Nesli Özkay Dikkaya

KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI VERİLDİ (!) YA SONRASI?

11 Aralık 2021 00:05
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Nezihe Muhiddin’den Müfide İlhan’a…

Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nde 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanındığı kanun yürürlüğe girdi. Meclis Türk kadınının bu hakkını 258 oyla kabul etti ve aynı zamanda meclisin yenilenmesi için seçime gidilmesi kararı verildi. Kadınların ilk kez katıldığı 8 Şubat 1935 tarihli seçimleri sadece Cumhuriyet Halk Fırkası’nın bulunduğu bir ortamda yapıldı. Zira Türkiye, henüz çok partili hayata geçememişti. Seçim sonuçlarına göre, seçilmesi gereken 399 Milletvekilinden 17’si kadın olmak üzere, 386 Milletvekili Cumhuriyet

Halk Fırkası adaylarından oybirliği ile; 4’ü azınlıklardan olmak üzere 13 bağımsız aday oy çokluğu ile seçilmişlerdi. 1936 yılı başında boşalan milletvekillikleri için yapılan ara seçiminde ise Çankırı Milletvekili olarak seçilen emekli öğretmen Hatice Özgenel ile bu sayı 18’e çıktı.

Burada dönemin siyasi ve toplumsal konjonktürü tartışılabilir, seçim sisteminin farklılığı tartışılabilir, kadınların seçme ve seçilme hakkını neden 1923’te değil de 1934’te elde ettiği de tartışılabilir. Ancak benim burada değinmek istediğim konu kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi mi, kadınlar bu hakkı kazandılar mı? Bu hakkın elde edilmesinden hemen sonra neden kadınlar hemen belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı, bakan olamadılar?

Elbette bu hak kadınların mücadele ile elde ettiği bir haktı. Geçtiğimiz haftalarda Nezihe Muhiddin’in hem Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmak istemesiyle hem Türk Kadınlar Birliği bünyesinde yapmaya çalıştığı faaliyetlerle hem de Muhiddin’in ve yol arkadaşlarının Türk Kadın Yolu Dergisi’nde yazdıkları ile kadınların siyasi haklarını kazanma mücadelesi verdiklerini uzunca anlaşmıştım. Muhiddin’in mücadelesi Türkiye kadınları açısından çok değerli. Çünkü yaptıkları ve yazdıklarıyla kadınlara bir yol göstermiş oldu.

Muhiddin’in kurduğu Türk Kadınlar Birliği (tabii ki Muhiddin birlikten yolsuzluk suçlamasıyla ihraç edildikten sonra) 1934 yılında kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanması ile birlikte “artık tüm demokratik haklarını elde etmiş olan Türk kadınının herhangi bir birliğe ihtiyacı olmadığı” gerekçesiyle 10 Mayıs 1935’te kendini feshetmişti. Bu Türk Kadınlar Birliği’nin ilk evresini tamamladığı anlamına geliyordu. O dönemin konjonktürü düşünüldüğünde, Türk Kadınlar Birliği’nin üzerinde baskı hissederek kendi kendini kapatmak zorunda kaldığını düşünmek yanlış olmaz.

Benim burada asıl değinmek istediğim konu aslında şu iki fotoğrafta gizli.



 

Müfide İlhan’ın yaşam öyküsü hakkında yazmakta olduğum doktora tezime başlarken de bu iki fotoğraftan etkilenmiştim. Müfide İlhan Türkiye’nin ilk kadın il belediye başkanı. 1950 yılında Demokrat Parti’den Mersin’in belediye başkanı seçiliyor. Ancak çok partili hayata geçilmiş olması ve Demokrat Parti’nin politikaları ile ilgili bir olay değil bu. Müfide İlhan Mareşal Fevzi Çakmak’ın yeğeni, Mersin’in eski belediye başkanlarından Galip İlhan’ın gelini ve Mersin’in önde gelen isimlerinden Doktor Faruk İlhan’ın eşi. Bu faktörlerin Müfide İlhan’ın belediye başkanı seçilmesinde önemli olduğunu Müfide İlhan’ın kızı Simla İlhan’dan dinliyoruz. Bunu Müfide İlhan kendisi de anlatıyor. Demokrat Parti öncelikle Faruk İlhan’a teklif götürüyor. Faruk İlhan memlekete hizmetini doktor olarak devam ettirmek istediğini, eşi Müfide’nin siyasete ilgili olduğunu ve bu teklifi ona yapmalarını söylüyor. Ardından da teklif yapılır yapılmaz Müfide İlhan kabul ediyor ve seçim çalışmalarına başlıyor. Kendi ifadesiyle “at bulursa at, eşek bulursa eşekle” köy köy dolaşıp Demokrat Parti’yi anlatıyor. Sonuçta emekleri boşa çıkmıyor ve Mersin’in belediye başkanı oluyor. Müfide İlhan’ın hayat hikayesi ile ilgili detayları daha sonraki haftalarda yazacağım. Şimdi bu iki fotoğrafa dönelim.

Kadınlar seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmiş, Müfide İlhan’ın seçilme tarihi ise 1950. Arada 16 yıl var.  Fotoğraflarda dikkati çeken nokta ise o kadar erkeğin arasında Müfide İlhan’ın tek kadın olması! 16 yıl içerisinde ne değişmişti, bu da ayrıca bir tartışma konusu ancak benim burada söylemek istediğim o fotoğraflardaki tüm erkekleri kaldırın, geriye tek kalan kadını görün. O kadın, 1991 yılına kadar siyasi mücadelelerini sürdürmüş, o kadar erkeğe karşı tek başına savaş vermiş, kendisine yöneltilen tüm eleştirileri, gazetelerde çıkan kırıcı haberlerin hepsini göğüslemiş ve Türkiye kadınlarına çok önemli bir miras bırakmıştır. Bu fotoğraflar sıradan fotoğraflar değil. Bu fotoğraflar dönemin Türkiye’sinin fotoğrafları. Bu fotoğraflar Türkiye’de kadınların çetin mücadelesinin kanıtı.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi