Kadın her çağda hayatın göbeğinde

Videoyu Aç Kadın her çağda hayatın göbeğinde
A
a

Güngör Dilmen’in ‘Ben Anadolu’ adlı eserinden uyarlanan Kybele oyunu Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrasının muhteşem iş birliğinde Midas Anıtı önünde sahnelendi. Tek kişilik oyunda Ana Tanrıça’ya can veren Burcu Tutkun Turan’la uzun bir aradan sonra büyük ses getiren oyunla ilgili sizin için bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Yaklaşık 6 bin yıllık bir geçmişi olan ve Anadolu topraklarıyla birlikte pek çok kültür ve medeniyette de yer alan Ana Tanrıça Kybele’yi canlandırmaktan büyük bir gurur duyduğunu anlattı Burcu Tutkun Turan… Oyunda Cumhuriyet kadınlarına saygı duruşunda bulunan Turan, tiyatroya verdiği değeri de sizlerle paylaştı…


Han ilçesindeki Yazılıkaya Anıtı'nın önünde gerçekleşen Kybele oyunun prömiyerini ESGROUP Genel Koordinatörü Ali Baş ile birlikte izledikten sonra oyunun baş rolü Burcu Tutkun Turan ile bir araya gelerek, güzel bir söyleşi gerçekleştirdik....

Tiyatro yolculuğunuz nasıl başladı?
Çocukluğumda Metin Akpınar, Zeki Alasya, Kemal Sunal’lar, kabareler; hep onları izliyorduk ailecek, benim çok ilgimi çekiyordu. Üniversite sınavına hazırlanırken kazanırsam mutlaka amatör olarak tiyatroyla ilgileneceğim demiştim. Üniversitede işletmeyi kazanmakla beraber tiyatro koluna gittim. Adana’da 7 yıl kadar amatör tiyatro yaptık. Tiyatroda kendimi çok iyi hissetim ve ben bu işi yapmak istiyorum dediğim anda işletme dördüncü sınıftım. O bölümü bırakıp gizlice konservatuvarsınavlarına girdim ve kazandım aileme de sonra açıkladım. Babamı aradım, o sırada bir iş seyahatindeydi. Baba ben işletmeyi bırakacağım konservatuvara devam edeceğim dedim. 2-3 dakika durdu; tamam kızım ne istiyorsan öyle yap dedi. Okul biter bitmez burada Eskişehir tiyatrolarında bir sınav açıldı. Sınava girmeye karar verdim ve kazandım. 2003 yılından beri buradayım; 18’inci sezonum.


Eskişehir’de yaşamak ve Eskişehir Şehir Tiyatrolarında sahne almak istiyor muydunuz yoksa hayat mı sizi buraya yönlendirdi?
Biraz hayat beni yönlendirdi. Eskişehir’i çok duyuyordum Yılmaz Büyükerşen’i çok duyuyordum, takip ediyordum. O zaman 22-23 yaşlarındayım, ne yapacağımı çok iyi bilmiyordum. Bu şansı değerlendirmek istedim. Bir kurum tiyatrosunda olmak her daim seyirciyle göz göze olmayı da beraberinde getiriyor. Biz burada onların hiçbirini çok yaşamıyoruz. Geldiğim an itibariyle dolu dolu salonlara oynuyoruz, hala öyle. Tercih etme şansım olsa tercih de edebilirdim.

Üniversite öğreniminiz sırasında bir bölümü bırakıp tiyatroya yöneldiğinizi anlattınız. Bunu yapabilen çok az kişi var. Sanata yönelmek ve buradan geçimini sağlamayı hedeflemek zor ve cesaret gerektiren bir karar. Bu ikilemi yaşamış biri olarak neler söylemek istersiniz?
Benim en büyük artım amatör tiyatroyla deneyimlemek oldu bunu. Gerçekten ne istediğimi hissetim ve buldum, sonra da peşinde koştum. Masa başında oturmak bana göre değil. Tiyatronun dönüştürebilir tarafına çok inandığım için. Küçücük bir çocuğu da etkileyebilirsiniz, 80 yaşındaki bir kadını da etkileyebilirsiniz. Benim için cesaret gerektiren diğer şey ise anne olmak oldu. Ülke şartlarınca bence anne olmak çok özel ve zor bir süreç. Hala çocuğumun iyi şekilde eğitilmesi, sanatla iç içe olabilmesi için mücadele ediyorum.


LÜKS HALİNE GELDİ

Diğer şehirlerde tiyatroya ilgi nasıl genel anlamda? Meslektaşlarınızdan ne gibi yorumlar alıyorsunuz?
Amatör ve özel tiyatrolar çok zorlandı hele bu 2 yıldır özel tiyatroların çoğu kapandı. Çünkü tek geçim kaynakları kendi satacakları biletlerden aldıkları. Ama bunun ötesinde verdikleri vergi, salon kiraları… Genco hoca dahi etkileniyor bu durumdan, oynayacak sahne bulamıyorlar. Ülke şartlarında bir ailenin özel tiyatro izleyebilme ihtimali çok yüksek değil. Kirasının yarısını sanata ayırıyor insanlar. Lüks haline geldi sanat. Aslında bir ihtiyaç; sanat iyileştirir, aydınlatır insanı. Ama insanlar ulaşamıyor ki…Üç adım atsak geçim derdiyle boğuşan insanlarla karşılaşıyoruz. O insana sen sanat sunsan ekmek sunsan hangisini seçiyor? Şu anda ekmeği seçiyor.

Biraz koronavirüs salgınından bahsedelim. Elbette her sektör çok ciddi anlamda etkilendi ama sanat faaliyetleri büyük darbe aldı. Sahneler kapandı, tiyatrolar, konserler iptal edildi. Farklılık olarak internet üzerinden bazı etkinlikler yayınlandı. Siz salgın sürecinde neler yaptınız?
Biz de 6 ay herkes gibi durduk, ne yapacağız diye düşündük. Yazılıkaya meselesi geçen yılın projesiydi aslında. 2 ya da 3 kere durdurduk projeyi. Benimle birlikte orada çok büyük bir kadro var. Belki gördünüz en az 50 kişi oradayız ve onların sorumluluğunu almak…Sağ olsun yönetimdeki arkadaşlar da buna çok hassasiyet gösterdiler; başta Yılmaz Hoca, Yener Büyükerşen önce sağlık, siz kendinizi koruyun sonra yaparız dediler. Geçtiğimiz kış ayında online söyleşi yaptık, bir oyunumuzu online yaptık ama prömiyerine seyirci geldi; onda da çok tedirgindik. Bu koşullarda yapılması gereken en iyi şey yapıldı.


KÜLT BİR ESER

Salgın sürecinde Şehir Tiyatrolarında ilk olarak ‘Başvuru Beklemede’ adlı oyun online ortamda gerçekleşti. Siz ise açık havada seyirci ile de buluşma imkanı sağlayan çok güzel bir oyunla sahneye döndünüz. Ana Tanrıça Kybele ile yeniden rol almak nasıl bir duygu?
Neredeyse 6 bin yıllık bir tarihin getirdiği bir süreç var… Oyunun kendi adı Kybele ben oyunda hep Kübele diyorum; çünkü Güngör Dilmen’in kullandığı bir dil var;Kübele diye söyleniyor. O Güngör Dilmen’in tercihi ve biz o metne sadık kaldığımız için genel Kübele olarak telaffuz ettik. Kybele de doğru Kübele de doğru… O tarih çok acayip bir tarih. Kybele Hitit döneminde başka, Frigya Döneminde, Osmanlı’da, Efes’te başka…Ana tanrıça birleştiren, doyuran, annenin yaptığıyla beraber annelik duygusuyla beraber insanların kabullendiği bir durum. Oyuncu olarak daha çok yaklaştığım kısmı annelik kısmı, ana tanrıça olma kısmıyla annelik kısmının birleştirdim diyebilirim. Benim için pandemi koşullarından sonra nefes aldığım bir proje oldu. Şu anda izlediğiniz oyunun hazırlaması 1 yılı buldu. Çünkü ‘Ben Anadolu’ kendi başına bir kült yapıt.Onun içinden bir şeyleri alıp uyarlamak, günümüze entegre etmek çok kolay olmadı. Bir de salona geçerken ayrıca çalışacağız. Kübele’nin içinde dinlediğiniz kadınların hikayeleri işin içine girecek ufak ufak. O konsept içinde bir oyuna dönüşecek yine tek kişilik olacak.

Oyunda adı geçen pek çok kadın kahramanlarımız var. Onların seçimi nasıl yapıldı?
Tamamen kendi seçimimiz. Eskişehir’le bağları olan kadınlar var ama ortak özelliklerinden biri de Cumhuriyet kadınları, Cumhuriyet dönemi kadınları. Çok elediğimiz insan da oldu. Mesela; İoannaKuçuradi. Çok bilindik bir yazar değil, felsefeci bir kadın. Neden seçtiniz diye soruluyor. Çünkü o da bir cumhuriyet kadını. Anmadan geçmeyelim dedik. Bahriye Üçok anmadan geçmeyelim dedik. Muazzez İlmiye Çığ hala yaşayan bir dev. Mina Urgan. Biraz şuna önem verdiğimizi söyleyebilirim; kendi alanında yaptıklarının yaydığı toplumsal farkındalık. Türkan Saylan; nasıl es geçebiliriz? Mümkün değil. Lamassi var, Niobe var, Hürrem Sultan var. Bu tarihteki kadınların hepsinin çok ciddi dönüm noktaları, karakter özellikleri var. Burada ortak olan bir tek şey var; kadın. Hem beden olarak, fikir ve düşünce olarak, fiziksel olarak kullanılmış demek istemiyorum ama merkezde durmuş. Her çağda olduğu gibi Anadolu kadını yine hayatın göbeğinde, bunu hiç kimse değiştirmiyor.



KARAKTERLERİ ANLATACAĞIZ

Kybele oyununda adı geçen karakterleri özel olarak canlandırmak isteseniz hangisini seçerdiniz?
Yönetmenimiz Murat Atak, tanıyor ve biliyorsunuzdur. Çok çalışkan ve imkanlar sunan bir adam. Onunla beraber bu proje ilk geldiğinde dramaturgumuz Şafak Özay üçümüz oturduk ve hadi arasından seçelim dedik.Bir denge kurmaya çalıştık. Ne çok feminen olalım ne çok gerici olalım. İkisinin dengesini kuralım. Bizim yaptığımız şey sanat ve denge sağlamak zorundayız. Şöyle bir eleştiri almaktan çok tedirgin oldum açıkçası.. Aaa çok feminen bir oyun olmuş. Ya da çok kadınları ezen, erkekleri aşağılayan bir oyun olmuş. Önemli olan insan ve insan olana değinelim. Onların yaşadığı hikayeler içinde beni en çok etkileyen tabi ki Andromakhe. Galiba tarihsel olarak da Niobe. Anne ne kadar çok evladı üzerinden acı çekerse beni o kadar çok etkiliyor. İhsan Raif, bu topraklarda yaşamış. ‘Kimseye Etmem Şikayeti’ milyonlarca defa dinlemişizdir. Bunun hikayesini bir sürü insan yeni öğreniyor. O yüzden hangisi dersen hepsi çünkü hepsini bir seçtik. Şimdi o hikayeleri açma derdindeyiz, ki salonda bir oyun haline getirelim onu. Süresini 1 saat 15 dakika kadar olmasını düşünüyoruz.

Hem Yazılıkaya’da hem de Sazova’daki amfi tiyatroda sahnelediniz oyunu…

İlk Yazılıkaya’da onadık sonra çok istek olduğu için bir kere daha oynadık. Biz bu kadar seyirci gelebileceğini düşünmedik aslında. Çok büyük mutluluktu bizim için. Sazova’daki oyunumuzda da amfi doluydu.

Her iki mekanın atmosferi de çok etkileyici ve çok güzel. Siz oyunu sahnelerken o farklılığı hissediyor musunuz?
Tabi ki hissetmez olur muyum. Arkada kocaman bir Yazılıkaya var. Kadına yapılmış bir anıt. Sazova’nın dokusu da amfi tiyatro olduğu için çok romantik ve projeye uygun oldu. Oraya da çok yakıştı. Tabi ki etkileyicilik ve atmosfer olarak Yazılıkaya çok daha başkaydı.

Kybele oyunu hazırlanırken önceliğiniz Yazılıkaya önünde sahnelemek miydi yoksa koronavirüs salgını nedeniyle açık havada yapılması düşünülerek sonradan alınmış bir karar mı?
Yener Büyükerşen’in fikri bu. Yener Büyükerşen Han Belediyesi ile beraber görüşürken Han Belediye Başkanımızın burada bir şey yapalım demesi üzerine Murat abi ile de konuşup ‘Ben Anadolu’ yani Kybele’yi sahneleyelim diye çıkmış bir proje aslında. Biz oyuna bu kadar ilgi olduğu için sonradan Sazova’ya indik. Aslında orada olacak bitecekti.

HEPSİ ÇOK ÖZEL
18 yıllık tiyatro geçmişinizde Kybele’nin özel bir yeri olacak mı? Ya da sizin için unutulmaz bir rol var mıydı?
Çok klişe olacak belki ama hepsiyle bir bağ kuruyorsun ister istemez; hiçbiri ben değilim ama hepsi benim. Oynadığım her rol dışarıdan baktığım kişiler aslında. Fakat karakter olarak işin içine girdiğinde benden parçalar olan şeyler. Empati kurmadan olmayan bir iş yapıyoruz. Kybele’yi bilmeden size anlatmam çok zor. O yüzden bütün roller hem benden bir şey anlatıyor hem de karakterden. Hiçbirine haksızlık etmek istemiyorum hepsi benim için çok özel çok değerli. Kybele de onlardan biri.
Arıman Web reklam
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi