Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla hazırladığı yeni müfredat, kamuoyu ve eğitimcilerin tepkilerine rağmen onaylandı. Anadolu Gazetesi muhabiri M. Anıl Aksoy'un haberine göre, müfredata “laik ve çağdaş eğitime aykırı” eleştirileri yapılırken, eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları müfredatın pedagojiden yoksun ve AK Parti’nin ideolojisini eğitime yansımasının son halkası olduğunu vurguladı.

10 YILDA HAZIRLANDI, 2 GÜNDE İMZALANDI

Eğitim İş Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu adına konuşan Fadime Arslan, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adını verdiği yeni müfredat programı artık taslak değil çünkü bu değişiklik Meclis’ten geçti. On yılda hazırlandığı söylendi, eleştiriler için iki hafta süre verildi. 67 bin eleştiri aldı. Bu eleştiriler bir haftada değerlendirildi. Müfredat iki günde de imzalandı. Her zamanki gibi oldubittiye getirilerek öğretmen ve akademisyenlerin eleştirisi dikkate alınmadan müfredat Meclis’ten geçti. Müfredatın uygulayıcısı öğretmenler işin içinde yok. Öncelikle bunu belirtmemiz gerekir” dedi.

ATATÜRK VE LAİKLİK ÇIKARTILDI

Müfredatla ilgili eleştirilen başında Atatürk’ün olmaması ve laikliğin çıkartılması olduğunu belirten Arslan, “Yeni müfredatın 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre hazırlandığı söylenmiş ama müfredatta Atatürk’ün adı bile geçmiyor. Hem bu Kanun’a göre hazırlandığı söyleniyor hem de Atatürk’ün adı geçmiyor. Atatürkçülüğün tanımı yapılmıyor. Toplum zihninde önemli sayılan değerler, isimler kullanılmayarak bu değerlerin yok edilmeye çalışılması bilinçli bir eylemdir. Laiklikle ilgili kavramlar, laiklik karşıtı eylemler ders kitaplarından çıkartılıyor. Genel olarak Atatürkçülük konuları azaltılmıştır. Kurtuluş Savaşı, Atatürk İlke ve İnkılapları daha önce ayrı ayrı ünitelerdi. Ve bu ünitelere geniş yer verilmişti. Şimdi ise tek tema yapılmış ve bu konular üstünkörü geçilmiştir. Bunun yerine siyasi partilerin kuruluş tarihi uzun uzun anlatılmıştır. Parti programı gibi tema hazırlanıyor. Bizim milli ve manevi değerlerimiz, tarihi gerçeklerimiz yok ya da önemsiz sayılıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİLERİN ANALİTİK DÜŞÜNMESİ ENGELLENİYOR

İngilizce ders saatinin azlığının yanı sıra integralin kaldırılmasının da öğrencinin analitik düşünme yetisini engellediğini belirten Arslan, “İngilizce dersinde hiç değişiklik yok. Maalesef en büyük sorunlarımızdan biri de yabancı dil eğitimine gereken önemin verilmemesidir. İngilizce ders saatinin az olması başka bir sorunumuzdur. Matematik konularının birçoğu öğrenmenin kalıcı olmaması ve zorlayıcı işlem yükü getirdiği iddiasıyla basite indirgeniyor. Bu durum da öğrencinin analitik düşünme, hızlı karar verme, problem çözme yeteneklerini köreltiyor. İntegral öğrencinin soyut ve analitik düşünme becerilerini geliştiren, lisans eğitimine hazırlayan en önemli konulardan biridir. Biz her fırsatta bilimsel eğitim derken eğitimde bilimsel olan konular müfredattan çıkartılıyor. Öğrencilerin düşünmesi engelleniyor. Öğrenciler çağ dışı eğitim modeline doğru sürükleniyor” dedi.

BİLİME VE MANTIĞA DEĞİL MANEVİYATA ODAKLI SİSTEM

Protokol oyunları ile ÇEDES diye bir çalışma başlatılmış. Okullara din adamları sokulmuş. Müfredatta bilimsel ilerlemedeki isimler yaptıklarına göre değil, adının İslam dünyasında geçmesine göre seçilmiş. Ayın evreleri anlatılırken öğrencilerden dini bayramlar ve Ramazan ayının hangi gök cisimlerinin hareketlerine göre belirlendiğini araştırması istenebilir, deniliyor. Akraba evliliklerinde görülen sağlık sorunlarının normal evliliklerde de görülebileceği söyleniyor. Tüm bunlara bakınca bu müfredatın ideolojik olmadığını söylemek mümkün değildir” şeklinde konuştu.

GERİCİLİĞİN KILIFI DEĞERLER EĞİTİMİ

Tepebaşı güneş enerjisiyle çevreye sahip çıkıyor Tepebaşı güneş enerjisiyle çevreye sahip çıkıyor

Değerler Eğitimi başlığı adı altında öğrenciyi maneviyata odaklayan bir sistem getirildiğini belirten Arslan, “Değerler eğitimi gericiliğe kılıf olarak kullanılıyor. Okul öncesi eğitim alan bir çocuk soyut kavramlardan bihaberdir. O yaştaki çocuklar her şeyi oyun yoluyla öğrenir. Siz o çocuklara soyut kavramları benimsetmeye çalışıyorsunuz. Küçücük çocukların beyinleri yıkanıyor. O çocuk duygusal ve bilişsel düzeyde olgun olmadığı için bu tutum pedagojik değildir her şeyden önce. Amaç yine malum. Dört beş yaşındaki çocuklara hafızlık eğitimi veriliyor. Cüppeler, sarıklar giydiriliyor. Bırakın okuma yazmayı daha konuşmayı bilmeyen çocuklara Arapça harfler öğretiliyor. Okullara maket mezarlar konulup hadi bakalım anneniz ölse ne yaparsınız, denilip çocuklara travma yaşatılıyor”  ifadelerini kullandı.

TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Eğitim İş olarak sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Arslan, “Milli Eğitim Bakanlığı öncelikli olarak protokol oyunları ile okullara sokulan cemaat, tarikat ve din adamlarını okullardan çekmelidir. Bunu yapmazsa Eskişehir ve Türkiye genelinde diğer sendikalarla da iş birliği yaparak her türlü eylem ve etkinlikte yer alacağız. Müfredatla ilgili yanlışlık ve olumsuzlukları sosyal medyadan sık sık duyuracağız.  Süreç devam ederken de sendika bünyemizde oluşturduğumuz Eğitim Komisyonu’nun raporlarını kamuoyu ile paylaşacağız. Ders kitapları hazırlanırken görsellerden içeriğe kadar tüm aşamaların takipçisi olacağız. Yerel ve ulusal basın organlarını, sosyal medya hesaplarını sık sık kullanıp konuyla ilgili gündem oluşturacağız. MEM önünde basın açıklaması yaparak sürecin takipçisi olacağız” diye konuştu.

BÜTÜN OKULLARI İMAM HATİPLEŞTİRİYORLAR

Yeni müfredata ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen Şube Başkanı Sertaç Durdu, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli isminden de anlaşılacağı üzeri iktidarın sloganıydı. Seçim sürecinde de aynı slogan kullanıldı. İsmine bakıldığında da nasıl bir içerik olduğu görünüyor. Her şeyden önce 2012 yılında 4+4+4 sisteminden itibaren, sistematik olarak iktidar kendi ideolojisini müfredata yansıtmaya devam etti. Şu anda son müfredat taslağıyla birlikte de taçlandırıyor” dedi. 3 bin küsur sayfalık müfredatın 500 sayfadan fazlasının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi bölümüne ayrıldığını belirten Durdu, “Biyoloji müfredatında evrim teorisini çıkarıp yaradılışı ekleyebiliyorlar bilimsel bir derste. İktidar kendi ideolojisini diğer derslere de yansıtıyor. İktidar bütün okulları imam hatipleştirmeye çalışıyorlar. İmam hatiplerde başarısız oldular çünkü. Şu anda baktığımız zaman İmam Hatipler boş, öğrenci yok” ifadelerini kullandı.

DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMENLERİ ÇEDES PROJESİNDEN RAHATSIZ

Müfredatta tartışmalara neden olan “Değerler eğitimi” ile ilgili değerlendirmede bulunan Durdu, “Değerler eğitimi özellikle ÇEDES projesiyle birlikte Eskişehir ve İzmir pilot iller olarak başlatıldı. Bu illerin seçilmesi de bir propaganda bence. Baktığınız zaman iktidara muhalefetin daha güçlü olduğu iller olduğundan dolayı buralarda başlatmalarını irdelemek gerekiyor. ÇEDES projesinde zaten imamlar, vaizler, din okulları okula girmeye başladı. Bunlar pedagoji eğitim almamış kişiler. Biz sendika olarak müdahalelerde bulunduk. Alıp camiye götürebiliyorlar. Milli Eğitim Müdürü ile yaptığımız görüşmede, bunların da üniversite mezunu olduğunu ve ılımlı olmamız gerektiğini söyledi. Üniversite mezunu olsalar bile pedagoji eğitim almadılar. Okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri var, onlar da rahatsız. Rehberlik öğretmenlerimiz var, onlar değerler eğitimini verebilecek potansiyelde eğitimciler” şeklinde konuştu.

DİNDAR VE KİNDAR NESİLLER YETİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORLAR

Din eğitiminin okul öncesinde başlatılması ve müfredatta seyreltme konusunun birlikte ele alınması gerektiğini belirten Durdu, “Zaten planlarında okul öncesine din eğitimini sokmak vardı. Eğitimci olarak baktığımız zaman soyut kavramlar okul öncesi çocuklar için çok sağlıklı değil. Ama amaç zaten çocuklara değer öğretmek değil, en başından beri söyledikleri dindar ve kindar nesiller yetiştirmek. Bunun için öğretmenleri de baskı altında tutuyorlar. Sistematik olarak okul öncesinden itibaren sürüyor. Başarılı oldukları söylenemez ama başarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Seyreltilme adı altında da şeyler söyleniyor ama Din Kültürü ve ahlak Bilgisi derslerini artırdılar. Gelen bilgiler doğrultusunda bunu söyleyebilirim çünkü eğitim bileşenleri olan sendikalara bir açıklama da yapmıyorlar. Arapça’yı 2’nci yabancı dil veya Kuran-ı Kerim’in Anlam Dünyası diye zorunlu ders dayatması yapacakları dile getiriliyor. Kendi ideolojilerine uymayan şeyleri çıkartarak seyreltiyorlar” dedi.

