SEMİH DEMİRAL

COVİD-19’A YAKALANAN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ DURUMU

7 Mayıs 2020 00:05
A
a
Koronavirüs (COVID-19) ile mücadelede en ön cephede görev yapan doktorlar, hemşireler, laborantlar, temizlikçiler ve diğer sağlık çalışanları büyük bir risk altında çalışmaktadırlar. Görevleri sırasında Koronavirüs kapanların bazıları da maalesef yaşamını yitirmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kamu ve özel sektöre ait bütün işlerde ve işyerlerinde işverenlerin, her türlü sağlık ve güvenliği ile ilgili tedbirleri almasını yükümlü kılmaktadır. Hastaneler, Sağlık kuruluşları hem kamu hem de özel olarak faaliyet göstermektedirler. Covid-19 pandemi sürecinde kamu ve özel hastaneler Covid-19 hastalarına müdahale ettiler. Sağlık kuruluşlarında birçok kaza ve mesleki rahatsızlık meydana getirebilecek tehlikeler mevcuttur. Bu kanunun 4. md göre; işverenler, hastane yönetimi, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapmasını, çalışanların maruz kalabileceği tehlikelere karşı 5. md göre risklerden korunma ilkeleri çerçevesinde önlemleri alarak koruması yükümlülüğü bulunmaktadır. 10. md göre hastane yönetimi Risk Değerlendirmesi yaptırarak risklerini belirlemesi ve gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Çalışanlara gerekli olan eğitimleri verir, gerekli olan kişisel koruyucu donanımları verir. Çalışanlar 19. md gereğince, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm çalışanların, COVID-19 şüpheli ya da tanılı hasta ile temaslarında, hastadan kendilerinin solunum yollarına, göz mukozasına ya da açık yaralarına olan öksürük, hapşırık ve diğer vücut sıvılarının sıçraması ya da bulaşması veya bunlarla kontamine olmuş kesici delici malzemelerle yaralanma olayları ile karşı karşıya kalmaktadır. İş kazası açısından değerlendirildiğinde hastanede çalışan sağlık personeli Covid-19 hastalarına müdahale etmekte, tedavi uygulamaktadırlar. Bu çalışmalar esnasında hastaların salgılarına maruz kalmaktadırlar. Gerekli tedbirlerin alınması halinde dahi bu kadar yoğun hastanın ve hastalığın olduğu yerde virüs kapması çok olası bir durumdur. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, bir TIR şoförünün yurt dışı görevinde H1N1 virüsü (domuz gribi) kapması sonucu hayatını kaybetmesinin iş kazası sayılabileceği yönünde bir karar vermiştir. İş kazası genel tanım ile ani bir olay olarak ortaya çıksa da buna bağlı olarak oluşan zarar daha sonra da ortaya çıkabilir. Nitekim iş yerinde gaz zehirlenmesi, gıda zehirlenmesi gibi olaylar iş kazası olarak kabul edilmekte ancak bu tip olaylarda zarar daha sonra ortaya çıkarak kendini göstermektedir.
Peki sağlık çalışanlarının Covid-19 salgın hastalığına yakalanmaları meslek hastalığı sayılabilir mi?
5510 sayılı SSGSS Kanununun 14. Maddesine göre Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir. 6331 sayılı İSG Kanununda Meslek hastalığı, “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bir hastalığın Meslek Hastalığı olarak kabul edilebilmesi için, hastalıkla çalışmanın veya çalışma ortamının arasında zorunlu nedensellik bağı (illiyet bağı) olması, kişinin SGK’lı olması, hastalığın meslek hastalığı listesinde yer alması, kişinin ilgili hastalık maruziyet değerinin üstünde maruziyeti olması, hastalığın yükümlülük süresi içinde çıkması, meslek hastalığının yetkili hastanelerde hekim raporuyla belirlenmesi, kurum Sağlık Kurulu tarafından onaylanması, aynı şartlar altında deneysel olarak meydana getirilebilen hastalıklar olması gerekir. SGK Yüksek Sağlık Kurulu listede olmayan bir hastalığı inceleyip meslek hastalığı kabul edebilir, maruziyet değerleri vakaya göre değiştirebilir. İlliyet bağı, ortaya çıkan zarar ile failin davranışı (fiil) arasındaki bağlantı olarak tanımlanabilir. Böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk oluşmaz.
