Celalettin Bilgin

HAYATA DAİR!

17 Ağustos 2017 18:06
A
a
 Hayat herkese eşit davranmaz. Kimini çıkmaz bir sokağa bırakır ‘yolun açık olsun’ der. Kiminin elinden tutar hayallerinden öteye götürür. Hayat acımasızdır. Bazı şeyleri kafana vura vura, bazı şeyleri ise kalbini kıra kıra öğretir. Hayatta her şeye alışır insan. Yalnızlığa, ayrılığa, acılara.. Alışmak bazen zaman alır, bazende hayatını elinden alır. Ne kötüdür insanın yaşamak istediği hayatla, yaşamak zorunda kaldığı hayat arasında sıkışıp kalması. Mutluluk maskesini takıp yaşıyormuş gibi yapması.
 Hayat sahtelik konusunda bir kalpazan gibidir. Sahteliği içerisinde taşır. Herkesin yüzünde bir maske. Sevgiler sahte, insanlar sahte, dostluklar sahte. Yaşı değil, yaşadıkları öğretir insana hayatı. Hayat bazen elini tutturmayan afacan bir çocuk gibi koşar gider. Ne kadar koşsan da yetişemez, yorulduğunla kalırsın. Yaşadıkça değil, yaşayamadıkça yaşlanır insan. Ve yaşlılık insanların saçlarındaki akları ve yüzlerindeki kırışıklıkları değildir. Yüreklerindeki sevgisizlik ve yarınlarındaki umutsuzluktur aslında yaşlılık.
 Kusura bakma hayat biz seninle anlaşamayacağız. Ya sen bana fazla geliyorsun, ya da sen benim hayallerime dar geliyorsun diyemezsin. Hayatı içimizdeki kırık dökük umutlarla, derme çatma hayallerle yaşamaya mecburuz beğenmesek de. Derler ya; ağaçtan düşen yaprak rüzgarın oyuncağı olurmuş. Hayatla mücadelen tutunduğun daldan düşene kadardır. Sonrasını rüzgar belirler. Rüzgar nereye, sen oraya. Tutunacak bir dal bulamazsın hayatta. Aslında herkes sevdiği insana bakar gibi baksa hayata, belki hayat bu kadar acı vermekten vazgeçerdi insanlara.
 Hayat gizemli bir yolculuktur hayal edilen. Bazı hayatlar yaşandıkça bulur anlamını. Bazı hayatların yaşandıkça çıkar boşluğu. Hayat ne uzundur aslında, ne de kısa. Geçip gidiyor hayat. Ve inatla görmezden geliyor bizi. İçinden bir umut kırıntısı hadi bakalım mutlu olma sırası sende der. Ve her gün yeni bir gemi kalkar insanın umut limanından. Fırtınaya inat, dalgaya inat. Ve yaşayarak öğrenmek bedeli en ağır olan bir yaşam biçimidir. Limanından yelken aldığın bu denizde, ya dalgalara yenik düşersin, ya da bir dalgayla kıyıya düşersin.
 Bitmez sandıkların biter, gitmez sandıkların alır başını gider. Güvendiğin dağlara karlar yağar. Yaşamak dedikleri bu işte. Ne yaparsan yap; önünde kader, arkanda keder. Hayat büyük bir ağacın dallarına kurulmuş tahta bir salıncaktır. Bir ucunda huzur ve mutluluk, diğer ucunda hüzün ve gözyaşı. Bu iki uç arasında gelir gelir, gidersin. Bir tattaravalli gibi iner iner, çıkarsın.
 Biz papatya falına bakarız, hayat bizim falımıza. Dayanacak mı, dayanamayacak mı diye. Hayatın en güzel günleri ‘daha erken’ demekle geçer. Sonra geç olur. Ve hayatta geç kalmanın affı yoktur. Karalama defteri değildir hayat. Sayfaları tek tek yırtıp, buruşturup atamazsın. Yaşadıklarını yok sayamazsın. Alın yazısıdır bu, istesen de, istemesen de yaşarsın.
 Bugün 17 Ağustos depreminin 18’nci yıldönümü. Birçok hayatın romanlaştığı büyük Adapazarı, Gölcük ve İstanbul depremi günü kaleme aldığım ‘HAYATTA’ adlı şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

HAYATTA;
En iyi şey : Sabır,
En acı şey : Yalnızlık,
En feci şey : Ölüm,
En tatlı şey : Tebessüm,
En kötü şey : Tembellik,
En güzel şey : Aşk ,
En zalim şey : İntikam,
En çirkin şey : Dedikodu,                
En güzel kitap : Kur'an-ı Kerim,
En sıcak duygu : Arkadaşlık,
En büyük sevgi : Olduğu gibi sevmek,
En sıcak kelime : Evet,
En kıymetli şey : Zaman,              
En kutsal duygu : ALLAH Aşkı,
En samimi itiraf : Doğru söylemek,
En üzüntülü şey : Unutulmak,
En soğuk kelime : Hayır,
En büyük fakirlik : İnce düşünceden yoksun olmak,
En samimi duygu : Dua,
En korkutucu şey : Kabus,
En büyük sadakat : Gönülden bağlılık,
En gerekli olanlar : Ekmek, Hava ve Su,
En vazgeçilmezlik : Seher vakti uykusu,
En büyük zenginlik : Gönül zenginliği,
En silinmez olan şey : Hatıralar,
En olması istenilen şey : Sağlık,
En içimizden çıkmayan şey : Uhte,
En güzel rahatlama duygusu : Ağlamak,
En büyük hürmete layık olan : ANNE,
En gerçekleştirilmesi güç olan : Sabretmek.
HAYATTA; Her şey sabretmekle elde edilebilinir.
Ama güçlük sabredebilmektedir..
HAYAT; Bir masal gibi başlar. Anlattıkça fıkralaşır. Sonuçta eski bir hikaye olan hayat yaşandıkça roman olur. Hayat; her geçen gün yaprakları biraz daha solan, soldukça okunması kolaylaşan ve üzerinde hiç bir değişiklik yapılamayan gerçek bir romandan başka bir şey değildir..
17 Ağustos 1999 - Eskişehir
Sağlıcakla kalın!
Siir Sanat Edebiyat.Com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
sondakika SON DAKİKA
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat