Üretmekten vazgeçmedim

Videoyu Aç Üretmekten vazgeçmedim
A
a

Bu hafta Cuma Röportajları’nın konuğu Barış Bildirisi’ne imza attığı gerekçesiyle KHK ile Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Çalgı Yapımı bölümünden ihraç edilen öğretim üyesi Zafer Güzey. Güzey, ihraç edilmesinin ardından kendi imkanlarıyla kurduğu hobi atölyesinde üretmeye devam ediyor.

Ercan Kardeşler Kuyumculuk
RÖPORTAJ: MELTEM KARAKAŞ KAYA
Akademiye 25 yıl emek veren ve hobi atölyesinde keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, barok çalgılarını yapan Güzey, “Bu atölye olmasa ne yapardım bilmiyorum. Burada bir dünya var. İsten atılmamla da buraya sarılmış oldum. Bu dünyada üretmeye devam ediyorum artık” diye konuştu.
Zafer Güzey, Türkiye’de yaylı çalgıları basarıyla yapan nadir kişilerden birisi. 2018 yılında düzenlenen uluslararası bir yarışmada Güzey’in kendi yapımı olan viyola, ‘En güzel sesli ve en estetik viyola’ olarak seçildi. Alanında başarılarıyla
tanınan Güzey, bir an önce öğrencilerine ve isine kavuşacağı günü beklediğini ve umudunu asla kaybetmediğini söyledi. Güzey, hobi atölyesinde yarattığı dünyayı gazetemize anlattı.
Hocam öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
 Ben Zafer Güzey. 1970 Kars doğumluyum. Yaklaşık 25 yıldır Eskişehir’de yasıyorum. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Çalgı Yapımı bölümünde hocaydım. KHK ile isimden atıldım. Su anda bu hobi atölyesinde çalışıyorum. Barış Bildirisi’ne imza attığınız için ihraç edildiniz. Üzerinden
5 yıl geçti. Neler değişti hayatınızda?
Yaklaşık 30 kişi Barış Bildirisi’ne imza attık. 7 arkadaşımız imzasını geri çekti. Onlar mesleklerine geri döndüler ama biz 23 arkadaş imzamızı geri çekmedik. Hatta OHAL Komisyonundan ret kararımız da geldi. Yeniden bir mahkeme süreci başlayacak simdi. Hayatımdaki değişim söyle oldu: bir kere üniversite ortamındaydık, biraz şehirden kopuktuk. Bize en büyük katkısı halkla artık daha çok iç içe olmaya başladık. Akademisyen kimliğimiz elimizden alındı ama Uçurtma Kafe diye bir kafe var belki biliyorsunuzdur. Akademisyenler tarafından kurulan bir kafe. Orada Eskişehir Okulu diye bir dernek kurduk. O dernekte çalışmalarımız hala devam ediyor. Hatta 100’üncü dersimizi yaptık 11 Aralık’ta. Neler oldu? Toplumdan soyutlanmaya çalışıldık. Çok samimi arkadaşlarımız artık selam vermemeye başladı. Canlı ölü konumuna getirildik. O 23 kişinin ve tabi ki Eskişehir’in desteğiyle çok güzel insanlar var Eskişehir’de. Onların da destegiyle biz ayakta durmaya çalışıyoruz.


ESKISEHIR’DE OLMAK AVANTAJ

Barış Akademisyenleri yalnızlaştırılmaya çalışıldı mı?
Mehmet Tıraş diye bir arkadaşımız vardı Adana’da. İntihar etti. O gerçekten yalnızdı. Üniversitede imza atan tek oydu ve yalnız kaldığı için depresyona girdi ve astı kendini. Biz de öyle olabilirdik ama bizim avantajımız Eskişehir’de olmamız. Bu dayanışmayı herkesin iliklerine kadar yasaması, yaşatması. O bizim için çok büyük bir avantaj oldu. İmza atmadan önce çoğumuz birbirimizi tanımıyorduk. Ortak derdimiz olduğu için birbirimizi daha iyi tanımaya başladık. Güzel dostluğumuz oldu.
Anayasa Mahkemesi düşünce özgürlüğü olarak karar açıkladı Barış Akademisyenleri’nin bildirisini. Siz buna rağmen OHAL Komisyonu’nda ret cevabı bekliyor muydunuz peki?
Evet Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü dedi. Hatta ben mahkemeye çıkmadan beraat kararım geldi. Ona rağmen bizim ümidimiz Anayasa Mahkemesi’nin üzerinde bir mahkeme yok. OHAL Komisyonu da ondan üst bir mahkeme değil. Zaten mahkeme değil. Ama ne yazık ki onlara rağmen bize ret cevabı geldi. Hatta İbrahim Kaboğlu’na bile gelmiş. Bir ümidimiz vardı tabi. Barış istedik. Barış istemenin de sonucu isinden atılmak olmamalıydı. İşte bazılarının kişisel çıkarları yüzünden bizleri harcadılar.
 
GERİ DÖNECEĞİZ
Hala üniversiteye dönme konusunda ümidiniz var mı?

Döneceğiz. Hatta göğsümüzü gere gere döneceğiz. Biz Barışa Ezgiler diye bir topluluk kurduk. Barış Akademisyenleri’nden oluşan bir topluluk. İçimizde bir uhde. Orada bir konser vereceğiz döndükten sonra. Dayanışma dersleriniz de devam ediyor. Hala öğretmeye, anlatmaya devam ediyorsunuz. Tabi ki. Eğitim kampüste değil, kampüsün dışında devam ediyor şu anda.
BURADA BİR DÜNYA VAR
Buradaki hobi atölyesi ne kadar zamandır var peki?
Neler yapıyorsunuz bu atölyede? Bu hobi atölyesi yaklaşık 15 yıldır var. Benim bir öğrencimindi. Necmi Hocayla buradayız. İyi ki de birlikte buradayız. Burada bir dünya vardı zaten isten atılmamla da buraya sarılmış oldum. Bu dünyada üretmeye devam ediyorum artık. Keman yapımcısıyım.
Aynı zamanda restorasyon yapıyoruz. Keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, barok çalgılar yapıyorum. Aynı zamanda onların tamiratını da yapıyorum. Böyle üreterek yaşamımızı devam ettiriyoruz.
Üniversite ortamını özlüyor musunuz peki? Özellikle özlediğiniz bir sey var mı üniversitede?
Öğrencilerim hala geliyor. Bölümüm çok kötü bir durumda. Bölüm başkanımız emekli oldu. Ondan sonra ben vardım. Su anda benim öğrencilerim orada hoca ve yaklaşık 25 yılın birikimi vardı orada. Benim bölüm için çok emeğim vardı daha doğrusu. Ben bütün malzememi alınca bölüm
çıplak kaldı. Bazı malzemeleri gelip benden alıyorlar simdi. Hocam sizde var mı diyerek. Bazen gelip burada dert yanıyorlar. Malzeme konusunda bölüme ketum bir davranış var bölüme. Tasıma suyuyla dönüyor açıkçası. Dışarıdan birkaç arkadaş geliyor bölüme.
Tabi ki öğrencilerimi de özlüyorum. Hepsiyle iletişim halindeyim hala.
Çok uzun yıllar emek verdiğiniz isinizden ihraç edilmek ne hissettiriyor su an size? Bazen “Keşke o bildiriye imza atmasaydım” dediğiniz oluyor mu hiç?
Hiç olmadı. İnanın tekrar olsatekrar atarım o imzayı hiçbir kaygı duymadan. Barış istemenin karşılığı bu olmamalı diye düşünüyorum ben. “Sen sanatçısın. Ne isin var senin bu politik isin içinde” diyen oldu. Bu ülkede bir savaş vardı ve insanlar ölüyordu. Kadın, çocuk, asker, polis herkes ölüyordu. Neden ölsünler? Kimse ölmesin diye buna imza attım.
 
MESLEĞİMİN ZİRVESİNDEYİM
Bu hobi atölyesi kampüsteki hayatınızın boşluğunu dolduruyor mu peki? Yani kampüste özlediğiniz şeylerin biraz da olsa dinmesini sağlıyor mu?

