Doç. Dr. Yağmur Say

OSMANLIDAN CUMHURİYETE KÜRTÇÜ TEZLER (1)  

29 Haziran 2019 23:59
A
a
KÜRTÇÜ ve ERMENİ OLUŞUMLAR

Bazı araştırmacılar, Kürtçülük hareketini 3 Mart 1878’de Rusya’nın baskısıyla imzalanan Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nın ortaya çıkardığı olumsuz şartlara bağlamaktadır. Kürtçüler, “Kürdistan” dedikleri Doğu Anadolu’yu da içine alan coğrafi bölgede bir devlet yaratabilmek veya en azından özerk bir siyasal yapı oluşturabilmek için II. Meşrutiyetin ilanından itibaren çalışmalara başlamışlar ve bunun için de açık veya gizli çeşitli örgütler kurmuşlardır. Burada önemle belirtilmesi gereken şey; bu ayrılıkçı hareketlere bazı Kürtlerin katıldığını ve destek verdiğini vurgulamak gerek. Bazı çalışmalarda bu hareketler anlatılırken “Kürtler” kelimesi kullanılmaktadır. Bu bütün Kürt halkını kapsar ki bu doğru değildir. Bu betimleme için “bazı Kürtler” demek daha doğru olacaktır.
 
Kışkırtılma Süreci
 
Kürtçülerin siyasal ve askeri anlamda örgütlenmelerini, başta İngiltere sonra Amerika ve Fransa kuvvetle destekler. Bu desteğe Çarlık Rusyası da her türlü desteği verir. Rusya da İngiltere gibi, Kürt aşiretlerinin arasına hem asker hem de sivil görünümlü ajanlar yollar. Bu ajanlardan ikisi oldukça ünlüdür. Bunlardan birincisi; Vladimir Minorski, diğeri de Bazil Nikitin’dir. İkisi de Çarlık Rusyasının İran’da görevli diplomatıdır. Bunlar diplomat kimliği ile Doğu Anadolu bölgesinde dolaşmışlar, Kürtler hakkında bilgi toplamışlar ve onları Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmışlardır. Bu kışkırtmalar; Minorski’nin 1915’te 1. Dünya Savaşı sürerken kaleme aldığı “Kürtler” adlı kitapta açıkça görülmektedir. Minorski’ye göre;
“Kürtler hiçbir zaman Osmanlıların yönetiminde bu topraklarda bir Osmanlı olarak yaşamayı içten benimsememişlerdir. Kürtler bu savaştan sonra geleceklerini Osmanlılara bağlamayacaklardır. Her halk gibi, Kürtlerin de öz vatanlarında kendi öz devletlerini kurmaları ve topraklarının kaynaklarından yararlanmaları elbette ki en doğal haklarıdır.”
Minorski, Kürtleri elde edebilmek için onları övmekte, daha da ileri giderek 1915’teki Ermeni tehcirinde görev alan ve arada cinayetler işleyen Kürtleri de açıkça aklamaktadır;
“….Hele bu konuda dinden de yararlanarak kafirin malını Müslümana helal kılmak politikası ve bu konuda din adamlarının, şeyhlerin tarikatları özendirmeleri, bir Kürdü, ekmek için ağlayan yavrusunu doyurmak için Ermeni’nin üzerine saldırtmaz da ne yapar? Hükümet izin vermiş. Şeyhi, hocası, Gavurun öldürülmesinde cennet, malının zorla alınmasına ganimet fetvası vermiş. Hatta bu uğurda ölenler için ululuğun en yükseklerinden şehitlik de lütfedilmiş…”
 
Sevr’i Savundular
 
1915-1918 yılları arasında Rusya’nın Urmiye Konsolosu olarak görev yapan Bazil Nikitin de Kürtler arasında dolaşmış, hatta Molla Said dediği Said-i Nursi ile de görüşmüştür. Nikitin, Said-i Nursi’nin Rusların Doğudan çekilmesinin Kürtler için kötü sonuçlar yarattığını söylediğini de aktarmaktadır.
Nikitin, emperyalistlerin Türkiye’yi paylaşma ve yok etme antlaşması olan Sevr Antlaşması’nı şiddetle savunmakta ve Sevr’in uluslararası ahlakı ilerletecek bir antlaşma olduğunu iddia etmektedir. Hem Batı’dan hem de Kuzeydoğu’dan kışkırtılan bazı Kürtler, bağımsız bir devlet kurmak için harekete geçerler. Bölgenin egemenleri, milli kuvvetlerin oluşum sürecinde çeşitli isyanlar çıkartarak bu milli bütünleşmeyi ve milli direnci yok etmeye, emperyalistlerin koruyuculuğunda en azından özerk devletçikler olabilmeyi hedeflemektedirler. Bunun için çeşitli örgütler kurmaya başlarlar. Bu örgütleri şöyle sıralamak mümkündür;
 
Kürdistan Teali Cemiyeti
 
Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkmasından sonra, devlet içindeki etnik topluluklar hızla ayrışma sürecine girerler. Bu topluluklardan biri de Kürtlerdir. 30 Aralık 1918 tarihinde İstanbul’da Kürdistan Teali Cemiyeti kurulur. Bu cemiyet, Türkiye’nin Doğusundaki illerde şubeler açmak ve bağımsız bir Kürt Devleti kurmak amacındadır. Bu cemiyet kuvvetli bir Kürt milliyetçiliği politikası izlemektedir. Tüzüklerine göre, dernek kurucularının “Kürt” olması şarttır. Cemiyetin tüzüğünün 3. maddesi bunu açıkça ifade eder; 
“Danışma Kurulu’na üye olacak kişilerin mensup olduğu hanedanın Kürtler tarafından bilinen ve saygıdeğer olması veya o görevi kalben ve kalem yoluyla yapabilecek yetenekte fikir ve kalem sahibi olması veya bilgisi ve olgunluğu ile tanınmış seçkinlerden bulunması şarttır.”
Kürt hanedanı diye niteledikleri Kürt derebeyleri arasında Bedirhan, Şemdinan ve Baban aşiret aileleri, Diyarbakırlı Cemil Paşa ailesi kuvvetli biçimde yer bulmuşlardır. Ayrıca Mevlanzade Rıfat, Ahmet Hamdi Paşa, Arvasizade Mehmet Şefik, Said-i Nursi, Said Molla, Yusuf Ziya Koçoğlu, Mehmet Şükrü Sekban, Emekli Ferik Fuat Paşa, Emekli Ferik Ahmet Hamdi Paşa da Kürt Teali Cemiyeti’nin üyeleri ve yöneticileri idiler.
Kürt Teali Cemiyeti, padişahçı, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti ile de iş birliği içindedir. Cemiyetin İngiliz yetkililer ile sıkı bağlantıları vardır. Derneğin başkanı Seyit Abdülkadir aynı zamanda Şûrây-ı Devlet başkanı olup, hem İstanbul Hükümeti hem de İngilizler ile işbirliği içinde çalışıp, İngiliz çıkarları ile örtüşen ayaklanmalara önayak olmuştur.
İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Robbeck, 26 Mart 1920’de İstanbul’dan şöyle bildirmektedir;
“Kürdistan, Türkiye’den tamamen ayrılıp bağımsız olmalıdır. Ermeniler ile Kürtlerin çıkarlarını bağdaştırabiliriz. İstanbul’daki Kürt kulübü başkanı Seyit Abdülkadir ve Paristeki Kürt delegesi Şerif Paşa hizmetimizdedir”.
 
Kürdistan Görüşmesi
22 Aralık 1918 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Kürdistan Teali Cemiyeti arasında bir anlaşma imzalanır. Bu anlaşmayı Kürdistan Teali Cemiyeti adına başkan Seyit Abdülkadir, üyelerinden Sait ve Mehmet Ali, Hürriyet ve İtilaf Fırkası adına ise Zeynelabidin (Konya Mebusu), Vasıf (Karesi Mebusu) ve Mustafa Sabri Efendi imzalarlar. Anlaşma gereğince Kürt nüfusunun daha yoğun olduğu bölgelerde İslam Halifeliği’ne ve Osmanlı Saltanatı’na bağlı kalmaları kaydıyla özerk bir yönetim şekli tanınacaktır. 17-20 Nisan 1920 tarihlerinde Amiral de Robbeck, Lord Curzon’a, Sadrazam Damat Ferit Paşa ile görüştüğünü, Ferit Paşa’nın, anlaşma şartlarına uygun olarak ayrı bir Kürt devleti kurulması için Kürtleri, Mustafa Kemal’e karşı kullanmayı önerdiğini bildirir. Kürdistan Teali Cemiyeti  Başkanı Seyit Abdülkadir, Emin Ali Bedirhan, Said-i Nursi ve Mehmet Şükrü Sekban İstanbul’daki Amerikan, İngiliz ve Fransız Komiserliklerini ziyaret ederek Kürdistan projesiyle ilgili görüşmeler yaparlar. Said-i Nursi ile Amerikan komiseri arasında geçen konuşma çok önemlidir; Said-i Nursi, Kürdistan’ın dış dünya ile irtibatının sağlanabilmesi için bir denizle kıyısı olması gerektiği düşüncesindedir. Amerikan komiseri, Wilson prensiplerine göre bunun mümkün olamayacağını, zira Kürdistan’ın büyük kısmını içine alan bir Ermenistan Cumhuriyeti kurulacağını bildirir. Said-i Nursi’nin cevabı ilginçtir; “Kürdistan eğer sahillerde bulunsaydı dretnotlarınızla bu kararı tatbik edebilirdiniz. Ama Kürdistan dağlarına sizin dretnotlarınız çıkamaz.”
 
Uyarı Aldılar
Said-i Nursi, Kürdistan projesinin ve Kürtçülüğün şiddetli savunucusu olarak yazılar kaleme alır. “İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi” adlı makalesinde de Kürtçü Halil Hayali’yi anlatmakta ve övüp herkese örnek göstermektedir. Seyit Abdülkadir’in bağımsız Kürdistan kurmak amacıyla İngilizlerle yaptığı görüşmeler İstanbul hükümetince de izlenmektedir. Bu durum, devre dışı bırakılan İstanbul hükümetini rahatsız eder. 18 Haziran 1919’da Damat Ferit hükümeti kabine toplantısında Kürdistan Teali Cemiyeti’nin siyasetle uğraşmaması gerektiği konusu görüşülür. Cemiyetin önde gelen isimleri 10 Temmuz 1919 tarihinde Babıaliye çağrılarak siyasetle uğraşmamaları, yabancı devlet temsilcileri ile görüşmemeleri ve bağımsızlık için çalışmalar yapmamaları konularında uyarılırlar. Bu toplantıda Abdülkadir Efendi adına konuşan Mevlanzade Rıfat, Wilson prensiplerine göre bağımsız Kürdistan taleplerine karşı çıkılamayacağını, Kürtlere özgürlük ve güvenlik sağlayacak tek devletin de İngiltere olduğunu, İstanbul hükümetinin önce kendi başının çaresine bakması gerektiğini söyler. Zaten, 1919 Ocak ayında Paris Barış Konferansı’nda Osmanlı delegelerinden Ermeni Boghos Nubar Paşa ile Kürt Şerif Paşa bağımsız bir Ermeni ve Kürt devleti konusunda anlaşmışlardır. Kürdistan Teali Cemiyeti Başkanı, ayan üyesi Seyit Abdülkadir de Boghos Nubar Paşa ile anlaştıklarını, İngiliz Yüksek Komiserliği Danışmanı Hohler ile görüşmesinde açıklar. (Devam Edecek).
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


Eskişehir ve Eskişehirspor haberleri için gerçek kaynağınız Son Haber Gazetesi