Celalettin Bilgin

SAİT FAİK ABASIYANIK

16 Kasım 2017 23:59
A
a
   18 Kasım 1906 günü Adapazarı'nda doğdu. Babası Mehmet Faik Bey Kurtuluş Savaşı yıllarında yürüttüğü, Adapazarı Belediye Başkanlığı görevi nedeniyle İstiklal Madalyasıyla onurlandırılmıştır.1924'de eğitimine İstanbul Erkek Lisesinde devam eden Sait Faik, öğrenimini 1928'de Bursa Erkek Lisesinde tamamladı.
   1928'de girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 2 yıl sonra bıraktı. İktisat eğitimi almak için gittiği İsviçre'nin Lozan şehrinden 15 günde ayrılıp, Fransa'nın Grenoble şehrine geçti ve Champolion Lisesinde Fransızca eğitimi aldı. Ardından üç yıl Grenoble Üniversitesinde Edebiyat eğitimi aldıktan sonra, 1934 yılında İstanbul'a döndü.
   1934'de başlayan Ermeni Yetim Mektebi Türkçe Öğretmenliği kısa sürdü. Babasının teşvikiyle girdiği toptan tahıl alım satım işlerini de kısa sürede terk etti. 1937'de gittiği Marsilya'dan kısa sürede geri döndü. Babasının 29 Ekim 1938'de vefatı ile yazları Burgaz adasında, kışları Nişantaşı'nda devam eden yaşantısında birçok öyküye imza attı.
   Şahmeran adlı kitabındaki Çelme isimli öykü yüzünden askeri mahkemeye verildi.  Bu mahkeme beraat ile sonuçlansa da Sait Faik, kırılan kitap yazma şevki yüzünden bir süre çalışmalarına ara verdi.
   1948'de konan siroz teşhisiyle nedeniyle, yurt dışında ve yurt içinde birçok tedaviler görmesine rağmen 5 Mayıs 1954 günü yaşadığı krizle kaldırıldığı Marmara Kliniği’nde bütün uğraşılara rağmen, 10 Mayıs 1954 gecesi hayata veda etti. 12 Mayıs 1954 günü Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi.

ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ
Çıplak heykeller yapmalıyım
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüzgarlarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli
Yırtık mintanından adeleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden..
Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor.
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dört yüz bin tekliğinden
On kuruş Verecek..
Seni satmam çocuğum
Dört yüz bin tekliğe..
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin.
Söylemeliyim,
Yok
Yok.. Meydanlarda bağırmalıyım.
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu..
Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
Baygınlık getiren şiirler
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hala o eski, o yalancı
O biçimsiz Bizans şarkısı..
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlar da bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu..
Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boşa geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karaca oğlan'dan,
Orhan Veli'den,
Yunus'tan, Yunus'tan..

Sağlıcakla kalın.!
Siir Sanat Edebiyat Com.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi