3 Ağustos 2017 17:48
-A +A
Celalettin Bilgin

Celalettin Bilgin

GİTMEK Mİ ZOR, GELMEK Mİ?

Gitmek mi zor, yoksa gelmek mi? Gitmek istediğin halde gidememek ne zordur bilirsiniz. Ya dönmek isteyip de dönememek bir o kadar sancılı. Hatıralarla yüzleşmek veya giderken istenmeyen olumsuzlukları geride bırakacağını sanmak ne kadar yanılgıdır. Bilirsiniz her şairin terkedip gitmek istediği bir şehir vardır. BİLİYORUM adlı şiirinde Fethi Giray şöyle döker dizelerine gitmek olgusunu.

Biliyorum
Bir gün bu şehirden gideceksin..
Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda
Ne yapalım hayat bu,
Yaşamak biraz böyle diyeceksin.
İçinde hür maviliklerin özlemi
Küçük odanı, kitaplarını
Biliyorum, bir gün bu şehirden gideceksin!”
Erdem Beyazıt VEDA adlı şiirinde gidişini bir nakış gibi işlemiş dizelerine.
“Bu şehirden gidiyorum;
Gururu yıkılmış soy atlar gibi
Bu şehirden gidiyorum..
Bu şehirden gidiyorum
Gömerek geceyi içime,
Sabahın hüznünü beklemeden,
Gidiyorum bu şehirden.”

Abdullah Özboğa BU ŞEHİR adlı şiirinde şikayetlerini ne güzel dökmüş sözcüklerine.
“Islak sokaklar mevsimindeyiz artık.
Bu kalabalık şehre hüzün yağar bu zamanlar..
Yalnızlık yağar caddelerine..
Darma dağın saçlar, ıslanmış yüzler hep yere bakar.
Kahveleri bile dert yüklenir,
Çayları bile daha demli..
Herkes kendi türküsünü söyler yüzünü buruşturarak,
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır..
Kendisi koca bir yalanken gerçeği arar bu şehir.
Sokakları gibi evleri de acı doludur,
Gözyaşları taşar pencerelerinden..
Hayatları vardır anlattıkları,
Bir de tek başına kalınca yaşadıkları..
Aşkları bir damla gözyaşında boğulur bu şehrin..
Herkes kendi türküsünü söyler bu şehirde,
Sadece kendi acısına ağlar..
Sensiz olan bu şehir istemem aşksız olsun..
Sensiz olan bu aşk istemem bensiz olsun..”

Ve ben acı tatlı bir çok anıma ev sahipliği yapmış olan bu şehir için BİR ÇOCUK AĞLAMASA adlı şiirimde terkedipte tekrar dönmek isteyişimi dizelerime şu satırlarla işledim.
“Ben bu şehre yine geleceğim,
geleceğim ama;
şu sokak başlarında
şu başı boş köpekler
gelene geçene havlamasa..
Kapılarının önündeki bu aç,
bu sefil insanlar, bu görmezlik,
bu yoksullluk yüreğimi dağlamasa..
Şu tahta bastonuna tutunarak
camiden gelen yaşlı adam,
onun acıları kırış kırış
yüzüne yansımış kadını,
pınarları kurumuş gözleriyle ağlamasa..
Şu gülen gözleri sönmüş,
kaç kez bilinmez ölümden dönmüş,
şu sevgiye susamış kadın ve onun
sarhoş kocası yüreğimi dağlamasa.. 
Şu karşı evlerin tütmeyen bacası,
cömaatine etkisiz şu caminin hocası,
yedi yıldır şu camın kenarındaki
yatağa mahkum felçli hastası, 
ocakta kaynamayan kalaylı tası,
pişmeyen aşı, şu diz boyu yoksulluk,
bir sel olup çağlamasa..
Ben bu şehre yine geleceğim,
geleceğim ama;
şu kabuk bağlamış yaralarım kanamasa.
Ve her gelişimde
sokaklarında sümükleri yüzüne akmış,
dağınık saçlarının gözyaşlarını örttüğü
bir kız çocuğu ağlamasa..”
13 Aralık 2016 - Eskişehir.

Sağlıcakla kalın.
Siir Sanat Edebiyat.com

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

17:10 26 Temmuz 2017
ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

19:01 9 Ağustos 2017
Saldırıya 3 tutuklama

Saldırıya 3 tutuklama

18:03 1 Ağustos 2017
Olumlu gelişmeler var

Olumlu gelişmeler var

19:25 21 Temmuz 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir ve Eskişehirspor haber video ve yorumlarıHaber Yazılımı Haber Scripti