütün bunların yanında 1914’ten önce, misyonerlerin Osmanlı topraklarına gelmesiyle birlikte, bir okullaşma sürecinin de başladığını görürüz. Misyonerler, bu topraklara Müslümanların Hıristiyanlaştırılması için gelmemiştir. Tam aksine, Hıristiyan Ortodoks Kilisesinin mensuplarının Protestan ve Katolik Kilisesine bağlanması düşüncesiyle faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Buna bağlı olarak, 1863’lerden başlayan okullaşma süreci (İlk olarak Robert Koleji kurulmuştur) çerçevesinde, hemen hemen bütün Osmanlı topraklarında yabancı bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. Bu çerçevede Fransa’nın 500, İngiltere’nin 178, Amerika’nın 426, Almanya’nın 140 okulu açılmıştır. 1898’lerde Müslim ve gayr-ı Müslimlerle ilgili orta öğretim okul sayılarına bakacak olursak, İdadi okul sayısı 60, öğrenci sayısı 7671’dir. Rüştiye okul sayısı 425, öğrenci sayısı 27.130’dur. Buna karşılık Osmanlı vatandaşı olan gayr-ı Müslimlerin açtıkları okul sayısı 667’dir. Öğrenci sayısı ise 73.255’dir. Misyoner okullarının 98 okuluna karşılık, 10.246 öğrencisi vardır. Misyoner okullarında, eğitimci ve öğrenci sayılarının yıllara göre büyük bir artış gösterdiği açıktır.
1845 de 34 misyonerle başlayan hareket, 1904 de 1187’ye çıkar. Ancak yerli görevli sayısı 12’den 1057’ye çıkmıştır. Keza okul sayısı 7 iken 465’e çıkmış, yabancı Amerikan lisanslı okullardaki öğrenci sayısı 135 iken 22.867’ye çıkmıştır.
 
Parçalanma-Bölünme ve Demografi
 
Sevr antlaşması ile Osmanlı, önemli toprak parçalarını Ruslara bırakır. İzmir Yunanlara, Marmaris- Antalya Bölgesi İtalya’ya, Urfa- Adana- Halep- Humus Bölgesi Suriye’ye, bugünkü Irak ve Filistin Bölgeleri İngilizlere bırakılmıştır. Kudüs bağımsız uluslararası bir yönetime terk edilirken, Doğu Beyazıt’tan başlayan Kayseri’yi de içine alan bölge Ermenistan olarak belirlenmiştir.
93 Harbinden sonraki süreçte Batı dünyasının önce Rusya’nın, ardından İngiliz ve Fransızların da müdahil oldukları Berlin Antlaşmasıyla Ermenilerle ilgili ıslahat programları devreye sokulmuştur. Rus arşivlerindeki 3200 civarında Anadolu ve Anadolu’daki Rus Konsolosluklarının ve Büyükelçiliklerin gizli raporlarında sürecin nasıl işlediğini görebiliyoruz. Örneğin, Van bölgesinde Konsolos vekili olarak görev yapan Temren, o bölgelerle ilgili olarak raporlarını verirken, yakalanan kişiler arasında Rus uyrukluların da bulunduğunu raporuna yazmış, yani aslında Ermeni komitacılarının içerisinde, Rus ajanlarının da yer aldığı görülür. Aynı şekilde Bitlis de, Müslümanlarla Ermeniler arasında bir problem olmadığını söylerken Temren, komitacıların her Pazar kiliselerde ayin sırasında propaganda yaptıkları ve Ermeni vatandaşlarından, silah alımı için zorla para tahsil ettikleri, vermeyenlerin ölümle tehdit edildiğini ifade ediyor. Bunla birlikte, 1900’lerden başlayan Türkiye’nin Doğu kesiminde Vilâyât-ı Sitte dediğimiz Van, Erzurum, Sivas, Bitlis, Diyarbakır ve Elazığ şehirlerinde ıslahat programları çerçevesinde “Buna daha sonra İngiltere ve Fransa da dahil olmuştur” 1914 şubatında İstanbul’da imzalanan antlaşma gereğince, Trabzon’un da bu şehirlere eklenerek, 7 vilayetin iki ayrı bölgeye ayrılarak Osmanlı vatandaşı olmayan, iki gayr-ı Müslim vali tarafından yönetilmesi karara bağlanmıştır.
 
İç ve Dış Destekler
 
1878 de, Berlin Antlaşması’ndan hemen sonra Van’da Kara Haç Cemiyeti kurulmuştur. Hemen akabinde 1881 de, Rusya yönetiminde Ermenistan’da kurulan dernekler, Anadolu’ya silah göndermeye başlamışlardır. Ayrıca, 1881 de Erzurum’da Anavatan Müdafileri Derneği kurulur. 1885 de Van’da İhtilalci Armenekan, 1887 de Cenevre’de Marksist Ermeniler tarafından Hınçak Partisi kurulur, 1890’da adı İhtilalci Hınçak Partisi olarak değiştirilecektir. 1890’da Tiflis’de Ermeni İhtilal Federasyonu yani bugünkü Ermenistan’da iktidarı paylaşan Taşnaksutyun kurulur. Bütün bu parti ve komiteler, Rusya, İran, Avrupa ve Amerika’da şubeler açar. Örneğin, Armenekan Partisi İstanbul, Trabzon, Muş ve Bitlis’de, Hınçak İhtilalcileri, İstanbul, Bafra, Merzifon, Amasya, Tokat, Yozgat, Arapgir ve Trabzon’da, Taşnaksutyun İstanbul, Doğu Anadolu şehirlerinde şubeler açarak teşkilatlanırlar. Bunlar, terör estirmişler, önlerine çıkan her şeyi acımasızca yok etmişlerdir. Yaptıkları cinayet ve katliamların belgeleri Rus, İngiliz, Amerikan ve Alman arşivlerindedir. (Devam Edecek).  
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi