Masallar ayrı bir dünya, hepsinin yeri ayrı. Masalların bazı kısımları da olur ki oyunludur, insanı aklında ve kalbinde bir yolculuğa çıkartır. O kadar anlamlı ve derindir. Yazar Nazım Hikmet'in oğluna anlattığı masallarıkaleme aldığı Sevdalı Bulut kitabını alıp okumaya başladığımda 'Az gittiler uz gittiler' masalını çok beğendim. Masalın bir kısmında şöyle yazıyor.' Yolcular yola çıkar; keloğlan demir kunduralarını giyer, dağlara düşer; hakanın küçük oğlu çeşme başındaki ağaçta ağlayan sevgilisini aramaya koyulur; ama hepsi az gider, uz giderler, dere tepe düz giderler, bir de dönüp arkalarına bakarlar ki , bir arpa boyu yol gitmişler…' Ve şöyle yazıyor Nazım Hikmet ' Çok gittiler, dere tepe yok ettiler, bir de dönüp baktılar ki görünmüyor kalkılan yer'Aynı zamanda diğer masallarda da karşılaştığımız bir tekerlemedir. 'Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik, döndük arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz.'
Ne tuhaf bir tekerleme değil mi Gidip gidip bir yol alamamak, anca bir arpa boyu yol almak… İnsanın aklının almadığı da bu. Söyleyenler neden böyle bir şey söylemişler acaba? Masalın dinleyicisini ve okuyucusunu da farklı yerlere götüren bir tekerleme… Birden fazla anlam taşıdığını düşünüyorum. Benim çıkardığım ise; Evet yürüyen yol alır. Ancak gidip gidip varmak istediğiniz yere varamamışınızdır ve o yoldan da hiç geri dönmemişsinizdir. İşte o zaman altı ay bir güz gitseniz de bir yol alamazsınız. Aksine yönünüzü iyice şaşırırsınız. Yola nereden çıktıysanız o yolu bir daha bulamaz, dönemezsiniz bile.
Her yol insanı bir yere götürmez. Bir yere gidiyorum sanırsınız fakat bir de bakmışsınız
ki hala yerinizde sayıyorsunuz. Yani bir arpa boyu bile yol gidememişsinizdir.
Muhabir: TE Bilisim