Eskişehir'in ilçesinde çiftçiye malzeme temini
Eskişehir'in ilçesinde çiftçiye malzeme temini
İçeriği Görüntüle

Türkiye gündemini de geçtiğimiz hafta meşgul eden tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) geçmiş ürünlerin bir zincir markette indirimli olarak satılmasına Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın değerlendirmelerde bulundu.

Gıda güvenliği ve insan onuru kavramlarına dikkati çeken Akın, "Tavsiye edilen tüketim tarihi sona ermiş ürünleri tüketmek durumunda kalan bireylerle, taze ürünlere erişebilen bireyler arasındaki eşitsizlik ve adaletsizlik kaçınılmaz olacaktır" dedi.

Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, Eskişehir'deki bir market zincirinde son kullanma tarihi yaklaşan veya tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) geçen ürünlerin daha uygun fiyatla satışa sunulmasının toplumsal ve etik yansımalarını anlattı. İlk bakışta bu durumun insanlık adına hizmet eden bir yaklaşım gibi algılanabileceğini ancak temelinde ciddi sorunlar barındırdığını belirten Akın, tarihi geçen ürünlerde renk, koku ve tat değişimlerinin yaşandığını, kalitenin düştüğünü vurguladı.

KALİTESİ DÜŞMÜŞ ÜRÜNE NEDEN MECBUR BIRAKILALIM?

Ürünlerin doğru koşullarda saklanmaması durumunda riskin daha da büyüdüğünü belirten Akın, "Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerde renk, koku ve tat bakımından değişimler meydana gelmekte, dolayısıyla ürün kalitesi düşmektedir. İnsanlar neden kalitesi düşmüş ürünleri tüketmek zorunda kalsın? Üstelik bu ürünler doğru koşullarda saklanmadığında ve son kullanma tarihleri de sınıra dayandığında, kalite açısından ciddi bozulmalar yaşanabilmektedir. Asıl sormamız gereken şudur: Biz insanlar neden bu ürünlere mecbur bırakılalım?” ifadelerini kullandı.

GIDA GÜVENLİĞİ MODAYA KURBAN EDİLEMEZ

Uygulamanın diğer marketlere de yayılmasından endişe duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Akın, "Bu uygulama yayılarak bir 'moda' haline gelir mi? Başka marketlerde aynı yolu izleyip ilgili ürünlerin satışını gerçekleştirmeye başlarlar mı? Peki böylesi bir durum olduğunda insanların gıda temini noktasındaki güvenliği ne olacak? Böylesi bir modayla karşı karşıya kaldığımızda insanların ilgili ürünlerin teminine ilişkin zihinlerinde soru işaretleri uyanmayacak mı? Bir yandan gıda güvenliği, gıdanın kalitesinin düşmesi, bunun moda haline gelmesi, bunun insanlık adına belki de zarar verici bir hal alması düşünülürken; bir yandan da insanlık niçin böyle bir duruma maruz kalmalı? Bunun özelinde de düşünmek gerekmekte. Her bir bireyin eşsizliği, biricikliği yadsınamaz. Bizler bunu zihinlerimizde bilmekteyiz. İnsanoğlunun bu eşsizliğinde yaşam hakkını da en iyi koşullarda sürdürebilmesi tabii ki yine kaçınılmazdır” diye konuştu.

HER BİR BİREYİN KALİTELİ BESLENME HAKKI MEVCUTTUR

Beslenmenin temel bir hak olduğunu ve toplumsal adaletin bu noktada başladığını savunan Akın, “İnsanın sahip olması gereken niteliklerden bir tanesi de uygun beslenme koşullarına, nitelikli besin ögelerine ve gerektiği kadar, her bir yaş döneminin özelliği kadar ilgili besinlere ulaşımına, erişimine izin verilebilmesi ve bunun için gerekli olanakların sağlanabilmesidir. Çünkü böylesi olmadığında, yani tavsiye edilen tüketim tarihi sona ermiş ürünleri tüketmek durumunda kalan bireylerle, tam da tersi uygun koşullarda saklanan, tavsiye edilen tüketim tarihi dahi geçmemiş ürünleri erişebilen bireyler arasındaki eşitsizlik ve adaletsizlik tabii ki kaçınılmaz olacaktır.

Her bir bireyin yeterli ve dengeli ve kaliteli beslenme hakkı mevcuttur. Bu yüzden eşitlik ve dağıtıcı adalet ilkelerinin korunması bu noktada esastır. Yine bireylerin uygun besin ögelerine, herkesin erişebildiği besin ögelerine ulaşmasının sağlanması da onların insan onurunun korunması noktasında önemli bir kıstastır" diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Haber Merkezi