Doç. Dr. Yağmur Say

DİNSEL GÖRÜNÜMLÜ, ETNİK ve MİLLİ DEVLET KARŞITI AYAKLANMALAR

20 Mayıs 2020 00:05
A
a

Milli Kurtuluş Savaşı dönemindeki isyanlar, tarih itibariyle, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından sonraki zamana rastlamakta ve ünlü Durr-i zâde fetvasının yayınlanması ile başlamaktadır. Bölge olarak da daha çok bu isyan harketleri ve önlemleri önce Biga- Gönen- Balıkesir- Bursa sonra Adapazarı- Hendek- Düzce- Bolu ve Yozgat- Zile- Konya- Bozkır coğrafi bölgelerinde meydana gelmiştir. Kronolojik açıdan bunları şöyle sıralamak mümkündür. 

 

Bozkır – 27 Eylül 1919

Bozkır- 20 Ekim 1919

Anzavur- 25 Ekim 1919

Anzavur – 16 Şubat 1920

Düzce- 13 Mayıs 1920

Düzce- 19 Temmuz 1920

Yozgat- 15 Mayıs 1920

Yozgat- 15 Eylül 1920

Zile- 25 Mayıs 1920

Milli Aşireti- 1 Haziran 1920

İnegöl- 20 Temmuz 1920

Çivril- Çopur Musa- 21 Temmuz 1920

Konya- 2 Ekim 1920

Demirci Efe – 1 Aralık 1920

Çerkez Ethem- 22 Aralık 1921

Koçkiri- 6 Mart 1921

 

Anzavur Öncesi Mahalli Ayaklanmalar 

 

Anzavur ayaklanmasından önce Ali Batı (11Mayıs 1919), Birinci Bozkır (27 Eylül 1919), İkinci Bozkır (20 Ekim 1919) ve Şeyh Eşref (26 Kasım 1919) ayaklanmaları yaşanmışsa da bunlar daha lokal çapta ve mahalli hareketlerdir. Hepsinin ortak niteliği ; dini görünümlü ve kişisel hırslara, etnik hesaplara dayalı, emperyalistlerin işine yarayan isyan hareketleridir. Ayrıca bunların hemen hemen hepsi milli direnişe karşı İstanbul’dan ve İngilizlerden destek almıştır. Bunlardan I. Bozkır Ayaklanması, Konya Valisi Cemal, İngiliz papazı Prew ve Bozkırlı ayan üyesi Zeynel Abidin’in halkı kışkırtması ile başlamış bir kalkışmadır. Burada silah kullanılmamış, Kuvây-ı Milliye yanlılarının aydınlatıcı ve yatıştırıcı öğütleri ile söndürülmüştür. Daha sonra, Padişahı ve hilafeti korumak  ve Kuvây-ı Milliye’yi engellemek amacı ile Zeynel Abidin, Nakşi Hocalar, İstanbul Hükümeti ve İngilizlerin kışkırtmaları ile başlayan ve bu kez silahlı olarak tekrarlanan Bozkır’da isyancılar, Kuvây-ı Milliye yanlılarının kendilerine teslim edilmesini, Bozkır kaymakamından talep etmişler, bunun üzerine Yarbay Arif  Bey (Ayıcı Arif) komutasındaki Kuvây-ı Milliye müfrezesi ayaklanmayı 20 Ekim 1919 tarihinde silah zoru ile bastırmıştır. Yine o Zeynel Abidin’in kışkırtmaları ile Delibaş Mehmet’in öncülüğünde, 500 kadar asker kaçağından oluşan silahlı bir kalabalık, Konya merkezini basarak Ali Haydar Bey’i ve Albay Avni Bey’i tutuklamış ve yönetime el koymuştur. Albay Refet (Bele) ve Demirci Mehmet Efe bu isyanı 21 Ekim 1920’de bastırmış ve Kuvây-ı Milliye  Konya’ya tekrar hakim olmuştur.

 

Ali Batı Ayaklanması (11 Mayıs-18 Haziran 1919)  

 