Olmuyor. Kendimle bas basayım. İnsanlar geldikçe, onlara yardımcı oldukça o hazzı duyuyorum ama okul ortamı başka. Okulda bir insana dokunmak, bir öğrenciye dokunmak farklı bir şey. Daha faydalı olabilirim diye düşünüyorum. Çünkü mesleğimin zirvesindeyim. En verimli dönemimdeyim ve bunu ben dışarda yasıyorum. Neden bir öğrenci daha yetiştirmeyeyim diye düşünüyorum. Kaygım bu açıkçası. Bu hobi atölyesi iyi ki var o zaman. İyi ki var tabi ki. Burası olmasa ne yapardım bilmiyorum. Bir şey oluştururdum belki bir şekilde ama var olması benim için bir avantaj. Ara sıra öğrencilerim geliyor. Bir şeye ihtiyaçları oluyor ya da anlayamadıkları konularda sorular soruyorlar. Ben de anlatmaya çalışıyorum.
TOPRAK BEBEK İÇİN KONSER VERDİK
Bu hobi atölyesi dışında neler yapıyorsunuz?
Eskişehir Okulu Derneği çatısı altında bir atölye yaptım burada. Kahon yapımını öğrettim. Yaklaşık 8, 9 öğrencim oldu. Değişik günlerde kahon yapımını öğrettim onlara. Aslında burada eğitim devam ediyor yani. Barışa Ezgiler müzik topluluğumuzda çalışmalarımız var. Aynı zamanda İnşaatMühendisleri Odası’nda bir koromuz var. Orada da başarılı konserler verdik. En son Toprak Bebek için bir konser verdik. Ona bir katkımız oldu. Bunun için de ayrı bir mutluyuz. Yasam devam ediyor.
Bu atölyeden baktığınızda akademiyi nasıl görüyorsunuz peki?
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tüm hocaları yürekten kutluyorum öncelikle. Dik duruşlarına, birbirine bağlılıklarına, geleneği sürdürmelerine gıpta ediyorum. Biz aynı şeyi burada
görmek isterdik. İki arkadaşımız bize destek oldu vedamızda. Herkes odasına gömüldü. Herkes. Akademisyen arkadaşlarımızdan kimse dışarı
çıkmadı örneğin. Bu yalnızlaştırmak değil de nedir? Öğrencilerimiz yanımızda oldular. Ama o desteği akademisyen arkadaşlarımızdan da görmek isterdik.
O sessizlik sizi incitti mi peki?
İncitti peki. Yalnız olduğumuzu fark ettik o an. Görecekler gün gelecek onları da savunacağız biz aynı ortamda. Sonradan arayacaktık da gelmek istedik de gelemedik de gibi bahaneler söylendi. Ama gerçekten yürekten destek verenler de oldu o ayrı. Ama çok az.
Sizin dışınızda diğer akademisyenler neler yapıyor?
Birçok arkadaşımız çevirmenlik yapıyor. Bir arkadaşımız yayınevi kurdu. Herkes kendi çapında bir şey yapmaya çalışıyor. Herkes hala üretmeye çalışıyor. Bizi ayakta tutan da o zaten. Kimse OHAL Komisyonu kararını bekleyelim de belki döneriz düşüncesinde değil. Hayat devam ediyor.
Sürecin bu kadar uzayacağını
tahmin eder miydiniz?

Biz olayların bu noktaya geleceğini, sürecin bu kadar uzayacağını düşünmüyorduk. Daha kısa süreceğini düşünüyorduk. Ama ne yazık ki bu politik konjonktür bunu gerektirdi. O yüzden bu kadar sürmesi biraz da yıldırdı yani. Bir an önce isimin basına dönmek isterim, öğgrencilerimle olmak isterim, ders vermek isterim. Bu her hocanın yapmak istediği bir şey. Bizi bilerek ve isteyerek bu potaya soktular maalesef.
Bundan sonrasını nasıl görüyorsunuz?
Ben olumluyum bu konuda. Gerdi döneceğiz. Ben buna inanıyorum. Biz çünkü suç islemedik.
Bu süreçte Eskişehir’de olmak sizin isinizi kolaylaştırdı mı?
Tabi ki. Çünkü başka illerde olan arkadaşlarımız da var. Çünkü bir Mehmet Tıraş da olabilirdik. Yalnız, tek imzacıydı. Çok dışlandı, hor görüldü. Dayanamadı. Ama Eskişehir öyle değil. Bir dayanışma var. Bize güç veren bir dayanışma var hala. Herkes soruyor. Uçurtma Kafe’ye gidip kitap alan var hala destek olmak için.

 
Arıman Web reklam
ECC Tur
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Sonhaber Gazetesi
Göksel Tantuni Eskişehir