Celalettin Bilgin

ŞİİRLERİN ANA TEMASI AŞK’TIR!

31 Temmuz 2017 13:43
A
a
 Bir erkek ‘Seni seviyorum’ kelimesini çok nadir kullanır ama kadınlar bu kelime karşısında hissiz kalamazlar. Tatlı bir dilin ve kalpten gelen bir seni seviyorum kelimesinin açamayacağı kalp yoktur. Ünlü Yaban romanının yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu; “Hiç bir kadın seni seviyorum sözü önünde hissiz ve lakayt kalamaz” der.
 Cahit Sıtkı Tarancı’ya göre; aşık olunca insan rüzgarların en ferahlatıcısının estiği nisan akşamlarında hisseder kendini. Denizlerin en mavisi sevdiğinin gözlerindedir. Ormanların en kuytusunu gezmektedir sevdiğinin bakışlarında. Toprakların en bereketlisini sürdüğünü, çiçeklerin en solmazını topladığını, yemişlerin en tatlısını tattığını sanmaktadır sevgilisinin aşkında. Can Yücel’se “Bir eşi olmalı insanın; ölene dek seveceği değil, sevdikçe ölmeyeceği” der. Sevdiğinden bıkmayı; “İstanbul’dan bıktığım gibi” sözcükleriyle ifade eden Cemal Süreya; tütünü bırakmakla bir tutar sevgiliden ayrılmayı.
 İskender Pala’ya göre aşk; “Gülü dikeniyle avuçlamak ama, kanayan ellerin hesabını gülden sormamaktır.” Hasan Öztoprak dizelerinde aşkı tarif ederken; “Güneşin buluta, bulutun yağmura, yağmurun toprağa, toprağın daha derine ve dalda yaprağa verdiği sevgidir” der.
 Mehmet Kemal Kurşunluoğlu dizelerinde aşkı anlatırken; “Gözümün bakışından, suların akışından, kumrunun sekişinden anlamalısın” diye seslenir. 28 Nisan 2009 tarihinde Facebook’ta günün şiiri seçilen Cumhur Karaca’nın ‘MÜSTEZAT ANILAR’ adlı şiirinin dizelerinde şair;
Seni seviyorum dedi adam.
Kadın:
- Yalansa ben öleyim mi?
‘Öl be gülüm,
Yalansa öl.’
- Yalansa öleyim gülüm
Yalansa öleyim.”
 diye seslenirken sevginin katışıksız saflığını ne güzel dile getirmekredir. Mihriban’ın sarı saçlarına bağladığı gönlünün çözülmediğini dile getiren Abdurrahim Karakoç’un; “Sinesine yaslanmaya bir dağ, irfanında beslenmeye bir dost ve yağmurunda ıslanmaya bir aşk” aradığını görmekteyiz. Mustafa Kılıç’a göre aşk “Bülbülün gülü sevdiği kadardır.” Ceyhun Yılmaz’ın “Her sabah erkenden kalkıp, sevmeye koyulduğu bir iştir” aşk. Her sevda yeni bir keşkeye yol açarken yürekte diyen Kahraman Tazeoğlu; “Her gece gülleri bırakıp dikenleri dermektedir” aşk için.
 Ben seni hiç sevmedim ki; bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim diyen İbrahim Sadri, sevgisini inkar ederken itiraf etmesinin; umut ve aşkın yitirilmesi ile insanın ölümünün aynı anlama geldiğini ne güzel açıklamaktadır. Cemal Süreya’ya göre “Annesinden dayak yediği halde yine anne diye ağlayan bir çocuk gibi” olan aşk, Ayhan Kırdar’da; “Dallarında gururun açmaması gereken soylu bir ağaçtır.” Gurur açarsa dallarında sevgi uçar, dal kurur ve ağaç ölür diye seslenirken, sevgilisine ben sende yaşıyorum, sen bende hüküm sürmektesin der. Aşk İlhan Berk’in “Onu düşünürken gül dikmesidir elinin değdiği her yere.”
 Cahit Kulebi’nin Türkiye ile bir tuttuğu narin bir bebektir sevgili. Ona seslenirken tut, okşa, savur, konuş, gül, öp ve anlat biraz dediği sevgilinin sunacağı biraza bile razı görünümün, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın dizelerinde hayallerinde dövülebilecek bir sevgiliye dönüşmesi şairlerin bakış açılarında aynı şeyi ne kadar farklı anlattıklarının bir göstergesidir.
 Özdemir Asaf’a göre aşk “Öyle haindir ki, nerde imkansız varsa onu sever.” Ziya Osman Saba “Taze doldurulmuş sürahiden bir bardak su ikramına indirgediği sevgi için, yetişir” der. Sebahattin Ali’ye göre aşk; “Bir insanın karmakarışık ruhu, esrarı çözülmemiş vücudu, arzuları, ihtirasları, hülasa her şeyi ve bütün varlığı ile size teslim olması, size katılmasıdır.” Ona göre sevgili “Bir mahpusane hücresinin, özgürlüğe açılmış, içeri ışık veren tek penceresidir.”
 Haydar Ergülen’se; “Su içen sesin, yürüyen sözün, düşünen elin, öpüşen gözün aşk'ta eriyen gölgesi olmak ister.” Aşk herkese göre aynı olmayan farklı kalıplara girdiğinden şairden şaire, yazardan yazara değişiklik arzetmesine rağmen aynı şeyleri anlatmaktadır. Ünlü Şair Nazım Hikmet’in sevgilisi Vera’ya “Lanet olsun, ne muazzam şey seni sevmek” dediği gibi.
 Adam Smith; “Aşkın bulunduğu yerde hiç bir şey can sıkıcı ve bayağı değildir.” derken, Guy de Moupassant, Aşkı; “Bir ideale ulaşabilmek için ruhun kanatlanması” olarak tarif etmiştir. Voltaire’ye göre  “Aşk doğanın çizdiği ve hayalin süslediği bir tablodur.” Oscar Wilde’a göre “Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha da büyüktür.” Douglas Ferrola; “Aşk, kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer.” demiştir. Ve ben diyorum ki;
“Dün gece sabahladım kimsesiz sokaklarda.
 Adını şarkı yaptım titreyen dudaklarda.
 Bütün bir ömür boyu senin için ağladım.
 Beni sevmesen bile sana gönül bağladım...”


Hoşçakalın, aşksız kalmayın. Sağlıcakla ve aşkla kalın.
Siir Sanat Edebiyat.com
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi