22 Haziran 2017 23:48
-A +A
Celalettin Bilgin

Celalettin Bilgin

İSTİKLAL MARŞI ve MEHMET AKİF ERSOY


Mehmet Akif Ersoy, İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. 1908'de  Darül-Fünun’da Osmanlı Edebiyatı dersleri vermeye başladı. Sırat-ı Müstakim Dergisinin baş yazarlığını yaptı.
2 Şubat 1913 günü Beyazıt Camii, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camii kürsülerinden milleti vatanı savunmaya çağıran bir hutbe verdi. 1913’de Akif, İslam Birliği kurma gayesi ile Berlin’e gitti. Teşkilat-ı Mahsusas onu Arabistan’a gönderdi. Akif ‘Çanakkale Destanı’nı burada kaleme aldı.
Türk Kurtuluş Savaşı mücadelelerine katılan Akif, 6 Şubat 1920 günü Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde heyecanlı bir hutbe verdi. İstanbul’da rahat hareket etme imkanı kalmayan Akif, oğlu Emin’i yanına alarak Anadolu’ya geçti. 24 Nisan 1920 günü Ankara’ya gitti ve bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı. 1920-1923 yıllarında TBMM’de Burdur Milletvekili olarak görev yaptı. 23 Kasım 1920 günü halkı düşman işgaline direnmeye davet eden Kastamonu Nasrullah Camii’nden yaptığı ateşli vaazı Diyarbakır’da bastırılıp, çoğaltılarak tüm yurda dağıtıldı.
İstiklal Marşı yarışmasına katılmayı kabul eden Mehmet Akif, yazdığı marşı, 17 Şubat 1921 günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde yayımlayarak, Ordu’ya ithaf etti. 12 Mart 1921 günü saat 17.45’te Hamdullah Suphi Bey tarafından TBMM’nde okunup, dakikalarca ayakta dinlenip alkışlanan İstiklal Marşı’mız oy birliği ile milli marş olarak kabul edildi. İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Akif, 1923 yılında İstanbul’a döndü.
Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine Mısır’a gitti. Kahire yakınlarındaki Hilvan’a yerleşti. Burada 6-7 yıl üzerinde çalıştığı Kur'an-ı Kerim tefsirini tamamlamadı. Bu görev daha sonra Elmalılı Hamdi Yazır’a verildi.
Yıl 1962. Cağaloğlunda bir köşe yazarının odasına üstü başı bakımsız, kirli sakallı biri girer. Adını söyledikten sonra yazardan kendisine yardım etmesini ister. Köşe yazarı karşısındaki kişinin içler acısı durumundan büyük üzüntü duyar ve cüzdanını çıkararak içinden istediği kadar para alması için adama uzatır. O da uygun bir miktar para alarak iki büklüm ayrılır köşe yazarının odasından. Yazar Çetin Altan’dan başkası değildir. Şahidi olduğu bu sahne yazar için yürekler acısıdır.
Birkaç ay sonra tek sutünlük bir gazete haberi köşe yazarının dikkatinden kaçmaz. Haber, İstanbul sokaklarında bir çöp bidonunun yanında bulunan sahipsiz bir cesetten söz ediyordur. Fotoğrafa iyice bakan köşe yazarı, bunun kendisine birkaç ay önce para istemeye gelen adamdan başkası olmadığını üzülerek görür. Bu Emin Ersoydur. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in, İstanbul’dan Anadolu’ya beraber geçtikleri oğlu Emin Ersoy’un ta kendisidir.
Yıl 1991. Beyoğlu’nun arka sokaklarının birinde bir aile kirasını ödeyemediği için evlerinden eşyalarıyla ve icra kanalıyla cebren tahliye edilmektedir. Duruma Beyoğlu Belediyesi el koyar. İşte bu aile Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un torunu Tahir Ersoy’un ailesinden başka bir aile değildir.
İşte size kendisine İstiklal Marşı için verilmek istenen 500 Cumhuriyet altını ödünü reddederek Darül Mesa-i Vakfı’na bağışlayan ve ticarete alet olmasın diye eserlerini topladığı tek kitabı olan Safahat'a İstiklal Marşı'nı koymayan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un çocuklarının düştüğü yaşam şartlarından iki örnek.
Yıl 1936. Soğuk bir kış günü. Aralığın 27’si. Uzun bir süredir sirozdan rahatsız olan Mehmet Akif İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Naaşı bir top arabasında dört görevli ile Beyazıt’tan geçmektedir. O günlerde İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden Profesör Sulhi Dönmezer’in tanıklığı ile Mehmet Akif'e yapılan ayıbın üçüncü bir örneği sergilenmektedir. Allah'a şükürler olsun ki, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin birden organize olmaları ile Mehmet Akif'in naaşı top arabasından alınıp, üzerine bir Türk Bayrağı örtülerek İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin omuzları üzerinde defnedileceği Edirnekapı Şehitliği’ne kadar tekbirlerle taşınmıştır.
Ne kadar yürekler acısıdır ki, 5 milyon Suriyeliye kucak açan bir ülke olarak İstiklal Marşı şairimizin kendisine ve emanetleri olan ailesine ne yazık ki Türk Milleti olarak sahip çıkamadığımızın acı bir göstergesidir bu olaylar. Tarihimiz bu gibi hazin olaylarla doludur maalesef!

Siir Sanat Edebiyat.com

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

İŞTE MÜDÜR PUANLARI!

17:10 26 Temmuz 2017
ÖNCE KANALLARI TEMİZLESİN

ÖNCE KANALLARI TEMİZLESİN

23:59 18 Temmuz 2017
ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

ÜSTÜME DÜŞENİ YAPACAĞIM

19:01 9 Ağustos 2017
Saldırıya 3 tutuklama

Saldırıya 3 tutuklama

18:03 1 Ağustos 2017
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir ve Eskişehirspor haber video ve yorumlarıHaber Yazılımı Haber Scripti