Doç. Dr. Yağmur Say

ETNİK TEMELLİ, CUMHURİYET VE DEVRİM KARŞITI İSYANLAR (7) 

14 Eylül 2020 00:05
A
a

Birlikler, 2. Tümen Komutanlığı’nın, “fiilen ayaklanmaya katılan ve askere silah kullanarak birçoklarının şehit düşmesine sebep olan asilerin, “aman” dileseler bile, aflarının doğru olmayacağı, esasen bunların amanları doğru olmayıp askerin baskısı dolayısıyla başka çare bulamamalarından ileri geldiği, bu sebeple bunların ileride de zararlı olmalarını önlemek için eli silah tutanların tümüyle yok edilmelerinin zorunlu olduğu, zira hepsinin silahlı direnişleri sırasında askerlerimize birçok yaralı ve şehit verdirmiş oldukları, ancak şu sıra aman dilemekte olanların amanlarına engel olunmamak üzere teslim alınanların 18. Alay’a teslimi ve harekatın sonunda sevkleri sırasında kaçmaya yeltenenlerin yok edilmeleri gerektiği” yolundaki emrine uyarlar. Mehmet Ali Yunus ele geçirilemez. 2. Tümen, Hazo’da bulunan Tugay Komutanlığına 17 Haziran’da yeni bir emir verir. Uzun süreden beri hükümeti aldatmaya ve silahlı olarak zor duruma sokmaya çalışan Alikan aşireti reisi Halil Semi ile Ali Osman’ın Beşiri’deki çocuklarını ve ailelerini kurtarmak üzere buraya saldıracakları, sonra sınırı geçecekleri anlaşılmıştır. Bunların yok edilmelerine karar verildiği belirtilmekte ve yapılacak harekat ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.  Harekat sırasında ayaklanmacılarla yer yer çarpışmalar olur. Birçoğu yok edilir, köyleri yakılıp, koyun sürülerine ve eşyalarına el konulur. Bir kısım birlikler de yeniden Mutki yöresine giderek Buban (Baban) aşiretinin bulunduğu Hersan, Silent, Kersu bölgesinde yakaladıklarını jandarmaya teslim eder. Köylerinden kaçmayanlara da ovaya inmeleri emredilir. Halil Semi ve Ali Osman’ın adamlarıyla birlikte Dicle’yi geçerek Güneye kaçtıkları anlaşılır. Bunların aileleriyle Mehmet Ali Yunus’un ailesi ele geçirilir. 2. Tümen’in emriyle  Siirt’e gönderilir. 5 Temmuz 1927 günlü emirle, Mutki dolaylarında Buban aşiretinden ayaklanma halinde olanların yok edilmesine yönelik Mutki Harekatı başlatılır. Birçok bölgeyi içine alan bu “tepeleme” harekatı, birtakım genel ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür ;

 “Askere silah çekip kurşun atanlar bu işi köyce yapmışlarsa, bunların köyleri yakılır ve hayvanları müsadere edilir. Bütün harekat ve faaliyette esas adalettir. Ayaklanma sahasının büyümesine ve asi kitlesinin çoğalmasına meydan bırakılmamalıdır. Hükümet ve askere karşı, maksatlı olmayıp, kandırılmak veya zor yüzünden, ayaklanmaya katıldığı anlaşılanların ve böyle bir hareketi huy etmemiş olanların iyi muamele ve affa tabi tutulmaları uygun bir idare tarzıdır”. 

Eşkıya muharebesi taktiğiyle sürdürülen ve 25 Ağustos 1927’de sona erdirilen harekat sırasında kimi ayaklanmacılar kaçar, bir bölümü de yakalanır.

 

İkinci Ağrı Harekatı  

 

