ŞİİR BOKS MAÇINI HÜKMEN ALMAKTIR (RÖPORTAJ: GENCER AYTÜRE)

Videoyu Aç ŞİİR BOKS MAÇINI HÜKMEN ALMAKTIR  (RÖPORTAJ: GENCER AYTÜRE)
A
a

Dünya Edebiyat çevrelerinde tanınan ve kabul edinen Şair Salih Bolat ile şiir üzerine konuştuk, Bolat; “Roman boks maçını sayıyla almaktır, öykü nakavtla almaktır, şiir ise maçı hükmen almaktır” dedi.

 

 

-Öncelikle şiir dili diye tanımladığımız zeminden yola çıkarsak şiire başladığınızdaki şiir ve günümüz şirini nasıl kıyaslarsanız? 

Ben şiire 1970’li yılların ortalarında başladım. O günlerde, ‘toplumcu gerçekçi şiir’ diye adlandırılan Nazım Hikmet, Ahmed Arif ve diğer 1940 kuşağı şairlerinin şiirleri benim şiir çevremde egemendi. Onlardan etkilendim. Türkiye’deki sıcak ve çatışmalı politik ortam da buna yönlendiriyordu insanı. Hayatta kalma mücadelesi veriyorduk. Üniversiteler tam bir ‘terör’ ortamıydı. Öfkeliydik. Dünyayı değiştirmeye olan inancımız yüksekti. Bu nedenle görevci bir şiir anlayışının etkisindeydim. Süreç içerisinde şiirin estetik boyutuyla, şiirin ‘ne’ olduğuyla daha fazla ilgilendim. Daha tikel, daha imgesel bir dile yöneldim.

-Tarihsel anlamda baktığımızda şiir devinimi nasıl gerçekleşir? 

İki bin yıl önce şiir, tiyatronun içindeydi. Aristo, “Poetika” da şiiri tanımlamaya çalışırken aslında tragedyayı, yani tiyatroyu tanımlamaya çalışır. Ortaçağda şiir ile tiyatro birbirinden soyutlanırken, bu sefer şiir, “manzume”nin içinde aranmaya başlanır. Yani ölçülü uyaklı düzyazının içinde. Ta ki on dokuzuncu yüzyılın ortalarında, RolandBarthes, “şiir nicelik değil, niteliktir” saptamasını yapana kadar. Böylece şiirin kendi dışında referansı olmayan, amacı kendisi olan bir etkinlik olduğu anlaşılmıştır. Böylece, bugün yazdığımız “modern ve yazılı şiir” gelişmiştir.

-İlk şiirleri tekrar masaya yatırmak yazınsal anlamda ne kadar doğrudur. İlk şiirleriniz hakkında ne söylemek istersiniz? 

İlk kitabımı yayımlamadan önce, iki dosyamı attım. Bana kalırsa, bugün baktığımda, yayımlanmış ilk kitabımda da atılacak şiirler var. Şiir olarak kabul ettiklerimin estetik düzeyi, olgunluk düzeyi elbette tartışılır. Kendi dönemi içerisinde savunamayacağım hiçbir şiirimi yayımlamadım.

- İlk şiirlerinizi ve yeni şiirlerinizi yazma tekniğinizdeki farklılıklar nelerdir?

Birçok açıdan büyük bir gelişme görüyorum. Bir kez şiir anlayışınız, deneyiminiz, birikiminiz arttıkça, şiirinizin nicelik ve nitelik boyutu da gelişiyor. Ben şiirin “ne” olduğu konusunda da çok çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. 

-Şiir yazmak daima söz konusu olabilir mi? Sözcük yitimi zaman zaman söz konusu mudur? 

Zaman zaman, hatta uzun zaman artık şiir yazamayacağım duygusuna kapıldığım olur. Bu beni çok korkutur ama yeniden şiire başlarım. İnsan böyle şiirden kopma duygusu yaşamıyorsa, şiir yazamaz. Hatta bazen şiirin adını bile duymak istemediğim olur.

- Başucu kitaplarınız nelerdir ? 

Bu anlamda çok kitabım var. Ama birkaçını saymam gerekirse, İtaloCalvino’nun, “Görünmez Kentler”, Cervantes’in “Don Kişot”, James Joyce’un, “Dublinlier”, John Berger’in bütün deneme kitapları, YvesBonnefoy, RenéChar, Ritsos, Melih Cevdet, İlhan Berk gibi şairlerin bütün kitapları.

-Bir edebiyat öğrencisi gözüyle kendinize bir soru sorsaydınız ne sorardınız? 

