Türk Eğitim Vakfı (TEV) Şube Başkanı Başak Tuğba Damarsoy, vakfın burs anlayışı, öğrencilere sağlanan destekler ve eğitime bakış açısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Eğitim Vakfı’nın eğitime katkıyı yalnızca maddi destek olarak görmediğini belirten Damarsoy, öğrencilerin hayatlarına bütüncül bir şekilde dokunmayı amaçladıklarını ifade etti.
ÖZENLE İNCELİYORUZ
“Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşu olarak aslında eğitime katkıyı sadece öğrenciye burs vermek olarak görmüyoruz” diyen TEV Şube Başkanı Başak Tuğba Damarsoy, “Çünkü bir öğrencinin eğitime devam edebilmesi, hayal kurabilmesi ve potansiyelini gerçekleştirebileceği koşullara kavuşabilmesi bizim için çok önemli. O yüzden bir öğrencinin hayatında aslında TEV bursu, ‘devam edebilme’ anlamına gelmektedir. Çünkü barınmadan sosyal etkinliklere, mentorluktan kariyer yolculuğuna kadar tüm bursiyerlerimizin yanında olmayı önemsiyoruz. Zaten yanında olmayı da gerektiren büyük bir yapıya sahibiz. Yıllar içerisinde oluşmuş, adalet ve şeffaflık sisteminde yürüyen bir burs başvuru süreci vardır. Biz sadece burs başvurusu alırken öğrencinin akademik başarısına bakmıyoruz. Bunun yanı sıra ailesinin gelir düzeyine, kardeş sayısına, anne ve babasının yaşayıp yaşamadığına, okuyan kardeşinin olup olmadığına dair birçok kriteri çalışmalarımız içerisinde değerlendirme kriteri olarak belirliyoruz. Bir de tabii burada eğitime devam edip etmeyeceği de bizim açımızdan önemlidir. Bu yüzden tüm başvuruları titizlikle değerlendiriyor ve her başvuruyu özenle inceliyoruz” diye konuştu.
EK DESTEK SAĞLIYORUZ
Bir öğrencinin en büyük gider kaleminin barınma, beslenme ve ulaşım olduğunu söyleyen Damarsoy, “Biz de ekonomideki dalgalanmalara ve sahadan aldığımız geri bildirimlere bakarak her eğitim öğretim yılı başında yönetim kurulu kararımızla öğrencilere vereceğimiz burs miktarını belirliyoruz. Biz bu burs miktarının sembolik bir rakam olmasını istemiyoruz. Öğrenciye fayda sağlayan rakamlarda destek olmaya çalışıyoruz. Bu nedenle aslında öğrenciler sadece Türk Eğitim Vakfı’ndan aldıkları bursla hayatlarını idame ettirmemiş oluyorlar. Bunun yanı sıra ek burslar da veriyoruz. Bu ek burslarımızda herhangi bir seçme yapmıyoruz. Bizden burs alan öğrenciler; sistem üzerinden başarı durumlarına ve maddi durumlarına bakılarak yemek bursu, ulaşım bursu, kitap kırtasiye bursu gibi aldıkları burslara ek olarak bu desteklerden de faydalanıyorlar” dedi.
32 DERSLİKLİ LİSE
Kırsal bölgeden gelen öğrencilerde en çok karşılaşılan sorununun barınma olduğunu söyleyen Damarsoy, “Bunun yanı sıra öğrenciler ailelerinden kopup geldiklerinde, özellikle ilk yıllarında yaşadıkları çevreden ayrıldıkları için psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Biz bu süreçte yanlarında olmaya özen gösteriyoruz. Türk Eğitim Vakfı olarak uzun yıllardır öğrencilerin barınma ihtiyacı üzerinde de çalışmalar yapan bir vakıfız. Bu nedenle 5 tane kız öğrenci yurdumuz bulunmaktadır. Bunlar Trabzon, Ankara ve İzmir’dedir. Buradaki öğrenciler mülakatla bizim bursiyerimiz de oluyorlar. Aynı zamanda dışarıdan ücretli kalan öğrencilerimiz de bulunmaktadır. Eğer öğrenci bizim bursiyerimiz olduysa hayatını idame ettirebilmesi için bir de cep harçlığı olarak destek sağlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte eğitime katkı sağlamak amacıyla okullar ve eğitim kurumları yapıp bunları Milli Eğitim’e devrediyoruz. Bunları özellikle deprem bölgesi ve dezavantajlı bölgelerde yapmaya özen gösteriyoruz. Geçen yıl Sümer Mahallesi’nde, bir vasiyet bağışçımızın vasiyeti üzerine 32 derslikli çok güzel bir lise inşa ettik. Eskişehir özelinde de bunun dışında barınma sıkıntısı çeken ya da psikolojik destek isteyen öğrencilerin yanında olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
340 BİN ÖĞRENCİ
Damarsoy, “Türk Eğitim Vakfı, 59. yılında olan bir vakıftır. Kurulduğu günden bugüne kadar yurt içinde 340 bin öğrenciye, yurt dışında ise 2 bin 500 öğrenciye burs imkanı sağladı. Bugün itibarıyla Türkiye genelinde 20 bin öğrenciye burs sağlıyoruz. Eskişehir özelinde ise bu rakam 750 civarındadır. Mevcut bursiyerlerimiz içindeki cinsiyet dağılımına bakacak olursak yüzde 44’ünün erkek, yüzde 56’sının ise kız öğrencilerden oluştuğunu görüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve nitelikli eğitim hedefleri doğrultusunda herkesin nitelikli eğitime ulaşmasını önemsiyoruz. Aynı zamanda kız öğrencilerimiz için kurumsal iş birlikleri yapıyoruz. Bu sayede öğrencilerimize mentorluk, liderlik ve koçluk eğitimleri vererek hayata atıldıklarında bir adım önde olmalarını sağlıyoruz” dedi.
EĞİTİM OKULLA SINIRLI DEĞİL
Damarsoy, bağış ve gönüllülük konusunda ise şu ifadeleri kullandı: “Gençlerle temas kurarken öncelikle onların beklentilerini ve dünyaya bakış açılarını bilmek gerekiyor. Gençleri bu bilinçle sistemin içine dahil ederseniz ilerleyen dönemde kendiliğinden oluşan bir gönüllülük ağının kurulduğunu görüyorsunuz. Biz de mevcut bursiyerlerimizi bu gönüllülük ağında aktif rol almaları için destekliyoruz. Her zaman alan tarafta değil, veren tarafta olmanın bilinciyle öğrencilerimizi yönlendirmeye çalışıyoruz. Bunu mentorluk, gönüllülük ağı ve mezun toplulukları sayesinde yapıyoruz. Mezun bursiyerlerimizin yeni bursiyerlere yol göstermesini sağlıyoruz. Bu durum zaman içerisinde genç nesillere bağış ve gönüllülük kültürünü aşılamamıza yardımcı oluyor. Bugün eğitim sisteminin en önemli konularından biri, her öğrencinin nitelikli eğitime eşit bir şekilde ulaşabilmesini sağlamaktır. Eğitim sadece okulla sınırlı değildir. Bir öğrencinin potansiyelini ortaya koyabileceği imkanlara ulaşması gerekir. Biz de öğrencilerimizi her konuda desteklemeye çalışıyoruz. Çünkü eğitimde fırsat eşitliğini önemsiyoruz. Bu nedenle kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak sahada hep birlikte eğitime destek vermeye çalışıyoruz.”