EĞİTİM SENDİKALARI BİRLİKTE HAREKET ETMELİ

Eğitimde yaşanan sorunlarla alakalı tüm sendikaların birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Durdu, “şu an Genel Merkezimiz en son Bakanlıkla bir görüşme yaptı ÖMK ve müfredatla alakalı. Bağlantıyı kurmamız gerekiyor burada. ÖMK ve Kariyer Basamakları Sınavlarıyla da öğretmenleri itibarsızlaştırma var. ÇEDES ile birlikte devam etti. Son müfredatla da itibarsızlaştırma politikası sürmekte. Bundan sonraki süreçte de iş bırakma eylemlerimiz veya alan eylemlerimiz sürecek. Ama tek başımıza değil bizim amacımız tüm sendikalarla birlikte mücadeleyi birleştirmek. Birleşe birleşe kazanacağız sloganlarıyla alanlarda bulunmak. Biz bu müfredatı uygulamayacağız, uygulatmayacağız. Kararlıyız” açıklamasını yaptı.

ASLA KABUL ETMİYORUZ

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Şube Başkanı Sevgi Akmen, ÇYDD’nin yeni eğitim müfredatının yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açtığını söyledi. Akmen, “Eleştirel aklın ve yaratıcılığın engellendiği, dini referans alan, tüm okulları imam hatipleştiren Maarif Modelini de, Müfredat değişikliğini de reddediyoruz. İktidarın ‘dindar ve kindar’ nesil yetiştirme hedefi doğrultusunda, çocuklarımıza ‘ideolojik aşılama yapılmasına’ hizmet edecek olan bir öğretim programını asla kabul etmiyoruz. Şeffaflık ve katılımcılıktan uzak bir şekilde hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanı tarafından hızlı bir şekilde onaylanan müfredat değişikliğini onaylamıyoruz. Bakanlığa iletilen 67 binin üzerindeki öneri ve görüşün bu kadar kısa sürede incelenerek taslağa dahil edilmesi hayatın akışına aykırı bir durumdur. Kamuoyundan gelen eleştirileri dikkate almadan, dayatmacı bir anlayışla kabul edilen müfredat ile eğitim sistemimiz çağdaş, laik ve bilimsel ekseninden uzaklaştırılacaktır. Gelecek nesiller kalıplaşmış, itaat eden, tek tip ve düşünmeyen bireyler olarak yetiştirilecektir. Diğer yandan sadeleştirme gerekçesiyle öğretim programlarından Atatürk ve devrimlerinin, Cumhuriyetin, laikliğin, bilimin ve aydınlanmanın çıkarılması kabul edilemez. Geldiğimiz noktada oldu bittiye getirilen bir müfredat değişikliği ile karşı karşıyayız.  Büyük bir ciddiyet ve hassasiyet gerektiren ‘eğitim müfredatı’ ile ilgili hukuki süreç hakkındaki gelişmeleri kamuoyuyla paylaşacağız. Ülkemizin çağdaş geleceği olan çocuklarımızı asla yalnız bırakmayacağız” dedi.

TÜRKİYE’NİN DEĞİL AK PARTİ’NİN PROGRAMI!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Şube Başkanı Cihan Taşar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin eğitimin geleceğini karartacağını belirterek, “Yeni eğitim programı tamamen Cumhuriyet karşıtı, Atatürk karşıtı müfredattır. Laik, çağdaş eğitim sistemi hedef alınmış, yok edilmeye yöneliktir. Öğrencilerin özgür birey olarak değil, kul olarak yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu Eğitim programı Türkiye Cumhuriyeti'nin değil, AKP'nin eğitim programıdır. Asla kabul edilemez. Laik ve Bilimsel Eğitimi, Atatürk'ü ve Cumhuriyeti yok sayan eğitim programına hayır. Eğitimde gericileşme, gelecek kuşakları ve ülkemizi felakete götürür. Büyük Önder Atatürk'ün dediği gibi, ‘Eğitimdir ki bir ulusu özgür, bağımsız, yüce bir toplum olarak yaşatır ya da onu yoksulluğu, köleliğe ve yokluğa götürür.’ Talim Terbiye Kurulu, eğitim politikasının anayasası olan müfredatı onaylayarak büyük bir hata yapmıştır. Bu müfredatta bilim yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş nitelikleri yoktur. Öğrenciye çarpıtılan tarih anlatılmaktadır. Matematikte başta integral gibi önemli konular çıkarılmıştır. Baştan sona akıl ve bilimden yoksundur. Eğitimin geleceği karartılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