İsmet Beceriklican

BİRLİKTE UÇACAKSAK EĞER…

6 Nisan 2020 00:17
A
a
Sevr Anlaşması’yla dar bir toprak parçasına sıkıştırılmak istenen Türk Ulusu; gösterdiği ‘birlik, beraberlik ve dayanışma’ ile vatanımızın bugünkü sınırlarını çizmişti.
Mücadeleyi yönlendiren liderlerin en büyük hasleti ise,
Halka güvenmek, halkın özünde var olan ‘dayanışma ruhu’nu harekete geçirmek olmuştu.
Kurtuluş Savaşı sonrasında, yok olma noktasına gelen, yerle bir olmuş bir sosyo-ekonomi, eğitim, sağlık gibi alanlar, ‘dayanışma’ ruhuyla ayağa kaldırıldı,
Türk Mucizesi’ adıyla, tarihte hak ettiği yeri aldı.
Bizi, biz yapan en önemli değerimiz ‘yardımlaşma ve dayanışma’ anlayışımızdı.
***
Bir de bugüne bakalım.
Belediyeler, yaşanan koronavirüs salgınıyla birlikte işyerlerinin kapanması sonucu işsiz ve aç kalan ailelere yardım kampanyaları düzenlemeye çalışırken;
Anlaşılmayan bir refleksle, iktidar tarafından bu kampanyalara yasak getirildi ve banka hesapları donduruldu.
Politikacı, gazeteci, köşe yazarı, iş adamı ve iktidardan bir sandalye kapmayı başarabilmiş bazı yandaşlar da, dayanışmaya set çeken bu kararı alkışladılar.
‘İkbal devşirmek adına marifet yarıştırma’yı ihmal edemezlerdi elbette!
Ülkemizin tamamını tehdit eden salgın karşısında, her toplulukta ve kurumda, sınıf ve siyaset farkı gözetmeksizin, dayanışma/yardımlaşma için ‘çoban ateşi’ yakma gayretindeki ferasetli insanların heveslerini nasıl kırdıklarının farkına da hiç varamazlardı!
Cumhuriyeti kuran, ilke ve ideallerle donanmış öncüllerinin, tam tersine evrilmişçesine;
Tam da bu zor günlerde; ayrıştırıcı, ötekileştirici ateşi söndürmeleri beklenen çağımız politikacılarının,
Barışçı, birleştirici dil yerine; ateşe körük basan diline tanık oluyoruz ne yazık ki!
***
Cumhurbaşkanı, sadece kendi partisinden olanlarla yaptığı telekonferansta belediye başkanlarına hitaben:
‘Evinde tencere kaynamadığı için gözü yaşlı, kalbi kırık her vatandaşımızın vebali sizlerin üzerindedir.’ dedi.
Ne kadar yerinde bir cümle değil mi?
Peki; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi CHP’li belediyelerin amacı ve hedefi neydi? Neden kampanyalarına engel olundu?
İster istemez ‘Böyle mi olmalıydı?’ sorusu takılıyor aklımıza.
İktidarla aynı amacı (!) paylaşan tüm belediye başkanlarının girişimlerinin üzerine,
Cumhurbaşkanımız, pekâlâ olası suiistimalleri engelleyecek, gözetecek ve denetleyecek üstte ‘şemsiye bir organizasyon’la tümüne sahiplenebilir, kendi kampanyasının bir parçası yapmayı deneyebilir, topluma ‘yardımlar/bağışlar güvence altındadır’ mesajını verebilirdi.
Yapılan telekonferansa da bütün belediyeleri dâhil edebilir, ‘dayanışma’ mesajları iletebilirdi.
‘Cumhurun başı’ olmanın gereği ve yakışanı buydu!
***
Her zaman olduğu gibi, her cümlenin başında, sadece kendilerine oy veren, kendileri gibi düşünen, kendilerini alkışlayanlara hitap etme yolu seçildi. Böylesine hassas günlerden geçerken yine muhalefete çatıldı; suç diye niteledikleri suçu işlediklerinin farkına bile varmadan…
Çoğulculuktan güç alan demokratik yaşamın üstüne çizgi çekilerek ‘çoğunluğun dediği olur’ yazılması tercih edildi.
 ‘Biz’ derken; sadece bir partinin yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, üyeleri, yandaşları, (içinde sevdiğim ve değer verdiğim arkadaşlarımın da olduğu) gönül verenlerini getirdi akıllara.
Diğerleri ise; ‘siz’!
Yani, ‘bizden değilsiniz’!
‘Biz’ derken, herkese açılmış sıcak ve samimi bir kucağın varlığını hissedebildiniz mi?
***
‘Biz bize yeteriz Türkiye!’
Amacı kadar, adı da anlamlı bir kampanya elbette;
Yeter ki, o ‘biz’in içeriği de anlamı kadar geniş olabilsin!
Unutulmasın ki;
‘Eğer birlikte uçmak istiyorsak; yanımızdakilere kelepçe değil, kanat takmalıyız!’
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi