Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Akar, yaşanan olaya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, kelimelerin tükendiği ve acılarını dindirmeye yetmeyecek bir an yaşadıklarını belirtti.Bir öğretmenin, faydalı bir insan olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesinin yaşanan acıyı tarif edilemez bir boyuta taşıdığını vurgulayan Akar, “Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve başarılı kılarız düşüncesiyle çaba sarf eden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha derinden sarsılmış bulunuyoruz. Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz” İfadelerini kullandı.
İç güvenlik sorununa dönüşmüştür
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artık münferit eylemler olmaktan çıkarak yaygın bir toplumsal sorun haline geldiğine dikkati çeken Akar, bu durumun eğitim öğretim hizmetlerini sekteye uğratacak boyuta ulaştığını kaydetti. Öğretmenlere yönelen şiddetin kabul edilemez olduğunu belirten Akar, “Yaşadığımız bu olay, eğitimciye karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmaktadır. Şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir” şeklinde konuştu.
Güvenlik sağlanmalıdır
Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun başta aile olmak üzere sosyal çevresinde alması gereken sevgi, şefkat ve disiplinden mahrum kalmasının yattığını ifade eden Akar, aile içindeki ilgisizlik ve değersizlik hissinin topluma ve okula suç olarak yansıdığını vurguladı. Devletin, anayasa ve uluslararası hukuk çerçevesinde yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan Akar, “Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Devlet, suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma, okul güvenliğini sağlayarak eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde güvenli çalışma ortamı oluşturma ödevini yerine getirmelidir. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır” diyerek açıklamasını sonlandırdı.





