Yılmaz Hoca Güzel Sanatlar Fakültesi'nde kurduğu atölyede 'akşamları ve Pazar günleri çalışarak, kendisinden önceki tüm rektörlerin heykellerini' yaptı.

BELEDİYE DEPOSUNDA
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Engin Ataç'ın da heykelini o rektör olmadan önce yaptı. Akademi döneminden bugüne kadar rektör olanların heykelleri 'Rektörlük binası girişinin iki yan duvarlarında dörder adet bulunan kolanlara' monte edilecekti. Yılmaz Büyükerşen Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra onun yaptığı eski rektörlerin heykelleri 'önce bodruma' konuldu. Daha sonraki yıllarda dönemin Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı bu heykelleri 'eserlerinizi alın' diye Yılmaz Hoca'ya gönderdi. Dönemin Fakülte yönetimi tarafından yapılan bu tavır sadece Yılmaz Büyükerşen'e değil, 'üniversitenin kuruluşunda büyük emekleri olan Akademi Başkanlarına da büyük saygısızlık ve vefasızlıktı.' Anadolu Üniversitesi Rektörlük binasının girişinin yan duvarlarındaki kolanlarında sergilenmesi için yapılan heykeller yıllardır Büyükşehir Belediyesi'nin deposunda bulunuyor.

ÜNİVERSİTEDE OLMALI
Bu konuda 31 Temmuz Çarşamba günü Görünüm'de kaleme aldığım 'Bu Heykeller Üniversitede Olmalı' başlıklı yazımla gündeme getirdim. Yazım da şu ifadele kullandım; 'Üniversite Rektörlüğü yaptığı dönemde ve Büyükşehir Belediye Başkanlığında 'hayata geçirdiği projelerle Eskişehir'i bir Avrupa Kenti yapan' Büyükerşen kendisinden önceki dönemlerde 'şehre hizmetleri olanlara hep vefa' gösterdi. Onların 'unutulmaması için' heykellerini yaptı. Ama 'yaptığı bu kadirşinastlığa rağmen' kurucu Rektörü olduğu Anadolu Üniversitesi başta olmak üzere geçmişten günümüze hep vefasızlık gördü. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, Büyükşehir Belediyesi deposunda yer alan heykelleri alarak kampusün değişik alanlarında sergilemelidir. Veya daha önce planlandığı gibi Rektörlük binasının yan kolonlarına monte etmelidir. Çomaklı bunu yaparak, üniversitenin kuruluşundaki Akademi Başkanları Orhan Oğuz, merhum Kemal Tuncatay, merhum İlhan Cemalciler, merhum Halil Dirimtekin ve Yılmaz Büyükerşen'e daha önce yapılan vefasızlık ve saygısızlığa son vermelidir. Üniversite eğitimi almak için kentimize gelen gençlerin Eskişehir'in bu önemli değerlerini tanımalarını sağlamalıdır. Bu heykeller belediye deposunda değil, üniversitede olmalı.'

'HAK ETTİKLERİ
DEĞERİ VERECEĞİZ'
Bu yazımla ilgili Rektör Şafak Ertan Çomaklı ile görüştüm. Çomaklı bu yazımı okuduğunu belirterek; 'Geçmişte üniversiteye hizmetleri olanları asla unutmayacağız. Onlara hak ettikleri değeri her zaman vereceğiz. Yılmaz Hoca'nın yaptığı heykeller tabi ki alırız. Ancak şu anda üniversitenin güvenlik sistemiyle uğraşıyoruz. Daha sonra kampüste bazı yeni düzenlemeler yapacağız. Bu işleri tamamladıktan sonra eski rektörlerimizin heykellerinin kampüste yer almaları konusunda çalışma yaparız' dedi. Yılmaz Hoca tarafından yapılan heykellere olumlu bakan Çomaklı kampüste planladığı çalışmalar tamamlandıktan bu konuda gerekeni yapacağını söylüyor.
Umarım, bir an önce bu çalışmalar tamamlanır. Üniversitenin kuruluşundaki Akademi Başkanları Orhan Oğuz, merhum Kemal Tuncatay, merhum İlhan Cemalciler, merhum Halil Dirimtekin ve Yılmaz Büyükerşen'e daha önce yapılan vefasızlık ve saygısızlığa son verilir...
------------------------------------------------------------
KÖRÜ KÖRÜNE 'EVET' DEMEMELİYİZ

Bir gün Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe'den bir Arap devesiyle Şam'a gelmiş.

DİŞİ DEVEYİ AYIRT EDEMEYEN
Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış: 'Ver o dişi deveyi bana!' demiş. Tartışma büyümüş, Küfe'den gelen adam, 'Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir' diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye'ye yansımış. Halk meydanda toplanmış... Muaviye, Küfe'den gelenle Şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış: 'Bu dişi deve Şamlınındır!' Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş: 'Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?' Cemaat hep birlikte bağırmış: 'Şamlınındır!' Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış: 'Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe'ye dönünce gördüklerini Ali'ye anlat ve de ki: 'Ey Ali, Muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!' Eskiden halklar, hükümdarların, diktatörlerin söyledikleri doğru olmasa bile ak dediklerine ak, kara dediklerine kara demek zorunda kalıyordu. Gerçek demokrasiyle yönetilen ülkelerde bu durum asla yaşanmamalı.

DOĞRULARI ISKALIYORLAR
Ne yazık ki ülkemizde insanlar oy verdikleri partilerin liderlerinin 'yanlış olsa bile' onların her dediğini kabul ediyor. Haksızlıklarını, yanlışlarını doğru sayıyor. Bir parti lideri devamlı kandırılıyor. Her kandırılışta 'mağdur edebiyatı' yapıyor. Bundan dolayı dün 'ak' dediğini bugün 'kara' diyor. Ama bunları yaparken, aynı kitle yine 'ellerini patlatırcasına' alkışlıyor. 'Daha dün bunun tam tersini söylüyordun. Birileri bizi kandırsın diye size oy vermedik' diyemiyorlar. İnsanlar nasıl oluyor da 'yargılama, sorgulama ve düşünce yeteneklerini' bir tarafa bırakarak, parti liderlerine körü körünü bağlanabiliyor? Bunu yaparak karşı tarafta olan birçok doğruyu ıskaladıklarının farkına bile varmıyorlar. Türk milleti asildir. Bundan dolayı Muavviye'nin adamları gibi yapılan adaletsizliklere, haksızlıklara körü körüne 'Evet' dememeliyiz. Bu halk zalim diktatör Muaviye'nin değil, Mustafa Kemal Atatürk'ün halkı olarak kalmalıdır. Ve kalacaktır…
---------------------------------------------
NOSTALJİ
KARİKATÜRÜN BÜYÜK USTALARI

Tarihi fotoğraf 1960'lı yıllara ait. Eskişehir'in 'büyük karikatür ustaları merhum Pertev Ertün, merhum M. Rüştü Yetilmezer ve o dönemin genç sanatçısı Yılmaz Büyükerşen' açtıkları karikatür sergisinde objektiflere poz veriyor. Pertev Ertün 6 Ağustos 2009 tarihinde vefat etti. Büyük sanatçının dün 10'ncu ölüm yıldönümüydü. 1922 yılında Eskişehir'de doğan Ertün, genç yaşlardan itibaren mizah dergilerinde karikatür çizmeye başladı. İlk Karikatürü 1944 yılında Sedat Simavi'nin Karikatür dergisinde yayınlandı. Daha sonra Şaka Dergisinde de yayınlandı. İlk kişisel sergisini 1946 yılında Eskişehir Halkevi Salonu'nda açtı. 1953 yılında Yılmaz Büyükerşen ve Beytullah Heper ile birlikte Eskişehir'de 'Saksağan' adlı mizah gazetesi çıkardı. Orman Bakanlığının 'Orman konulu' afiş yarışmasında birinciliğe layık görüldü. Sakarya Gazetesi'nde birlikte çalışma fırsatı bulduğum Pertev Ertün'ü saygı ve özlemle anıyorum. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun...
-------------------------------------------------
FOTO ŞAKA

Eski Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı:
Ahmet Abi, Odunpazarı Belediye Başkanlığı yaptım. Büyükşehir Adayı oldum. Artık beş yıl sonra da Tepebaşı'na aday olurum.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç: Hah hah hah Burhancığım. Bu sözlerinle beni çok güldürdün. Allah da seni güldürsün.
Eski AK Parti Merkez İlçe Başkanı Hasan Tuç: Ahmet Başkan sevinçten mi yoksa üzüntüden mi kahkaha attı, bilemedim.
-------------------------------------------------
FIKRA
DEPRESYON

İlerleyen yaşlarda kadınlar ve erkekler depresyona girerler.
Kadınlarda depresyon şöyle ilerler:
Bunalım… Bunaldım… Bunualım… Bunu alayım… Bunu da alayım… Bunu al bunu… Al bunu da… Bunu da bunu da…
Erkeklerde depresyon şöyle ilerler:
Bunalım… Bunaldım… Bunalımdan çıkmalıyım… Bununla çıkayım… Bununla da çıkayım… Onunla da çıkayım… Hepsiyle çıkayım…