TARIM FUARI

Özge Yahşi Ergen

MİLLİ TARİH

12 Temmuz 2018 22:00
A
a


Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasının yanında devrimci kişiliğinin de önemini kavratmak için olsa gerek, ben çocukken kitaplarımızda “Atatürk’ün kişisel özellikleri” isimli bir konu vardı.
İleri görüşlülüğünü, çok yönlülüğünü, kararlı duruşunu uzun uzun anlatırdı öğretmenlerimiz.
Değerini o gün de bilirdik lakin, büyüdükçe daha iyi anlıyor insan.

Kaç işgal görmüş, kaç cephede savaşmış Anadolu insanını devrimlerle taçlandırma dönemine geçildiğinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü edileli çok olmuştur. Sırada, o millete ne kadar büyük bir millet olduğunu fark ettirmek vardır.
Yıllardan 1929. Atatürk önderliğinde bir tarih seferberliği başlatılır. 23 Nisan 1930’da Türk Ocakları Kurultayında bir Türk Tarihi Heyetinin oluşturulmasına karar verilir. Kendi el yazısıyla yaptığı düzeltmeler ve ekler bugün Anıtkabir kütüphanesinde saklanmaktadır.

1931’de hayranlık uyandıracak denli büyük bir çabayla liselerde okutulmak üzere tarih kitapları hazırlanır. Atatürk’ün de katkılarıyla hazırlanan bu kitaplar cumhuriyetin birkaç kuşağını yetiştirir. Liseler o zaman 4 yıl. Her yıl için ortalama üç yüz sayfalık bir kitap hazırlanır. Kaynak Yayınları bu kitapları set halinde bastı, büyük bir titizlikle orijinal halini bozmadan günümüz Türkçesine çevirdi ve yayınladı. İlgilenenlerin alıp okumasını çok isterim.
İnsanlık tarihi, dünya tarihi ve elbette Türk Tarihi ne kadar güzel anlatılmış. O dönemin lise mezunu ile bugünkü yaşıtlarını kıyaslasak içinde bulunduğumuz içler acısı durumu görürüz.

1939’da bu kitapların okutulmamasına karar verilir, 1941’e kadar yeni kitapların hazırlığı sürer. 1941’den sonra ise koskoca Türk Tarihi neredeyse son 600-800 yıldan ibaret hale getirilir. Üstelik kültür yok, sanat yok. İçi boşaltılıp sadece savaşlar ve fetihlerden oluşan bir tarih yazılır. Bunun bedellerini bugün hala ödüyoruz. Milli kimlik, tarih bilinciyle olur. Tarihinin içi boşaltılmış bir millet de hafızasını yitirir. Ya milli aidiyetinden şüphe edip “Hepimiz falanca milletiz” diye dolaşır ya da kafasında tencere kapağı elinde tahta kılıçla ecdadın kemiklerini sızlatır.

Türkün kahramanlığı, zor durumlardan zaferle çıkabilme azmi Ergenekon destanıyla sembolleşmiştir. İki bin yıla yakın geçmişi vardır. Peki ya kurduğu ve dünyaya yaydığı medeniyet? Ergenekon’un demircisinin şahsında sembolleşen zanaatkarlık? Demiri en iyi işleyen millet olarak ortaya çıkarttığımız sanat? Göçebe ve hayvancı bir toplum olarak yaşadığımız dönemde ilmek ilmek işlenen halılar? Bozkırda yaratıp tüm dünyaya yaydığımız uygarlığımız? Büyük komutanlar Alp Arslan, Fatih Sultan Mehmet ve niceleri ne kadar ecdadımızsa Mete Han, İstemi ve Bumin Kağanlar da o kadar ecdadımız. Neden birkaç sayfa ile geçiştirilir? 

Ata’mızın katkılarıyla hazırlanan bu kitabın ilk cildinin 41. sayfasında Türklerde Yazı bölümünde “İslamiyet’in yayılmasıyla 10. asırdan itibaren Arap harfleri yayılmaya başladı. Fakat Arap harflerinin yayılması, Uygur harflerinin kullanımını durdurmadı. Çeşitli Türk zümreleri arasında Uygur harflerinin kullanımı 14. asrın sonlarına kadar devam etti. 1928’e kadar bütün Türkler arasında kullanılan Arap harfleri Türk diline hiç uygun olmayan bir yazı sistemiydi. Kuvvetli seslerle dolu olan Türk dili, ses işaretleri pek az olan bu Arap yazı sistemi içinde esir gibiydi.” diyor ve Orhun Alfabesini öğreterek devam ediyor.

Şahsen Osmanlı Türkçesi öğrenmeye de başka diller öğrenmeye de karşı değilim. Amacım başka bir uygarlığı yererek kendi uygarlığımızı övmek de değil. Arap harfleri tarihin eski halklarından olan Araplar için elbette en uygunudur. Ama biz Türk’üz ve farklı dil kodlarımız var.

Bir kültürü ve dönemi anlamak başta dilini anlamaktan geçer. Kendi kimliğimizi unutmadan, köklerimizle bağlarımızı kopartmadan öğreneceğimiz her şey gücümüze güç katar. Bilgi, güçtür. Burada anlatmak istediğim, kimliğimizi ve milli aidiyetimizi unuttuğumuz anda başka kültürlerin asimilasyonuna açık hale gelir sonunda da ağır bedeller öderiz. Tarih bize her şeyden önce bunu öğretiyor.

Ben susayım çağlar öncesinden Kül Tigin Abidesinin Doğu yüzünden ecdadımız seslensin.

“Türk Oğuz beyleri, milleti işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti? Türk milleti vazgeç, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili kağanınla, hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hale soktun.”
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi