TARAFTAR HİKAYELERİ 17

Videoyu Aç TARAFTAR HİKAYELERİ 17
A
a


GÖKSEL ORHAN

İğne atsan yere düşmezdi

Yıl 2008 şampiyon olduğumuz sene. Sakaryaspor ile içerde oynuyoruz. O zamanlar doğduğumuz mahallenin tribünü Ayder tribünündeyiz. 12-13 yaşındaydım. Mahalleden çocuklarla beraber çıktık evlerden akşam maçıydı. Henüz maçın başlamasına 3-4 saat var. Atatürk Caddesi’nin başından inmeye başladık yavaş yavaş. Mart ayıydı hatırladığım kadar. Böyle ilgi olacağını bilmiyorduk ya da tam o zamanlar tribünden anlamıyorduk. Ayder tribünü kapısına gittiğimizde oradan girmemizin imkansız olduğunu gördük. Mahalleden abilerimizin hepsi girmişti telefonlarımız yoktu kimseye ulaşamadık dışarda kaldık. Oradan tekrar açık tribün önüne gittik. Maç başlamış hala turnikelerde kuyruk metreler oluşturmuştu. İçerdeki kalabalık kadar birde dışarda kalabalık vardı. Sakarya maçı olmaz mı, yine olsa iğne atsan yere düşmez. O zamanlar daha bir başkaydı… Mücadele ettik girdik içeri. Bir koltukta 3-5 kişi tel ağızlarına kadar dolu ilk yarı attı Sakaryaspor. Tabi onlara da sallıyoruz hayatımda en zor girdiğim maçlardan birisiydi. Süper Lig düzeyinde bir maç olmuştu asla unutamam. Hiç bir zaman Eskişehirspor davamız ölmeyecek. Yaşasın Eskişehirspor!

 

------------------------------------------------------------------------------------------------


MESUT ŞİMŞEK

Un çuvalını sırtımda götürdüm

Eskişehirspor maddi yönden zor günler geçiriyordu. Bende yönetimdeydim. Zaten hep zor günlerde yönetici oldum. Diyeceksiniz ki paran yok pulun yok senin ne işin var yönetimde… Ama ben 40 yıla yakın Eskişehir amatör spora hizmet ettim. Secimle gelen ilk futbol il temsilcisi oldum. Param yoktu ama bilgim ve zamanım müsaitti. Eskişehirspor’da futbolcular ile yönetim arasındaki boşluğu gören Gazeteci Engin Bayrı bunun giderilmesi için beni tavsiye etmiş. Birde ben kongrelerde hep yönetimlerin aleyhine konuşurdum. Bilge Kosbatur “Bunu yönetici yapalım görsün gününü” dedi. Yönetici oldum. Yıllarca şimdiki sportif veya idari direktörlerin işini parasız yaptım. Tesislerde kazan yandığı zaman sporcular banyo yapıyor, erzak bulduğunda yemek çıkıyordu. Ben her gün tesislere gittiğimde evde ne bulursam poşetle götürüyordum. Zaman zaman kömürlerimizi gönderen Lütfi Acet’ kasa kasa balık gönderen Şahin Coşkun’a yağ gönderen Necat Demircan’a teşekkür ederim. Neyse biz esas konumumuza dönelim. Tesislerdeki Türk bayrağı çok yıpranmıştı. Ben bayrak almak için yaş başına gittim. O zaman Taşbaşı’nda bakliyatçılık yapan Laz Süleyman ve rahmetli Vahit Öztürk kardeşler vardı. Benimde arkadaşlarım idi. Beni görünce çay içmeye davet ettiler. Tabiki konu Eskişehirspor… Ben yaşadığımız güçlükleri anlattım. “Abi şuradan bir çuval un al tesislere götür” dediler. Ama götürecek vasıta bile yoktu. Ben el arabası ile unu şimdiki Büyükşehir Belediyesi’nin önündeki otobüs duraklarına kadar götürdüm. Esentepe otobüsüne bindim. Tesislerin arkasındaki sağlık odağında indim. Un çuvalını sırtıma alıp tesislere götürdüm…

Arıman Web reklam
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir haberleri ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi