Prof. Dr. Engin Kınacı

ŞİMDİ ÇARE NE?

13 Ocak 2021 00:05
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
Sonbaharı kurak, kışı kar örtüsüz ve mevsim normallerinin üzerinde sıcak geçen aylar ve  sürekli endişeyle havaya baktığımız günler yaşıyoruz. Ülkemiz dünyada sürekli kuraklık tehdidi altında olan yarı kurak bir kuşakta yer almaktadır ve Dünya Meteoroloji Teşkilatı'nın bildirdiğine göre kuraklıktan sık etkilenen 47 ülke arasında yer almaktadır.
Özellikle içinde ilimizin de yer aldığı Orta Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgesi ile birlikte sık sık mevsim kuraklıkları görülebilen bir bölgedir. İlimizde, sadece yağışa bağlı üretim yapılan kuru tarım alanlarında, toprakta yeterince su depolanamaması nedeniyle ilkbahardan itibaren bitkilerde su stresi tehlikesi baş gösterebilecektir. Bu gibi alanlarda kuru tarım koşulları için geliştirilmiş çeşitler yerine, riski göze alıp, verimi daha yüksek olduğundan, sulu tarımda yetiştirilmesi amacıyla geliştirilmiş çeşitlerden ekenler de olmaktadır. Nadiren olsa da bazısı biraz daha dirençli olabilen bu çeşitlerin çoğunun su stresinden etkilenme olasılığı oldukça yüksektir.
Sulu tarım yapmak zorunda olunan yerlerde yetiştirilmekte olan ürünlerde ise su stresi daha etkilidir çünkü üretilmekte olan çeşitlerin beklenen düzeyde verimli olabilmesi için ihtiyaç duyduğu su miktarı nispeten yüksektir. Kuraklığın ne zaman başlayacağı, ne zaman biteceği tahmin edilememektedir, o yüzden “tabiatın gizli bir tehlikesi” olarak nitelendirilmektedir. Bu yazıyı hazırlarken yağmur başladı, ümidimiz odur ki doya doya yağmur ve arkasından bol bol kar yağışları gelecek, toprak suya doyacak, yer altı su depoları, göller, barajlar dolacak ve yaşamakta olduğumuz bu kabus sona erecektir. Ancak yağışlar yeterinden az gelirse hem bu üretim yılı ve hatta önümüzdeki üretim yılına yansıyabilecek zorluklara hazırlıklı olmak için şimdiden her üretici bir plan-program yapmalıdır.
İlkbaharda yapılması gereken uygulamalar konusunda üreticiyi tereddüt içinde bırakan bu gibi yıllarda; koşullar ümitle beklenen gibi olmazsa; gübre çeşidi seçimi, kullanılacak miktar ve uygulama zamanı ile yabancı ot ilaçlaması konusunda verilecek kararlarda normal yıllara göre daha büyük bir dikkat ve özen gerekecektir. Nadasa bırakılan tarlalarda, anız bozma zamanına, sürüm derinliklerine ve sürüm aleti seçimine çok itina edilmelidir. Bütün bunlar bir bütündür, birini iyi yapıp, diğerini ihmal etmek ciddi kayıplara neden olabilecektir. Yazlık ürün yetiştirmek isteyenler, getirisi yüksek fakat çok su gerektiren ürünleri biraz azaltıp, suya daha az ihtiyaç duyacak ürünlerin ekilişlerini artırmayı ciddi şekilde dikkate almalı, bir kısım arazilerinde ise bir baklagil çeşidi üretimine yer vermeyi de düşünmelidir. Bu gibi zor yıllar, doğru bir ekim nöbeti sistemi kurmanın ne kadar faydalı ve bazen kurtarıcı bile olabildiğinin anlaşılması bakımından ders çıkarılması gereken yıllarıdır.                                                                                                                         
Kuraklık çok kapsamlı etkiye sahip bir afettir
Kuraklık doğal bir afettir ve afetler içinde en kapsamlı etkiye sahip olanıdır. Sosyal, çevresel ve ekonomik olarak önemli zararlar oluşturur, bütün sektörleri ve yaşayanları etkiler ama en büyük etkiyi tarım sektörüne yapar. Yıllardır, konu uzmanları ve ilgililer her vesileyle iklim değişikliklerinin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmeye çalışırlar. Kuraklık da iklim değişikliklerinin sonuçlarından birisidir ve geçmişte de sıkça yaşanmıştır. Yaşananlardan çıkarılan dersler sıkça dile getirilmekte ve yazılmakta olmasına karşın bu konuda yapılabilecek  uygulamalara gerektiği kadar önem verilmemektedir. iklim değişiklikleri, yaşamın her alanında, alışkanlıkların, uygulamaların, hedeflerin, öngörülerin ve önlemlerin değişmesine yol açmaktadır.
Bu tarımda da böyledir, böyle de olmalıdır. Çeşitli yazılarımda iklim değişikliklerinin önüne geçmenin olanakları yoksa, bu değişikliklere uyum sağlayacak üretim yöntemlerini belirlemek ve uygulamalarını buna göre yapmak gerektiğine ben de dikkat çekmiştim. Önlemler dizisi, tarlaların topraklarından başlar. Özellikle kuru tarım yapılan alanlarda suyun topraklara iyi bir şekilde sızması, depolanması ve mümkünse tamamının veya çoğunun bitkiler tarafından kullanılmasını sağlayacak toprak işleme uygulamalarının yapılması ilk koşuldur. İster kuru ister sulu tarım alanı olsun, toprakların su tutma kapasitesini artıran ve gerektiğinde bitkilerin  ihtiyaç duyduğu kadarını verebilme özelliği olan, ayrıca bitkilerin en önemli besin maddeleri kaynağı olabilen organik madde oranını %3 seviyesine çıkarma hedefi konulmalı ve bu konuda araştırma kuruluşlarınca ciddi çalışmalar yapılmalıdır.
Kuru tarım alanlarında, bu koşullarda üretilmesi için ıslah edilmiş (geliştirilmiş) çeşitlerin ekilmesine ve verilecek gübrelerin bol yeşil aksam yerine, bol tane yaptıracak olanlarından seçilmesine özen gösterilmelidir. Sulama olanağı olanlar, verilecek suyun miktarının “toprağı değil, bitkileri doyuracak kadar” olması gerektiğini unutmamalı, ilgililerde bunun ne kadar önemli olduğunu üreticilere unutturmamalıdır.  
 
Arıman Web reklam
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi