Celalettin Bilgin

SABAHATTİN ALİ ve SİNOP CEZA EVİ 

16 Şubat 2018 23:59
A
a
 25 Şubat 1907'de Edirne vilayeti, Gümülcine Sancağı, Eğridere ilçesinde doğdu. Parasız yatılı Balıkesir Öğretmen Okulu’nu ve 1926'da İstanbul Öğretmen Okulu’nu bitirerek Yozgat’ta ilkokul öğretmenliğine başladı. Milli Eğitim Bakanlığının açtığı bir sınavla 1928-1930 yıllarında Almanya'da iki yıl eğitim gördü ve yurda döndükten sonra Aydın ve Konya'da Almanca öğretmenliği yaptı.
 Konya’da Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu için 1932’de tutuklandı ve bir yıl Sinop Ceza evinde yattı. Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü nedeniyle çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. 15 Ocak 1934’te Varlık Dergisi’nde yayımladığı ‘Benim Aşkım’ adlı şiiriyle affını isteyen şair; aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğüne alındı ve öğretmenliğe de başladı. 10 Aralık 1938’de Musiki Muallim Mektebi Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1941’de Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca Öğretmenliği görevine başladı.
 İçimizdeki Şeytan romanı ile milliyetçi kesimde büyük tepkiler topladı. Hüseyin Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya dava açtı. Çok sıkıntılı devam eden davayı kazanmasına rağmen 1944’te Milli Eğitim Bakanlığınca görevinden alındı.
 İstanbul’da gazetecilik yapmaya başlayan Sebahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la 1946-1947 yıllarında; Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa isimli Siyasi Mizah dergilerini çıkardı. Ancak bu dergiler Milli Şef İsmet Paşa’yla alay ettiği gerekçesiyle yapılan kovuşturmada kapatılıp, Sabahattin Ali’yi üç ay hapse mahkum etti.
 “Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum.
  Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum.” dizelerinde şair kendinden kurtulmak isterken sürüklendiği bataklıklarda çırpınışını dile getiriyor adeta. Bütün bu gelişmeler neticesinde, parasız ve işsiz kaldı. Yasal yollardan yurt dışına çıkamayınca Ali Ertekin’in yardımıyla Bulgaristan’a kaçmak istedi ve bu kaçış serüveni Sabahattin Ali’nin 2 Nisan 1948’de Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde öldürülmesi ile son buldu.
 Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü itiraf eden CHP üyesi ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, 4 yıl hüküm giydi ve kısa bir süre sonra çıkan af yasasıyla da serbest bırakıldı. Şiirlerinin birçoğu Sanatçı Zülfü Livaneli tarafından bestelendi.

MAHPUSHANE TÜRKÜSÜ
Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül, aldırma.
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma..
Dışarda deli dalgalar,
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma..
Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü,
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma..
Dertlerin kalkınca şaha,
Bir küfür yolla Allah'a..
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma..
Kurşun ata ata biter,
Yollar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Aldırma gönül, aldırma..
 Şimdilerde Müze haline getirilmiş olan Sinop Cezaevi’nin duvarlarını Sabahattin Ali’nin ‘Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma’ dizelerinden oluşan Mahpushane Türküsü süslemektedir. Hapishane hayatı, özgürlüğe duyulan hasret ve tutsaklık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Birçok yasaklı yazar ve düşünce suçluları gibi, Necip Fazıl Kısakürek ve Nazım Hikmet'te bu mahpushanenin mahkumlarından olmuşlardır.
 Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesi’nde Sinop Cezaevi hakkında kaleme aldığı satırlarında; “Büyük olduğu kadar korkunç bir kaledir. Üç yüz demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından on adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşırlar. Tanrı korusun oradan mahkum kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar!” demektedir.


Sağlıcakla kalın!  
Siir Sanat Edebiyat.Com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi