Nesli Özkay Dikkaya

II. ABDÜLHAMİT’İN HAFİYELERİ VE JURNALCİLİK

23 Nisan 2022 08:06
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Öncelikle tarihi insanlar yazar. Tarihin öznesi, faili kimdir gibi sorulara yanıt ararız biz tarihçiler. Yani tarihi kaderin cilvesi yazmaz.Bugün ele alacağımız özne de II. Abdülhamit ve onun hafiyeleri… Bu da kader değildi, Abdülhamit’in tercihleri koskoca bir devletin kaderini belirlemişti.
Ara ara çeşitli vesilelerle bir tartışma alevlenir: Abdülhamit “Kızıl Sultan” mıdır, “Ulu Hakan” mıdır? Bir tarihçi objektif olmak zorundadır ve olanı olduğu gibi ortaya koymalı, nefret-sevgi gibi duygularını bir kenara koymalıdır. Empati yapılabilir ama tarihyazımı bizden empatilerimizi ve duygularımızı ortaya koymamızı istemez. Dolayısıyla ben bugün Abdülhamit hakkındaki bu tartışmaların dışında duracağım.
II. Abdülhamit tahta çıkar çıkmaz merkezi otoriteyi kuvvetlendirmeye, tüm devlet işlerini sarayda toplamaya çalışmıştı. Her şeyi kontrolü altına almak istemesinin tabii ki nedenleri vardı. Amcası Abdülaziz’in tahttan indirilişini görmüştü. Ağabeyi V. Murat’ın delirmesine ve hal edilmesine şahit olmuştu.
Devlet işlerini sarayda toplama siyaseti ile birlikte Yıldız Sarayı tüm yazışmaların geçtiği, bütün atamaların denetlendiği, olan biten her şeyden haberdar olunan, her olana bitene müdahale edilen bir yer haline gelmişti. Osmanlı sınırları dahilinde olan her şey Yıldız Sarayı’na bağlanmış durumdaydı.
Entrika ve paranoya
Abdülhamit’in Yıldız Sarayı erkanına dahi güvenmediği, saraydaki kişileri birbirlerine düşürerek kendisine karşı birleşmelerinin önüne geçmeye çalıştığı söylenir. İsmet Bozdağ’ın İkinci Abdülhamit’in Hatıra Defteri adlı eserinde bahsettiği üzere (ihtiyatla yaklaşılması gereken bir eser), Abdülhamit istihbarat teşkilatını neden kurduğunu şöyle açıklamıştı:
Yabancı devletler, kendi emellerine hizmet edecek kimseleri Vezir ve Sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, Devlet güven içinde olamazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilâtı kurmaya bu düşünce ile karar verdim, işte, düşmanlarımın Jurnalcilik dediği teşkilât budur! Bu jurnalların hakikî olanlarının yanında iftira mahiyetinde olanlarının da bulunduğunu elbette biliyorum. Ama ben hiçbir jurnala, titiz bir tahkikten geçirmeden inanmadım ve onun icabına el sürmedim.”
 
Abdülhamit, hatıratına 1900 yılında yazdığı bir yazıda “Her ne kadar perde arkasında oynananları öğrenmem, döndürülen entrikalara vâkıf olabilmem için, icap edenin yapılmasını istiyor isem de gene bizdeki hafiyelik teşkilatının pek feci olduğu söylenemez” demişti. Ayrıca “Jurnalcılığın ayıp bir şey olduğunu, gazetelerdeki jurnal raporlarında kötü şeyler olduğunu biliyorum. Fakat bundan vazgeçmeye de imkan yoktur” diye de eklemişti. Abdülhamit, “dünyanın hiçbir yerinde entrikanın, bizde olduğu kadar feci olduğunu” düşünmüyordu. Ancak “kendine ehemmiyet payı çıkarmak isteyen gayretkeşlerin yazdığı mübalağalı raporları, diğerlerinden ayırmasını” bildiğini de vurguluyordu.
Verilen jurnaller Abdülhamit’i rahatlatmış mıydı? Bu konuda rahatladığından ziyade vehminin daha da arttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Zira Abdülhamit saray entrikalarından korktuğu kadar basından da korkuyordu. Onun döneminde basılan tarih kitaplarında ihtilal, isyan, suikast bölümleri kaldırılıyor, V. Murat’ı hatırlattığı için deli sözcüğü, Abdülhamit’in iri burnunu çağrıştırdığı için coğrafya kitaplarındaki burun sözcüğü, tahttan indirme (hal) sözcüğünü akla getirdiği için hall sözcüğü yasaklanıyordu. Velev ki yanlışlıkla bu kelimeler kullanıldı, derhal jurnal ediliyordu.
Sonuç yerine
Paranoya, çok tehlikelidir. Hele ki devleti yöneten biri paranoyaya kapıldıysa…Jurnalciliğin ayıp olduğunu Abdülhamit de biliyordu. Ama paranoyaları ona bundan vazgeçmeye imkanı olmadığını fısıldıyordu. Abdülhamit, bu korku ve paranoyalarıyla 30 yıl boyunca devleti istibdat ile yönetmiş ve devletin 30 yıllık tarihini bu şekilde yazmıştı. Onun sayesinde, jurnalcilik Osmanlı toplumunu kemiren bir toplumsal felaket halini almış, II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte hafiyelik kurumu kaldırılmıştı.
Kaynaklar:
  • Yavuz Selim Karakışla, “Sultan II. Abdülhamid’in İstibdat Döneminde (1876-1909) Hafiyelik ve Jurnalcilik”, Toplumsal Tarih, Kasım 2003, Sayı: 119.
  • İsmet Bozdağ, Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri, Pınar Yayınları, Şubat 1985.
  • Sultan Abdülhamit, Siyasi Hatıratım, Dergah Yayınları, Haziran 1975.
Arıman Web reklam
ECC Tur
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi
Göksel Tantuni Eskişehir