Kırk yıldır şiir yazdığınızı söylüyorsunuz ama gördüğüm kadarıyla elde var hüzün. Şair olmak yerine niçin, örneğin müteahhit olmadınız?

-Şiirlerinizde sizden çok etki bırakan dizeler hangisidir? 

Bütün şiirlerim bana aittir. Onların birini sokakta aç ve susuz görsem ağlarım.

- Sizce roman nasıl tanımlanır? Hiç roman yazmayı düşündünüz mü? 

Roman boks maçını sayıyla almaktır, öykü nakavtla almaktır, şiir ise maçı hükmen almaktır. Roman yazmak kafamda hep bir düşünce olarak var. Hatta öykü de yazmak istiyorum. Ama ne zaman düzyazıyla kurmaca yazmak istesem, yazdığım şey şiir oluyor.

- Şiir bireysel ve toplumsal şiir diye ayrılır mı ayrılmalı mı? 

Ayrılamaz. Sanat yapıtı evrenseldir. Yerel algılar farklı olabilir. Şiir insani bir etkinliktir. Bu yüzden, bireysel olan aynı zamanda toplumsaldır. Çünkü birey,toplumsal bir varlıktır. Lirizmin “ben” anlatı açısını kullanması, şiirin bireyle sınırlı olduğu yanılsamasına yönlendirmemeli. 

- Zihninizle özdeşleşen ülke,şehir ve müzik isimleri sorsam hangilerini söylerseniz?

Fransa, Paris, aşk şarkılarının tümü.

- Gerçeküstücülük ve Aragon desem ilk birkaç cümleniz neler olur?

Aklın egemenliğine tepki, devrim yapma isteği, anlamın sınırlarını zorlama, 1789 sözleşmesiyle insanlaşmaya söz veren insanın, dünya savaşlarıyla kendine ihanet etmesi karşısındaki umutsuz çığlık.

////

SALİH BOLAT KİMDİR?

3 Temmuz 1956'da Adana'da doğdu. İlkokulu ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Sosyal Politika Bölümü'nü bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladı. Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi'nden emekli oldu (2004). Edebiyat yaşamına Yeni Adana gazetesinin kültür sanat sayfasında öyküler yazarak başladı (1974). Adana'da, arkadaşlarıyla birlikte Koza adlı dergiyi çıkardı (1975). İlk şiirini bu dergide yayımladı. 1977-1980 yılları arasında, Ankara'da yayımlanan Yapıt dergisinin ve Halk Evleri Genel Merkezi'nin yazı kurulu üyeliğinde bulundu. 1982-83 yıllarında, yine Ankara'da yayımlanan Petek dergisinin yazı kurulu üyeliğinde bulundu. 1984-86 yıllarında, Yarın dergisinin çalışmalarına katıldı. 1995 yılında, Cem Savran ile Promete dergisini kurdu.1980 yılı başlarından itibaren Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Türkiye Yazıları, Süreç, Yeni Düşün, Varlık, Gösteri, Düşler, Şiir-lik, Edebiyat ve Eleştiri, Defter, E, Kaçak Yayın gibi dergilerde şiirler ve yazılar yayımladı. 1995-97 yıllarında Siyah Beyaz gazetesinde, "Duygusal Düşünceler" adlı köşede yazdı. Bu yazılarından seçtiklerinin de yer aldığı yazılarını, daha sonraki yıllarda, aynı adla bir kitapta topladı. Halen İstanbul Beykent Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümü'nde öğretim üyesidir.

ESERLERİ:

ŞİİR

Yaşanan (1983) 

Bir Afişin Önünde (1986) 

Sınır ve Sonsuz (1988) 

Karşılaşma (1992) 

Uzak ve Eski (1996) 

Gece Tanıklığı (2000) 

Açılmış Kanat (2004) 

Yol Ayrımı (Seçme Şiirler, 2006) 

Kanıt (2006)

DÜZYAZI

Duygusal Düşünceler (1999) 

Şiir Sanatı (Yaşar Nabi Nayır ile birlikte, 2004) 

Öykü Yazma Teknikleri (2004) 

Deniz Feneri (Eren Aysan ile Birlikte, 2006)

ÖDÜLLERİ

1984 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü (Yaşanan adlı yapıtı ile)

1986 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü (Bir Afişin Önünde adlı yapıtı ile)

1990 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü (Karşılaşma adlı yapıtı ile)

2002 Ahmed Arif Şiir Ödülü (Açılmış Kanat adlı yapıtı ile)

2007 Behçet Aysan Şiir Ödülü (Kanıt adlı yapıtı ile)

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi