İlçelere yüksek okul devri bitmiş Yanlış olduğunu ne kadar bilsem de, biraz ilçemin yıllardır yaşadığı eziklikten biraz da ‘neden diğer ilçelere oluyor da benim ilçeme olmuyor’ diye sık sık, “Seyitgazi’ye yüksekokul yapılmalı” diye yazılar yazar, bol bol konuşurum…
Bir süre önce, bu işin yanlışlığını, yani ilçelere yüksekokul yapılmasının hem artık yasak olduğunu hem de verimsiz olduğunu Osmangazi Üniversitesi Rektörü, hocam, Prof.Dr. Fazıl Tekin anlatmış, ben ikna olmamak için çırpınmıştım…
Bu konuyu son olarak, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Davut Aydın ile konuştum. Kendisi de benzer şeyleri söyleyince, yine ikna olmamak için çırpındım…
Aslında haklılar…
Eşim, Celal Bayar Üniversitesi Demirci Eğitim Fakültesi mezunu. Demirci, 30 bin nüfuslu bir ilçe. Ben de Anadolu Üniversitesi mezunuyum biliyorsunuz. Eşim, her fırsatta, aldıkları eğitimden değil ama yaşadıkları ortamdan şikayet etmiş ve üniversite yaşamanın “eksik” olduğunu belirtmiştir…
Üniversitelerin asla “iş ve işçi bulma kurumu” olmadığını; sadece “öğretim” yapılan yerler olmadığını söyleyen ben de daha ileri gidip eşime, “Sen üniversite mezunu değilsin!” derim…
Bunları bilen birisi olarak, diğer ilçeler gibi, Seyitgazi’ye de okumaya gidecek öğrencilerin mağdur olacaklarını, şehir merkezine bu kadar yakın bir ilçenin bu öğrencilerden “gerekli” verimi alamayacaklarını iyi bilirim…
Ancak diretir dururum…
Bugüne kadar…
Artık ikna oldum…
Gerek Anadolu Üniversitesi’nin bundan böyle girişeceği yapı değişikliğinin, ürkütücü büyüklüğü, gerek Osmangazi Üniversitesi’nin yayılmasından çok kendi kampusunun gelişimine odaklanması gereği de yukarıda söylediklerime eklenince…
Ben ikna oldum.
Bence, hemşerilerim, Seyitgazililer de artık ilçenin gelişimi için başka projelerin, başka oluşumların peşine düşmeliler.
Ben öyle yapacağım…
Böyle saçma tez olur mu? Kemal Aydoğmuş çok okunan bir yazar, böyle olunca da son günlerde yazdığı tefrika ilgi gördü. Aslında ben bu konunun neden tefrika olduğunu anlayabilmiş değilim, zira Kemal Aydoğmuş’un söylemek istediklerini tek cümlede ifade etmek çok kolay: Başkan Yılmaz Büyükerşen hiç endişe etmesin, Erman Gölet, il başkanı olursa kendisini eleştirmez…
Tabii Kemal bu düşünceyi bilerek uzun uzun açıyor.
Aslında yapmak istediği; Erman Gölet’in kazanması için “oluşturulduğu iddia edilen baskı grubunun” işini bozmak…
Erman Gölet’e destek vermek yani…
İsteyen istediği kişiye destek vermek için her hareketi yapabilir, konu bu değil…
Başka bir yere takıldım ben…
Kemal diyor ki, “Birileri varmış, bunlar gidip Başkan Büyükerşen’e, ‘Erman Gölet seçilirse sizi eleştirir, siz de zarar görürsünüz. Bu yüzden Adar’ı destekleyin” diyormuş…
Bana işin burası çok saçma geldi...
Kemal inanmasın bence böyle bir iddianın var olduğuna…
Hangi kıt akıllı gidip Başkan Büyükerşen’e bunları söyler ki?
Başkan Büyükerşen de “kıt akıllı mı” ki, bu söylenenlere inansın?..
Bu iddiayı uydurmak için hem Erman Gölet’i hem de Başkan Yılmaz Büyükerşen’i tanımamak gerekir.
Çünkü Erman Gölet, siyaseti çok iyi bilen birisi olarak, asla Yılmaz Büyükerşen’e “saldırılmayacağını” biliyor; zaten hep de öyle yapıyor. Gölet, ayrıca, en son Büyükerşen’e “kayıtsız şartsız” saldıranların, siyaseten ne hale geldiklerini görmüş bir kişi, hiç, kendi partisinin tabanının yüzde 90’ına hitap eden bir isme böyle saldırır mı?
İkincisi, Yılmaz Büyükerşen kendisine saldıracak diye bir isimden çekinip, korkup karşısındaki isme destek verir mi?
Son olarak, Büyükerşen’in çevresinde Adar’ı desteklediklerini iddia edilen kişiler; salak mı böyle bir tez sunsunlar ortaya ya da herhangi bir salak insan Başkan Büyükerşen’in çevresinde yer alabilir mi?
Pardon, son sorumu geri aldım!..
hakkikutlu@yahoo.com
09.03.2010