1926 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Birinci Ağrı Harekatı sırasında ayaklanmacıların çoğunun İran’a kaçtığı, kesin sonuç alınamadığı gerekçesiyle, 3. ordu müfettişliğinin önerisi ve Genelkurmay’ın onayıyla İkinci Ağrı Harekatı başlatılır. 9. Kolordu’ya bağlı iki tümenle gerçekleştirilen ve 13 Eylül 1927’de başlayan harekatta, ayaklanmacıların İran’a kaçmalarının önlenmesi için, Serdarbulak’ın tutulmasına özen gösterilir. Mevsim dolayısıyla ayaklanmacıların indiği Demirkapı, Zorova Celal, Kozlu, İnek Vadisi gibi bölgelerde sürdürülen harekat sırasında taarruz hedefi, Serdarbulak ve Biçare’nin Güneyidir. 29. Alay baskına uğrar, hayvanların hepsi, beş makineli tüfek, beş subay ve erlerden birçoğu ayaklanmacıların eline geçer. Buna karşılık, 9. Tümen çok arızalı, kayalık, susuz bir bölgede büyük direniş göstererek her taraftan taarruz edip ayaklanmacılara 120’den fazla ölü, 250 dolayısıyla yaralı verdirir. 5000’e yakın hayvan ele geçirilir. Birkaç gün sonra, tutsak olan Alay Komutan Yardımcısı Yarbay Tevfik, 1. Bölük Komutanı Yüzbaşı Nuri ve 5 er kaçarak 29. Alay’a katılırlar. Kayıp er sayısı 17’dir. Bütün harekat ağır ve hafif makineli tüfeklerin desteğinde, piyadenin süngü kullanması şeklinde olur. Genelkurmay, birinci Ağrı Harekatı’ndaki hataların tekrarlanmış olması yüzünden kesin sonucun alınamadığı görüşündedir. Daha sonra bölgede alınacak önlemler belirlenir. Bir Takip Komutanlığı kurulması, bu komutanlığa ayaklananlara yataklık eden ya da başka yollardan yardımda bulunan köylerin tamamen tahrip edilebilmesi yetkisi de verilmesi önerilir. 9. Kolordu Komutanı Sedat Paşa, ayrıca, merkezi Karaköse’de olmak üzere bir haber alma örgütü oluşturulmasını öngörmektedir. Bu örgüt, Kürtlerin durumu ve başkaldırı hareketlerine dair çabuk bilgi edinecek, propagandanın ve özellikle silah kaçakçılığının önüne geçecek, alınan haberleri çok çabuk merkeze ulaştıracak kişiler ve gereçlerden kurulmuş olmalıdır. 1 Ekim 1928’den başlayarak görev yapmak üzere Karaköse Takip Bölgesi Komutanlığı kurulur. Bu göreve 9. Tümen Komutanı Albay Galip atanır.

 

Bicar Harekatı  

 

Şeyh Sait Ayaklanması’nın bastırılması sırasında kaçmayı başaranlardan birçoğu Çotela, Arşik, Lis, Cibir, Faso, Miri İsmail gibi yüksek dağların, sık ormanların, derin vadilerin, keskin uçurumların yer aldığı Muratsuyu- Sorum Havzası- Silvan- Hazro- Ekil’le çevrili Bicar yöresine sığınmışlardır. İn, mağara ve kömlerde yaşamaktadırlar. Buralara takip müfrezelerinin ulaşamamış olması yüzünden, yavaş yavaş eylem hazırlıkları yapıp ayaklanmaya yönelirler. Ayrıca Güney sınırlarından Fransa bölgesine sığınan bir grup da yeniden sınırın bu yanına geçmiş, propagandalara başlamıştır. Bunların izlenmesi amacıyla oluşturulan müfrezeler, çarpışmalar sırasında bozguna uğratılarak, pusuya düşürülerek kayıplar vermektedirler. Bu gelişmeler üzerine üçüncü ordu müfettişliği önce 7. Kolordu Komutanı General Nazmi’yi (Solok), Haziran 1927’de de Elazığ havalisi Komutanı Albay Mustafa’yı (Muğlalı) bu bölgeye gönderir. 34 gün süren incelemelerinden sonra tepeleme harekatını yönetmekle görevlendirilen Albay Mustafa, Lice’de emrine verilen birliklerin emir ve komutasını üstlenir. 7 Ekim 1927 günü müfrezeler araziyi tarayarak hedef  yönünde harekete geçer. Önlerine rastlayan köyleri tarayarak, derin vadilere ve sık ormanlara keşif kolu sürerek geniş bir arazi şeridinde ilerlerler. Kimi köylerin daha önce boşaltıldığı görülür. Ormandaki inlere varıncaya kadar arazi dikkatle araştırılır. Buralara sığınan hemen hemen herkes toplanır. Kadınlar ayrılır, silahlarıyla tutulan ve ayaklanmacılarla ilişkisi olduğu anlaşılanlar kurşuna dizilir. Boşaltılmış köylerden eşkıya ile birlik olduğuna inanılanlar (Boytan, Mürtezan, Zengezor bölgesinde 22 köy) yakılacaktır. Kül haline gelen saman yığınları arasında aynı akıbete uğrayan bir çok şakinin cesetleri teşhis edildiği gibi, takip müfrezeleri buraya yaklaştığı sırada elinden silahını atarak kendine masum bir hal ve tavır veren birçok asi de yakalanarak hemen öldürülür. Hartalı Sadri’de müfrezeler tarafından yakalanarak öldürülmüş, Süpülük Dağı’nın taranması sırasında Ömer Faro çetesine mensup 49, Emin Miko çetesine mensup 6 silahlı ve 39 silahsız, Kançavare Ormanları’nda da yine Emin Miko’ya mensup 4 silahlı, 12 silahsız şaki tutularak öldürülür. (Devam Edecek).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir haberleri ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi