İbrahim Gerede

EY GÜZEL İSTANBUL!...

24 Haziran 2019 22:45
A
a

      23 Haziran akşamı İstanbul seçimlerinin sonuçları TV ekranlarına dökülmeye başlayınca, içimden önce “Ey güzel İstanbul!..” sözleri fışkırdı.
      Sonra da İstanbul ile ilgili şiirler ve şarkılar dönmeye başladı belleğimde…
      Şöyle bir arşivleri karıştırdım; meğer ne çok şiirler yazılmış İstanbul üzerine ve ne çok şarkılar bestelenmiş…
      Bence hepsini özetiyor “Ey güzel İstanbul!” dizesi…
      23 Haziran’da İstanbul’da ortaya çıkan güzelliğin coşkusunu anlatmak için uzun sözlere gerek yok. Ama içimizden akan birkaç özlü sözü de paylaşmamız gerekiyor:
  • “Ve İstanbul’da her şey çok güzel oldu…”
  • “İstanbul’da demokrasi kazandı…”
  • “İstanbul’da demokrasi güçlerinin sağladığı başarının umutları, Türkiye’ye ve tüm dünyaya dalga dalga yayılıyor…”
  • “Ülkemizde ‘her şeye rağmen’, bilim ve demokrasinin öncülüğünde ‘herkesle birlikte’ verilecek mücadeleyle, her şey çok daha güzel olacak…”
 
TEK ADAM SİSTEMİ DEMOKRASİYE TOSLADI…
      Türkiye’de son 17 yılda aşamalarla ortaya çıkan sistem, siyaset bilimi kavramlarıyla şöyle tanımlanabilir:
      “Teokratik (dinsel) ideolojiye ve tek adama dayalı, otoriter (baskıcı) sistem…”
      Böylesi bir “Teokratik Otoriter Sistem”, insanlığın geçmiş çağlarında çokça görülen ve uygulandığı toplumları kan ve gözyaşına boğan bir sistemdir…
     Demokrasiye tamamen aykırı olan bu yüz karası sisteme, son dönemlerde bir de toplumbilim öğretisinde “Yağma Sistemi (Spoils System)” ya da “Parti Devleti” diye adlandırılan uygulamalar eklemlenmiştir.
      “Yağma Sistemi”, bir siyasal partinin sözde demokratik seçimlerle iktidara gelmesi sonucunda, o siyasal partiyi destekleyenlerin/partizanların devlet olanaklarından yararlandırıldığı ve kamu personel kadrolarına liyakat ilkesi gözetilmeksizin atanarak ödüllendirildiği sistemin adıdır.
      Yağma Sisteminin, “Ganimetler muzaffer olanlara” şeklinde hazırlanan ünlü sloganı bütün 19. yüzyıl boyunca ABD siyaset hayatının özeti olmuştur. Günümüz ABD’sinde de oldukça etkilidir.
      “Yağma Sistemi/ Partizan Devlet” uygulamasının tipik özellikleri şöyle özetlenebilir:
  • “Partizanlık”, yurttaşlığın önüne geçer…
  • Tercihlerde “liyakat” değil, “sadakat (biat)” önemlidir.
  • Uygulamada “akıl” değil, “nakil” önceliklidir.
  • Tüm devlet organları, “tek güç olan partinin/ liderin” kontrolü altındadır.
  • Özellikle “istihbarat” inanılmaz derecede siyasallaşmıştır.
      Günümüzün gelişmiş demokrasilerinde Yağma Sisteminin çarpıklıklarına karşı; “Güçler ayrılığı, eşitliği ve çoğulculuğu koruyan demokratik seçim, liyakat, deneyim” gibi demokratik/bilimsel ilkeler öne çıkarılmaktadır.
      Ülkemizde, “kadrolaşma” olarak da anılan bu uygulama, 1970'lerden itibaren öncelikle yerel yönetim ve kamu kuruluşlarında yaygınlık kazanmış, 1980’lerde “Özal’ın Prensleri” olarak anılan ve bürokratik elit oluşturan kişilerin kamu hizmetlerine usulsüz atandığı görülmüştür.
      2002 yılında iktidara gelen AKP, yağma sistemini yaygın olarak kullanmaya başlamıştır.
      İlk yıllarda, “Beraber yürüdükleri cemaat(!)” ile paylaştıkları sistem, günümüzde “RTE/AKP/MHP İttifakı” ile paylaşılmaktadır.
      Yağma sistemine benzer hastalıklı uygulamaların, bazı HDP’li ve CHP’li belediyelerde de görülmesi ise sözün bittiği yerdir…
      Ülkemizde 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri sürecinde iktidar paydaşları tarafından, “Otoriter partizan devletin dünyaya ibret olacak tipik özellikleri…” sergilenmiştir.
      Bugün ülkemizde böyle sapkın bir ittifakın toplumdan halâ yüksek oranda destek görmesi utanılacak bir durumdur…
      Son 17 yıldır ülkemizin üstüne bir karabasan gibi çöken bu utanılacak sistemin, “23 Haziran günü, İstanbul’da demokrasi duvarına toslaması” ise demokrasi tarihimize geçecek önemli bir olaydır.
 
ŞİMDİ “DEMOKRASİ İTTİFAKI” ZAMANI
      Türkiye’nin demokrasi güçleri, 31 Mart’ta İstanbul’da halkın gasp edilen iradesini geri almak için, 23 Haziran’da “bilinçlerini birleştirerek” çok önemli bir başarı sağladılar.
      Bu başarıda, seçime “Millet İttifakı” adı altında katılan CHP ile İYİP’in ve Başkan seçilen Ekrem İMAMOĞLU’nun elbette önemli payları vardır.
      Ancak bu başarı, mevcut ittifakı da aşan, daha geniş tabanlı bir demokrasi birlikteliğinin zaferi olmuştur.
      Bu güzel demokrasi birlikteliği “korunmalı, geliştirilmeli ve daha organize duruma getirilmelidir…”
      Oluşturulacak birlikteliğin çimentosu, “Tek adam rejimine karşı katılımcı ve çoğulcu demokrasidir…”
      Bu hedefi amaçlayan tüm demokrasi güçlerinin, bu birliktelik içinde yer alması sağlanmalıdır.
      Demokrasi ittifakında yer alacak güçler, siyasal/toplumsal çerçevede şöyle tanımlanabilir:
  • Öncelikli olarak TBMM’de temsil edilen CHP, HDP, İYİP, SP, TİP, DP olmak üzere, demokrasiden yana tüm siyasal örgütler,
  •  Türkiye’de yasal/meşru/toplumsal zemini olan tüm demokratik kitle örgütleri…
Bu birlikteliğin zemininde “Gezi Olayları, Adalet Yürüyüşü, 31 Mart/23 Haziran Yerel Seçimleri…” gibi onurlu bir mücadele süreci vardır.
       Bu başarılı süreç üzerinde geliştirilecek demokrasi mücadelesiyle “Her şey çok güzel olacaktır…”
      Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…  
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi