'Yeni yıl' deyince doğal olarak ilk akla gelen şey 'umutlanmak' oluyor.
Çünkü 'yaşamımızın aydınlık yüzüdür umutlarımız…'
Akıp giden her yıl, gelecek yılın umudu değil midir?
Dahası, 'yepyeni umutlar, umutsuzluk ortamında yeşeriyor…'
'Mutluluğa ulaşmanın ilk adımının umutları paylaşmaktan geçtiği…' gerçekliği doğrultusunda, KESİT köşesinde yirmi dört yıldır her yılbaşında yaptığımız gibi, 2020 umutlarımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

İNSANLIĞA 'SAVAŞ' DEĞİL, 'BARIŞ' GEREK…
'Dünyada ve Türkiye'de savaş tamtamlarının azdığı bir dönemde barıştan söz etmenin sırası mı?' demeyin lütfen…
Çünkü 'Karamsarlıklarımız değil; umutlarımız, hedeflerimiz ve projelerimizdir yaşamı güzelleştiren…'
Üstelik 'Özgürlük ve eşitlik dengeleri korunarak barış içinde demokratik bir toplumsal yaşamdadır insanlığın gerçek mutluluğu…'
Ancak 'kendi gelişimlerini tamamlayamamış çılgın ve sapkın liderlerin, terörü ve savaşı kışkırtmaları…' da ne yazık ki günümüz dünyasının acı bir gerçeğidir.
Onun için biz, o sağır liderlere değil, bilim ve demokrasi doğrultusunda aklını ve vicdanını geliştirmiş duyarlı yurttaşlara seslenmek istiyoruz:
Geliniz, 'savaş ve barış' konusunda bilimsel öğretide yer alan bazı kavramları/ ölçütleri birlikte anımsayarak belleklerimizi ve bilinçlerimizi tazeleyelim:
  • Barış mücadelesinde öncelikle 'ezber ve nakil değil, bilimsel bilgi ve gelişim' gerek…
  • Toplumsal sorunlara 'etnik ve dinsel açıdan değil, bilim ve demokrasi açısından bakmak' gerek…
  • Barış mücadelesinde 'kısır tartışma ve çatışma değil, uzlaşma/ ve birlik' gerek…
  • Kalıcı bir barış için 'eşitlik, özgürlük ve adalet' gerek…
  • Unutmayalım ki 'savaşın kazananı olmaz…'
  • Barış ancak ve ancak 'Bilim ve demokrasinin rehberliğindeki 'barışçıl yol ve yöntemlerle ve birlikte emek vererek' sağlanabilir…'
Sözün özü, 'Barış için savaşılmaz, barışılır…'
'Terör ve savaş sarmalı' içine düşürülen dünyamızda, 'barışın bir an önce patlak vermesi' öylesine elzem ki…
Çılgınlığın ve hamasetin azgınlaştığı günümüz dünyasında 'Savaşa Hayır !' diye haykırabilmek elbette kolay değil, ama bu bir insanlık görevidir…

ÜLKEMİZE 'LAİK VE DEMOKRATİK CUMHURİYET' GEREK
Ülkemizde son 18 yıldan beri umutlarımızı karartan sorunlar öylesine tehlikeli boyutlara ulaştı ki…
Başımızdaki iktidar 'dünya çılgınlık yarışında adeta rekora koşuyor…'
Sağlıklı umutlara ulaşabilmek için öncelikle o sorunları görmemiz gerekiyor.
Dünya savaş bataklığına balıklama dalan Türkiye'nin başat sorunu 'barıştır' ve duyarlı yurttaşların umutlarının başında da 'barış' yer almalıdır…
İkincil umudumuz, 'çılgın projelere dur denilmesidir…'
Çünkü toplumumuzun sağlık, eğitim, güvenlik gibi temel gereksinimleri yerlerde sürünürken; biz tahterevalliye binerek 'Katar İstanbul(!)' ya da 'Suriye'nin ve Libya'nın fethi(!)' gibi maceralara koşuyoruz…
Üçüncüsü, toplumumuzdaki 'dinsel/ mezhepsel, etnik, düşünsel, yaşam biçimi farklılıklarını kutuplaştıran kışkırtmalar' öyle tehlikeli boyutlara geldi ki…
Bu sorunlarla ilgili ivedilikle umutlar ve çözümler üretmemiz gerekiyor.
Daha da sayacağımız 'demokrasi, ekonomi, hukuk, laiklik, kadın hakları, çevre, işsizlik…' gibi sorunlarımız da saydıklarımızdan aşağı değil.
Umutlu gözler, tüm toplumsal sorunlarımız için çözüm arıyor.
Bilimi ve demokrasiyi rehber edinen gözler sorunların kaynağının 'özellikle son 18 yıldır Cumhuriyetimizin temel değerlerinin yıpratılması…' olduğunu görüyor.
Bu durumda umut ve çözüm: 'Laik ve demokratik Cumhuriyetimizin korunması ve geliştirilmesidir…'
Ancak görünen o ki, 'RTE/AKP/MHP ittifakı, iktidarı bırakmamak için ne gerekirse yapacak…'
İktidar ittifakının kendi içinden çıkacak ekiplerde çözüm aramak ise boş bir umuttur…
Öyleyse umut ve çözüm: 'Demokrasi İttifakının geliştirilmesi ve güçlendirilmesindedir…'
Bu bağlamda umutlu gözler öncelikle 'CHP'ye yöneliyor…'
CHP'nin ise bir an önce 'kısır tartışmalardan arınarak parti içi demokrasiyi yaşama geçirmesi…' Ve 'RTE'nin ortaya attığı sanal gündemin peşinde sürüklenmeden; demokrasi güçleriyle birlikte somut projeler üretmesi…' gerekiyor.
Bu konuda gereksinim duyulan deneyim 'Gezi Olayı' ve 'Hak, Hukuk, Adalet Yürüyüşü'nde vardır…

ESKİŞEHİR' 'BSKB' GELİŞTİRİLMELİ…
Umutlarımızı coşturmak için insanın 'Keşke Türkiye ve dünya Eskişehir gibi olsa' diyesi geliyor.
Çünkü bence Eskişehir'de son 20 yılda yaşama geçirilen güzellikler, 'Bilim, Sanat, Kalite, Birlik (BSKB)' formülünün başarılı bir biçimde uygulanmasından kaynaklanıyor…
Bu formülün Eskişehir'de başarıyla uygulanmasında elbette Yılmaz BÜYÜKERŞEN'in çok önemli rolü var.
Ama bence esas önemli olan, bir kentteki kamusal işlerin '(B)ilimin rehberliğinde, (S)anatın güzelliğiyle, (K)aliteli bir biçimde ve (B)irlikte' yürütülmesidir…
Umudumuz ve dileğimiz, son günlerde AKP ve destekçilerinde yeniden depreşen ve bazı CHP'li yöneticilerde de uç veren 'partizanlık hastalığının BSKB'ye zarar vermemesidir…'

BİZİM EVDE YENİ YIL UMUTLARI
Eşimle birlikte 31 Aralık akşamını güzel bir sosyal mekanda baş başa geçirdik...
Geçmişten günümüze ve geleceğe uzanan söyleşimiz üzerine oluşan 'yeni yıl umutlarımızı' da şöyle özetledik:
  • Sağlık kontrollerimizi titizlikle sürdüreceğiz...
  • Daha çok gezeceğiz. (Biz buna 'Geziterapi' diyoruz…)
  • Yakınlarımızla ve dostlarımızla daha çok görüşeceğiz. (Dostterapi…)
  • Sosyal etkinliklere daha yoğun katılacağız. (Sosyalterapi…)
  • Bir süredir hazırlamakta olduğumuz kitabımızı 2020'de tamamlayacağız. (Okuma/Yazma terapisi…)
Eşimle yaptığımız bu umut programını çocuklarımız da çok beğendiler.
Biliyoruz ki 2020 yılı, umutlarla endişelerin acımasızca yarışacağı bir yıl olacaktır…
Ama umuyoruz ve biliyoruz ki, bu yarışı kararlılıkla canlı tutacağımız umutlarımız kazanacaktır.
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…