Celalettin Bilgin

UMUDA MI YOKSA BELİRSİZLİĞE Mİ?

20 Temmuz 2017 23:03
A
a


İstanbul Üniversitesi'nin ana kapı girişinden binaya uzanan ağaçlıklı yolda, eliyle göğsüne kapattığı kalın kalın kitapları ile yürüyen bir genç kız canlandı şimdi gözümde... Bir doru at yelesi saçları, incecik kaşları, can alıcı ve yakıcı gözleri, ekoseli ve sivri yakalı gömleği, mavi ispanyol eteği ve mavi kısa fuları ile umuda doğru adım adım yürüyen bir genç kız...
Tam karşıdan ona doğru sakin adımlarla yürümekte olan uzun yakalı, daracık gömlekli, uzun favorili ve uzun saçlı, İspanyol paçalı pantolonuyla afilli delikanlıyı, bir yerlerden gözleri ısırır gibi can alıcı ve yakıcı bakışları ile süzdü. Bir an gözgöze gelip bakıştılar. Ve geçip gitti delikanlı umuda doğru.  
Belki de İspanyol Meyhanesine; hayli geçkin, hayli çirkin, zayıf, kalın dudaklı, incecik elli çığlık çığlığa şarkı söyleyen kadını dinlemeye gitti. Kim bilir, belki de umuda!



İSPANYOL MEYHANESİNİN HİKAYESİ!
Yetmişli yıllardı. İspanyol Meyhanesi’nde iki kadın birer hafta ara ile başları ezilmiş olarak ölü bulundular. Su testisi su yolunda kırılır dediler. Ne yazık ki, hayatın o ağırlıklı yükünü çekenler, ölüme de aynı ağırlıkla gittiler. 
Kim bilir ne hayalleri, ne umutları vardı yaşama dair. Ya acımasızca onları katledenler, bir hayatı sona erdirmenin acısını taşıyabilecekler mi yüreklerinde? Yürekleri var mı acaba? Yoksa bir böcek ezmekle eş değer mi, bir hayat kadınının başını ezmek?
Geleceği olmayan kadınlarla, tanımsız ve seviyesiz ilişkiler kurulur karanlık ve kuytu köşelerde. Tehlikesiz ve emeksiz birliktelikler yaşarlar bu küçük yürekli geleceği olan adamlar, isimsiz bu kadınlarla, gece yarılarından sonra, hamam böcekleri gibi.
Koskoca bir ömrü, kaybedeceklerini bile bile o küçücük ana sığdıran, geleceği olmayan isimsiz kadınlar, kocaman sevdalarının bedellerini, vurgun yemiş yürekleri ile öderler ne yazık ki!
Buz kesen soğuk ve ayaz gecelerde birbirlerini ısıtmadan bitiverir sıradan ve küçük sevişmeler karanlık izbe odalarda. Geleceği olan adamlar bu ayaz gecelerde sağa sola kaçışırken, hayli geçkin, hayli çirkin, incecik elli, zayıf, kalın dudaklı kadınlar her keresinde daha da iyi yenilerek, yeniden yollara koyulurlar.


 
İSPANYOL MEYHANESİNDE BİR KADIN!
Çığlık çığlığa şarkı söylüyor.
Belli yıkılmış bir kadın.
Hayli çirkin, hayli geçkin, ağlamaklı.
Zayıf, incecik elli, kalın dudaklı.
Sesi bir tokat gibi patlıyor kulaklarımızda.
Yüzümüz al al oluyor,
İçimiz hüzün dolu, kahır dolu,
Gözlerimiz kanlı.
İspanyol Meyhanesi’nde bir gece
Seninle başbaşayız.
Üstelik sarhoşuz adamakıllı.
Daha içelim, daha içelim..
Başını dizlerime daya gözlerin kapalı
Ağla biraz,
Bak bende ağlıyorum.
Ocakta odunlar sönüyor
Görüyor musun?
Çığlık çığlığa bir kadın
Duyuyor musun?
Ah ölelim artık;
Bitsin bu delicesine koşu,
İspanyol Meyhanesi yerin dibine batsın.
Yeter! Yeter!
Öleceksen ölelim.
Hadi vur kendini şaraba.
Kedere ve aşka vur.
Daha içelim, daha içelim..
Vedasız ve sessiz.
Alkol duvarını geçelim artık,
Damarlarımızdan ispirto akmalı.
Hey garson!
Sustur şu çığlık sesli kadını.
Söyle masamıza gelsin içelim.
Hey garson!
Bütün hesaplar benden, bu gece sende iç.
Kapat kapıları;
Yabancı gelmesin.
İspanyol Meyhanesi’nde öldüğümüzü
Kimse bilmesin.
Daha içelim, daha içelim.
Kararmış tahta masamızda bir şişe şarap,
Gecelerden bir gece bezginiz
Üstelik adamakıllı sarhoşuz,
Ellerin, ellerimde...
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Bu arada bu güzel şiiri ve ayrılanlar için; Sen Nerdesin ve Beyaz Güvercin şiirlerinin de ünlü bestekarı, Timur Selçuk’u da es geçmeyelim bu güzel emekleri için.

Sağlıcakla kalın!
Siir Sanat Edebiyat.Com
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi