Ona benzeyen adam

Tarih: 17 Şubat 2018 23:59
Ona benzeyen adam
Birden durdu hayat. Tüm sesler susmuştu şehirde. Kadın, kahvesini tam yudumlayacakken kalmıştı öylece.
Yok! O olamazdı.
Karşı masada oturan adam, o adam olamazdı. Yaşanan tüm hayal kırıklığından uzun zaman sonra, yeniden karşılaşıyor olmalarına hazır değildi. Karşılaşmak mı istemiyordu kadın, yoksa karşılaştığında yüreğinde hissettiği o ‘unutamama hissi’nden mi? Karışmıştı biraz ama daha çok unutamadığını kendine bile itiraf edemediği için karşılaşmak istemiyordu sanırım. Bu yüzden yutkunamıyordu bile. Göğüs kafesinin daraldığını hissediyordu, ki adamın kafasını kaldırmasıyla fincanı tabağa sertçe vurdu kadın.
Ona benziyordu.
Ve kadın ona benzeyen bir adam yüzünden bir anlık dağılıvermişti. O olmadığı için rahatlamış mıydı? Yoksa üzülmüş mü? Kendisi de anlamamıştı. Titreyen elleriyle bardağına uzanıp su içti. Tepesine dikilen garsonu duymuyordu bile. Garson ısrarla soruyor “Hanımefendi başka bir isteğiniz var mı?”
Kadın, ona benzeyen bir adam yüzünden bu kadar dağılmamayı istiyordu. Unutmuş olmayı her şeyden çok istiyordu.
Nihayet düşüncelerinden sıyrılıp hesabı istedi, ödedi ve kalktı.
Şehir yine soğuktu o gece de. Rüzgar gözlerini yaşartıyordu. Zaten ağlamak için de sebep arıyordu. Ona benzettiği bir adam yüzünden, onu hala unutamadığı için ağladığını kendine söyleyemiyordu ya, rüzgara kıza kıza yürüyordu.
Şehrin gürültüsüne kızıyor, havanın soğukluğuna kızıyor, arabalara kızıyor, gözyaşlarına kızıyor, geceye kızıyordu.
Çok özlemişti kadın.
İtiraf demiyordu ama ondan bu kadar öfkeliydi, o da bunu çok iyi biliyordu...

http://www.sonhaber.com.tr/makaleprint/ona-benzeyen-adam/