Bu ayaklanma, Güneydoğu’da İngilizlerin teşviki, parasal destekleri ve bölgede bir “Kürdistan” kurma propagandasının sonucu ortaya çıkar. Ayaklanma, Midyat- Nusaybin- Ömerkân çevresinde yaşanır. Ayaklanmanın başlangıç tarihi, Anadolu’nun Mondros Mütarekesi’nden sonra en hassas dönemine rastlamaktadır. Mustafa Kemal henüz Anadolu’ya geçmemiştir. Yalnız yer yer direnme güçleri, milli komiteler ve cemiyetler kurulmaktadır. Midyat’ın  Güneyindeki aşiretlerden birinin reisi olan Ali Batı, bu nazik zamandan ve karışıklıklardan yararlanarak, Cizre- Nusaybin- Savur ve Mardin bölgesine hakim olmak ister. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için çalışmalarına, İngilizlerin de yardımını katmak amacıyla onlarla işbirliği yaparak başlar. O sırada Güneydoğu’da, merkezi Diyarbakır’da bulunan 13. Kolordu bulunmaktadır. Bölgede asayişsizlik sürmektedir. Nüfuzlu kişiler de, İngilizlerin tahrik ve teşvikiyle, bir Kürdistan kurma fikrini yaymak çabası içine girerler. Ali Batı, bu fikir ve akımlardan da faydalanarak pervasızca hareket etmekte, eşkıyalığını ve başkaldırısını devam ettirmek istemektedir. Her tarafa ; “Hükümet zayıf düştüğünden, Padişah bu bölgenin korunmasını bana emanet etti, yakında Mardin’de oturarak hükümet edecek. Buraları ben koruyacağım…..” söylentilerini  yaymakta ve bu yolda aralıksız propagandalar yaptırtmaktadır.

Bu arada, Midyat, Nusaybin ve Savur ilçeleri aşiretlerinin bir kısmını da egemenliği altına almıştır. 11 Mayıs 1919 günü birkaç yüz atlı ile Nusaybin’e gelir. Bu sırada orada iki taburlu 24. Alay bulunmaktadır. Ancak birlikler dağınıktır, mevcutları savaş sonrası kadro halindedir. Nusaybin’deki kuvvetlerin sayısı 100 kişiyi aşmaz. Mütareke sonrasının yoksullukları ve moral bozukluğu henüz devam etmektedir. Bu bakımdan Kaymakam ve 24. Alay Komutanı meselenin büyümemesi için işi nasihat yoluyla çözümlemek isterler. Ancak, Ali Batı onları tehdit eder bir tavırla karşılık vermiş, hapishanede bulunan mahkumları serbest bırakmış, ondan sonra da halktan zorla para ve insan toplamaya başlamıştır.

Ali Batı’yı bastırmak için 12 Mayıs 1919 günü, 5. Tümen Komutanlığı, üzerine yeni birlikler göndermeye karar verir. İlçede bulunan birlikler de gerekli tedbirleri almaya başlarlar.  Ali Batı, bu tedbirleri duyunca dağlık bölgeye çekilir. Bu sırada Yüzbaşı Yusuf Ziya kuvvetleri Harapkurt  Köyü dolaylarında Ali Batı çetelerinden bir grup ile çarpışmak zorunda kalmış ve 20 asiyi yakalamıştır.  Yapılan ısrarlı kovalamacalar sonucunda Nusaybin bölgesinde barınamayan asiler, Midyat’ın Güney bölgesine kayarlar. Bölgede uzun süreden beri huzursuzluk doğuran, halkın devlete karşı düzenini bozan Ali Batı’nın yokedilmesi için 5. Tümen Komutanı gerekli emir ve talimatı 6. Piyade Alayına verir. Bunun üzerine bir dağ topu ile güçlendirilen 200 mevcutlu 6. Alay ve bölge halkından toplanan 200 kadar milis müfrezeler 4 Haziran 1919 tarihinden itibaren isyancılar ile temasa geçerler. Midyat’ın Güneybatısında sabahtan akşama kadar süren şiddetli çarpışmalar yapılır. Fakat Ali Batı,  gecenin karanlığından istifade ederek 500 kadar silahlı avanesi ile kaçmayı başarır. Sonra Midyat’ın Güneydoğusunda Mezizah Köyü, Batı sırtlarında yeniden savunma hazırlıklarına başlar. Köylüleri ve Ezîdîleri ayaklandırmaya çalıştıysa da sonuç alamaz. Buradaki  izleyici müfrezeler isyancıları iki yandan sarar. Kısa bir çarpışmadan sonra Ali Batı bu kez de kaçıp kurtulacaktır. 6 Haziran 1919 günü 5. Tümen Komutanı Midyat’ta bir bildiri yayınlayarak hükümetin yalnız Ali Batı’yı takip ettirdiğini, köylülerin ve aşiretlerin bu eşkıyaya yardımcı olmamak şartıyla serbest olduklarını ilan edecektir. Aynı zamanda 6. Alay Komutanı Binbaşı Pehlivanzade Nuri’de İsyancı Ali Batı’yı küçük gruplar halinde oluşturduğu müfrezelerle aramaya başlar. Bu tedbir ve tertibin sonucu, 18 Haziran 1919 günü Ali Batı’nın gizlendiği Medah isimli yer basılarak iki saat süren bir çarpışmadan sonra Ali Batı, ölü olarak ele geçirilir. Cesedi, Midyat’a getirilerek halka gösterilir. (Devam Edecek).

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi