Nesli Özkay Dikkaya

27 MAYIS 1960’TA NE YAŞANDI, NEDEN YAŞANDI?

28 Mayıs 2022 08:05
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
27 Mayıs Darbesi, bir iktidarın devrilişi ve Darbenin hızla ihtilale dönüşüdür.”
Şevket Süreyya Aydemir
27 Mayıs 1960 günü ordunun bir kısmı tarafından gerçekleştirilen eylemin hangi kavram ile açıklanması gerektiği konusunda tartışmalar olduğu malum. Zira buna devrim diyen var, darbe diyen var, ihtilal diyen var… Bu kavramsal kargaşanın içine girmeden ben 27 Mayıs’ta ne yaşandı, neden yaşandı konusuna değinmek istiyorum. Zira ne dersek diyelim, hangi kavramı kullanırsak kullanalım modern Türkiye’nin en önemli kırılma noktalarından biridir 27 Mayıs.
Çok partili hayata geçiş yapılmış Türkiye’de, demokratik söylemleriyle halkın “demirkırat” dediği ve umudunu bağladığı Demokrat Parti 1950’de iktidar olmayı başarmıştı. Yani Türkiye iyi manadafarklı bir yöne doğru gidiyordu aslında. Ta ki 1950’lerin ortalarında DP, kendi söylemlerinden sapana, tek partili dönemlere benzer bir otoriterlik sergilemeye başlayana ve sorunları çözme iradesini yitirinceye kadar…
1950’li yılların ortalarına gelindiğinde DP kendini -özellikle İsmet Paşa faktöründen dolayı- CHP’yi kendilerine karşı yapılacak bir müdahalede ordu ile iş birliği yapacağı konusunda paranoyaya kaptırmıştı. CHP ise kaybettiği iktidarı geri almayı istiyor ve sert bir muhalefet sergiliyordu. Bu sırada DP, demokratik muhalefeti susturmak adına bazı adımlar atıyor, basın susturuluyor, sıkıyönetim ilan ediliyordu. Tüm bunlara ekonomik sıkıntılar da ekleniyor, henüz emekleme aşamasında olan demokrasi gerisin geriye gidiyordu. En sonunda asker postallarının sesi duyuluyordu.
9 subay olayı
DP'nin iktidara gelmesinin ardından bir grup subayın ordu içinde kurduğu cunta, süreç içinde giderek varlığını hissettirmeye başlamıştı. Ordunun darbe hazırlığı içinde olduğu bilgisi Menderes'e de ulaştı. DP iktidarına karşı darbe düzenlemek amacıyla bir araya gelen cuntanın bu girişimi, Binbaşı Samet Kuşçu'nun ihbarı ile akamete uğrarken bu olay tarihe "9 subay olayı" olarak geçti.
27 Mayıs geldi çattı…
27 Mayıs 1960 günü gerçekleşen eylem emir komuta zinciri dışında alt düzeydeki subaylar tarafından gerçekleştirilmesi bakımından istisnai bir yere sahiptir. 27 Mayıs sabahının erken saatlerinde asker tarafından “gerekli” müdahaleler yapılmış, hiçbir direnişle karşılaşılmamış ve karşı darbe yapma ihtimali göz önünde bulundurulan bazı askerler tutuklanmıştı. Siyasiler de tutuklanmış, Adnan Menderes Eskişehir’de bulunduğu için tutuklanması biraz gecikmeli olmuştu. O sabah Ankara Radyosu’nda Alparslan Türkeş’in sesi ile tüm Türkiye şu cümleleri dinliyordu:
“Sevgili Vatandaşlar, Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri anlamsız durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır. Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir... Müttefiklerimize, komşularımıza ve bütün dünyaya hitap ediyoruz: Gayemiz, Birleşmiş Milletler Anayasası'na ve insan hakları prensiplerine tamamen riayettir. Büyük Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' prensibi bayrağımızdır. Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO ve CENTO'ya inanıyoruz ve bağlıyız."
Bu bildiride özellikle NATO ve CENTO vurguları önemlidir. Zira 27 Mayıs’ın gerçekleştiği, tarih Soğuk Savaş dönemine rastlar. Yani ABD ile yakın ilişkilerin devam edeceğinin, Sovyetler ile ilişkilerin ise gerileceğinin bir sinyali sayılabilirdi bu bildiri.

Bildiriye göre, kısa sürede adil bir seçim yapılacaktı. Ancak böyle bir müdahale, özellikle ardı arkası düşünülmediyse, kendi kaderini kendisi çizmeye mahkumdu. Kısa sürede belli bir grubu hedef almadıklarını söyleyenler, DP ve çevresini etkisiz hale getirmiş; otoriter eğilimlere karşı olduklarını vurgulamalarına rağmen kendileri tüm siyasi toplantı ve faaliyetleri yasaklamış; en sonunda bu yol Yassıada’da olağanüstü bir yargılama süreci neticesinde yapılan idamlara çıkmıştı. 16 Eylül’de Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan ve 17 Eylül’de Menderes idam edilmiş; 19 Eylül’de 297 hükümlü Kayseri’ye, 20 Eylül’de 104 hükümlü Adana’ya götürülmüş ve böylelikle Yassıada’da tutuklu kalmamıştı.
Velhasıl, askeri idare demokrasiyi demokratik olmayan yöntemlerle yeniden tesis etmeye çalışmış ve vaat ettiğinden daha uzun süre iktidarda kalmıştı. Ve en önemlisi 27 Mayıs, kendisinden sonra gerçekleşecek olan ve hatta bunun olağan karşılandığı, her on yılda bir alışkanlık haline gelen bir dizi askeri müdahaleye ön ayak olmuştu.
Son olarak darbe, devrim, ihtilal ne dersek diyelim, şartlar ne olursa olsun27 Mayıs günü ve akabinde yaşananlar Türkiye demokrasisi için bir ağır “darbe” olmuştu.
 
Arıman Web reklam
ECC Tur
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi
Göksel Tantuni Eskişehir