Ülkemizi yasa boğan deprem nedeniyle ara verilen lig, evimizde Urfa temsilci Karaköprüspor karşısında aldığımız ağır yenilgi ile başladı.
İkinci devreye transferin açılması ile moralli başlayan, deplasmanda Hacettepe maçı beraberliği ile gelecek adına umutlar vermişti. Maçtan önce stadyuma doğru akan yoğun trafik maça da ilginin olduğunu gösteriyordu. Açıkçası mağlubiyeti aklımın ucundan dahi geçirmemiştim. Büyük hayal kırıklığı yaşadım.
Maça gelecek olursak, bunu iki taraflı değerlendirmek istiyorum.
Maçın ilk 11'e bakınca alt yapımızdan sadece Onur Arıkadroda idi. Kalecimiz Kayacan Erdoğan'ı 20-25 sene öncesine gider, yeni transferlerimizden saymazsak iki oyuncumuz oynadı diyebiliriz. 2016 yılından beri kapalı olan transferimizin besleneceği tek yer olan alt yapının durumu çok net ortada idi. 7 yılda sadece bir futbolcumuzu, oda 3.ligde oynayabilecek seviye getirmişiz. İşte bu kadar içler acısı bir durumdu. Hiç kimse mazeret aramaya kalkmasın, artık gerçeklerle yüzleşsin.
Buradan nereye varmak istiyorum. Toplama takımlarla, kendi bünyenden kemik kadro oluşturamayıp, aralarına kalite isimlerle takviye yapamazsanız, gelişme için beklemek zorunda kalır, hüsrana uğrayabilirsiniz.
Bir de lafım sezonun ilk yarısında oynamaya başlayan, geçen sene, hatta ve hatta TFF 1.Ligde dahi oynayan futbolcularımız vardı. İşte çalışmayınca, kendinizi geliştirmeyince bir tarafa atılıveriyorsunuz. Sizlere buradan çok söyledik ama dinlemediniz. Geldiğiniz noktayı iyi görün ve sizde gerçeklerle yüzleşin.
Gelelim maçın ikinci değerlendirme kısmına;
Yeni takımız, uyum sorunumuz var ve olması kadar doğal bir şey yoktu. Rakibimizde bu grubun en iyi defans yapan takımlarındandı. Attıkları ve yedikleri golleri ile ligdeki sıralamasınıgörebilirdiniz. Kısacası dişli bir rakipti. Fakat bunu kimler göz ardı etmişse,sanki sahaya bu maçı kesin kazanırız havasında çıktık. İlk 45 dakika maçı rakip sahada oynadık ama nedense tek bir pozisyona giremedik. Kalemizde de gördüğümüz ilk pozisyonda golü yedik. Rakip defansı bir türlü açamadık.
Ben teknik direktörlerin sahaya sürdüğü kadroyu eleştirmem, oyuncu değişikliklerinde de çok yargılamam. Neden onu oynattın, bunu oynatmadın polemiğine de girmem. Fakat dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, hangi futbol dilini konuşursanız konuşun, hangi teknik direktör kurslarına katılırsanız katılın futbolun temel kuralı; 'kapalı defansları açamıyorsanız, oyunu kanatlardan oynayın ve bol bol şut çekin' der. İşte bu temel kuralları hiç kimseyle tartışmam. 90 dakikayı tekrar tekrar izleyin, ilk kenar ortamızı 63. dakika da Melih Bostan'ın kaçırdığı pozisyonla, ilk şutumuzu da 65 dakika da attığımız görebilirsiniz. Şimdi biz burada suçu kimde arayalım sizler söyleyin. Sezonun ilk haftasında değiliz, önümüzde 33 maç yok. Hiç istemesek de yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle ara verilen lig, yeni transferlerin uyumu açısından bize avantaj getirmişti. Fakat siz Antalya'ya tatil yapmaya gitmişsiniz?
Yazıma son verirken geçmişteki bir tecrübeden bahsederek kapamak istiyorum. Titanik dünyanın en büyük gemisi olarak üretildi. Batması imkansız deniliyordu. Fakat daha ilk seferinde bir buzdağına çarparak, binlerce yolcusu ile battı. Demek ki en büyük gemiyi yapmak, onu limana yanaştırmıyor. Gemiyi iyi kaptana da teslim etmeniz gerekiyor. Bilmem anlatabildim mi?