6331 sayılı Kanunun 3. maddesine göre meslek hastalığı, mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık şeklinde tanımlanmıştır. Küresel anlamda tüm sağlık çalışanlarının eş zamanlı olarak maruz kaldığı Covid-19 virüsünün hastadan başka bir sağlık çalışanına rahatlıkla buluşma ihtimali de dikkate alındığında sağlık çalışanının bu hastalığa işin niteliğinden veya işin yürütüm şartlarından dolayı yakalandığı açıktır. Bu durumda hekim, hemşire, hasta bakıcısı, tıbbi sekreter gibi devamlı hasta ile yakından temas halinde bulunan çalışanların hastalığa yakalanması durumunda meslek hastalığı bildiriminde bulunması yerinde olacaktır. Her ne kadar SGK tarafından çıkarılan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde meslek hastalıkları tahdidi olarak belirtilse de Covid-19 virüsünü listede yer alan bulaşıcı hastalıklar arasında değerlendirmek mümkün olacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Yüksek Kurulu’nca meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen başvurulara karşı çalışanın iş mahkemelerinde dava açma hakkı ise saklı kalacaktır.
Sağlık sektöründe bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmının iş kazasına bağlı geliştiği bilinmektedir. Özellikle kesici-delici alet yaralanmaları ve kan ve vücut sıvılarının sıçramaları mesleksel bulaşıcı hastalıklara yol açan başlıca iş kazası türleridir. Son yıllarda ülkemizde sağlık sektöründe yaşanan bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümlerin tamamı iş kazası sonrası gelişen ölümcül seyirli bulaşıcı hastalıklar nedeniyledir (Kuş gribi ve KKKA gibi). Fakat Koronavirüs (Kovid-19) yaralanma şeklinde değil, damlacık yolu ile ve temas durumunda meydana gelen bir bulaşıcı hastalıktır. Bu nedenle bu olaya hastane ortamında iş kazası diyemeyiz. Fabrika vb. yerlerde çalışırken Koronavirüs (Kovid-19) hastalığını kapması durumunda bu olayı meslek hastalığı olarak değil, iş kazası olarak değerlendirmemiz daha doğru olacaktır. Çünkü mesleki olarak bulaşıcı hastalıklar ve hastalar ile ilgilenilmemektedir. Yapılan hesaplamaya göre sağlık çalışanlarının Covid-19 hastalığına yakalanma olasılığı normal vatandaşlara göre yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu görülmektedir. Yine sağlık çalışanlarının Covid-19 hastalığı ile ölüm oranı normal vatandaşlara göre 2,6 kat daha fazla olduğu görülmektedir. Tabiki sağlık çalışanları ileri seviyede bu hastalığa karşı korunma konusunda eğitimli ve yeterli koruyucu ekipmanlara sahiptirler. Bu nedenle ölüm oranı daha az oranlarda gerçekleşmektedir. Bu veriler değerlendirildiğinde sağlık çalışanlarının diğer vatandaşlara göre bu hastalığa yakalanma olasılıkları yüksektir.
Sağlık personelinin Covid-19 hastalığına yakalanması ve tedavi olsa dahi buna bağlı olarak süre gelen bir akciğer hastalığının oluşması akabinde bir maluliyet durumunun ortaya çıkmasını meslek hastalığı olarak nitelendirebiliriz. Yine bir eczanede kalfa olarak çalışan birinin Covid-19’a yakalanması ve bunun neticesi vefat etmesini, yapılan iş gereği meslek hastalığı olarak değilse de iş kazası olarak nitelendirilebiliriz. Burada sağlık çalışanının söz konusu salgın hastalığa hastanede çalışırken mi, hastaneye gidiş gelişi esnasında mı, hastane yönetimi tarafından gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklı olarak mı yakalandığının tespitini yapmak oldukça önemlidir. Ancak Covid-19’un kuluçka süresinin uzun olması ve çok hızlı şekilde başka birine bulaşıyor olması sebepleriyle çalışanın Covid-19’ a ne zaman, nerede, nasıl, kimden veya hangi sebepten yakalandığının tespiti günümüz tıp teknolojisinde pek mümkün görünmemektedir. Sağlık personellerinin maske, eldiven, tulum, yüz siperi vb kişisel koruyucu donanımın verilmediği veya sürekliliğinin sağlanmaması durumunda Covid-19’a yakalanma riskinin çok yüksek olduğu açıktır. Bu durumda meydana gelen zarar bakımından uygun illiyet bağı rahatlıkla kurulabilecek ve uğranılan bu zarar meslek hastalığı olarak nitelendirilebilecektir.
Sonuç olarak, Sağlık personellerinin Covid-19 virüsünden kaynaklı pandemi sonucu iş sağlığı ve güvenliği anlamında meydana gelecek zararların, olay ve zarar tipine göre meslek hastalığı olarak tanımlanması gerektiği aşikârdır.
Sağlıkta ve Güvende #EvdeKal
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi