Adem Eryürük

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ

12 Ocak 2020 00:06
A
a
Hastaneler öyle kalabalık oluyor ki…
Muayene olmaya, verilen randevu saatinden çok daha erken gitmeniz gerekiyor.
Mümkünse mesai başlamadan…
Zaten herkese aynı saate randevu veriliyor. Herkesin randevusu sabah sekizde…
Ama sen sabah erken kalk; sabah uyuyakalırım, sıram geçer diyorsan hiç yatma; sabah altıda gel, yedide gel poliklinik önündeki makineden sıranı al.
Sonra mesainin başlamasını bekle.
Önce mesainin başlamasını, sonra doktorun gelmesini, daha sonra sıranın sana gelmesini bekle.
Bekle Allah bekle!…
***
Bütün bu işler böyle olunca, insanın hastanede bol vakti oluyor.
Geçenlerde ben de bir üniversite hastanesinde bekliyordum.
Beklemekten sıkılıp hastanenin koridorlarında bir ileri bir geri gidip gelirken kendimi ayrı bir bölümde buldum. Polikliniklerin arka tarafında, gözden uzak bir alan…
Duvarları, kapıları geçince karşıma çıkan uzun bir koridor… Yan yana kapılar. Kapıların üzerinde Prof. Dr. …
Oooo! Nereye geldik biz böyle!
Asıl dikkatimi çekense koridorun duvarındaki bir tabloydu.
Tabloda köy okulu… Mavi önlüklü, beyaz yakalıkla öğrenciler…
Bizim zamanımızda siyah önlük, beyaz yakalık vardı.
Kızların yakalıklarının kenarları dantel işlemeli olurdu. Ütülü, temiz, kar gibi beyaz.
Erkeklerin yakalıklarının bazıları kumaş, bazıları da kumaşla karton arası, sert bir şeydi. Bunlar daha ucuzdu sanırım. Ucuz etin yahnisi yavan olur, derler. Öyle sertti ki bu yakalıklar, boynumuzda, arabaya koşulan atların hamutu gibi dururdu. Ve sürtündükçe boynumuzu tahriş ederdi.
Bu yakalıkların bir rolü de öğrenci hakkında bilgi vermesiydi. Öğrenci çalışkan ve tertipliyse yakalığı düzgün dururdu boynunda. Yaramazsa, yakalığın bir ucu düğmesinden çıkar, çenesinin altında sallanırdı.
***
Tablodaki çocuklar yedi, sekiz yaşlarındaki İlkokul çocukları.
En önde bir kız çocuğu, bayrak tutuyor. Onun arkasında bir kız, bir erkek çocuk; Atatürk’ün fotoğrafını taşıyorlar. Arkalarında yirmi kadar öğrenci bir kız bir erkek, ikişerli sıra olmuşlar. Kız, erkek el ele tutuşmuşlar.
Ne güzel! Pırıl pırı!l... Aydınlık!...
Kim bilir kaç yıl önce… Kız öğrenciler, erkek öğrencilerin elinden tutmuş… Köy okulunda üstelik…
Önde bayrak, Atatürk!
Yanlarında öğretmenleri…
Köyün içinde yürüyüş yapıyorlar bayrağın ve Atatürk’ün peşinde.
Belki 23 Nisan, belki Cumhuriyet Bayramı
“Yaşasın Cumhuriyet!”
***
Geçmiş zaman olur ki hayali cihana değer, demişler.
Ne güzeldi eskiden.
Her şeyin bir değeri vardı.
Bir anlamı…
Okumanın, yazmanın…
Mektebe gitmenin…
Bağımsızlığın, hürriyetin, cumhuriyetin…
Geleceğin, aydınlığın; yarınların…
Şimdi?
Birkaç yıl önce bir Özel Öğrenci Yurduna gitmiştik. Büyük bir arsası vardı yurdun.
Birbirinden aralı beş binada kalıyordu öğrenciler.
İki ya da üç blokta erkek öğrenciler, diğer bloklarda kız öğrenciler.
Biz gittiğimizde, öğrencilerde bir telaş, bir telaş…
Bir karmaşa…
Taşınıyordu öğrenciler.
Nereye?
Öğrenciler yaz tatilindeyken bloklar arasına iki üç metre yüksekliğinde tel örgü çekmiş, yurt yönetimi. Tel örgüyü de bir taraftan diğer tarafı gözükmeyecek şekilde yeşil, plastik sarmaşıklarla kaplamış.
Tel örgünün sağında kalan bloklar kız öğrenci yurdu, solunda kalan bloklar erkek öğrenci yurdu!...
Öğrenciler kitap dolu kolileri yerde sürükleyerek tel örgünün sağından soluna, solundan sağına taşınıyorlardı.
Kapılar ayrı, giriş çıkış ayrı; ve kız öğrencilerle erkek öğrenciler arasında tel örgü.
Ama yine de çocukların zihni aydınlıktı; kız öğrencilerin gücü yetmeyince eşya kolisini taşımaya, erkek öğrenciler gelip yardım ediyordu onlara.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir haberleri ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi