Alpagut-Atalan altın gümüş madeni projesi için 20 Nisan’da yapılacak olan bilirkişi keşfine tüm Eskişehirlileri davet ederek bereketli topraklara sahip çıkma çağrısında bulunan Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, “Bu proje Eskişehir için çok büyük bir yıkım olacak. Bölgede birlikte güçlü olduğumuzu gösterim… Burada biz yalnız bırakıldık” dedi.

Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır AŞ tarafından yapılması planlanan Alpagut-Atalan altın gümüş madeni projesi için 20 Nisan Pazartesi günü saat 10.00’da başlayacak olan bilirkişi keşfini hatırlatan Özkoç, tüm Eskişehirlileri bereketli topraklara sahip çıkmaya davet etti.

HALK DA KATILACAK

Maden projesinin sürecine dair hatırlatmalarda bulunan Özkoç, 15 Ağustos 2024 tarihinde yapılan Halkın Bilgilendirme Toplantısı’nda bölge sakinlerinin bilgilendirilmediğini söyledi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndaki gerçekleşen İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının ikincisinde Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporunun kabul edildiğini vurgulayan Özkoç, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Eskişehir Barosu, Eskişehir Ekoloji Derneği ve TEMA Vakfı’nın dava açtığını ifade etti. Özkoç, “Bu maden ocağı bu bölgede olmaz. Açık liç yöntemi ve siyanür kullanılarak yapılacak olan bu proje vahşi madenciliğin tanımı oluyor. 20 Nisan’da mahkeme bilirkişi heyeti tayin etti. Bölgede incelemelerde bulunulacak. Sivil toplum örgütleri ve halk olarak o keşifte bulunacağız” dedi.

SAKARYA HAVZASI BİTECEK

“Orta Sakarya Havzası’nda bir yaşam alanı, ekosistem var; mikroklima iklim özelliğiyle biliniyor” diyen Özkoç, “Orası bir fabrika gibi sürekli işleyen bir bölge. 12 ay üretim yapabiliyorsunuz. Büyük şehirlerin sebze ihtiyacını karşılıyor. Aslında korunması gereken bir bölge. Siz orada üretimi bitireceksiniz ve altın gümüş çıkaracaksınız. Bu da 10-20 yıl sürer… Sonra ne olacak? O bölge bitecek” diye konuştu.

ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE

Bilirkişi heyetinin tarafsız olması gerektiğini vurgulayan Özkoç, “Bu çok büyük bir proje. Türkiye’de de sayılı projelerden bir tanesi. 2 bin 500 futbol sahası büyüklüğünde ruhsat alanını kapsıyor. Eskişehir’in 9 mahallesini kapsayan bir büyüklükten bahsediyoruz. Bir de maden demek eşittir su demek. O bölgenin suyunu, Sakarya Nehri’ni kullanacaksınız. O su, halkın. İklim krizi diye de bir gerçek var. Maden o bölgenin suyunu tamamen kullanacak. Çok büyük bir tehlike. O siyanür çözeltisini zenginleştirmek; yani altın ve gümüşü çıkarmak için bir çözelti kullanılıyor. O çözeltinin içinde sadece siyanür yok. Sülfürik asit var, kuvvetli asitler var. Onlar 7/24 damlama suretiyle o karışımdan altın gümüşü ayıracak. Mevcut raporda 10 yıl diyorlar ama hiçbir yerde 10 yıllık proje olmuyor. Şirket 5-6 yıl sonra kapasite artışına geçerek alanını genişletiyor. Bu doğaya, yaşam alanlarına saldırı demektir” ifadelerini kullandı.

16 MADEN İHALESİ

Yakın bir zaman 485 maden sahası ihaleye açıldığını söyleyen Özkoç, “Eskişehir’de nasibini aldı gene. 16 tanesi Eskişehir’de. Ama bunlardan 10 tanesinin ihalesi yapılmış. En önemli husus şu burada; Alpagut-Atalan maden ocağı projesinin hemen altında, o büyüklükte, 20 bin dönümden bahsediyoruz, bir proje daha geliyor. Avlamış’ı da içine alıyor” dedi.

MÜCADELE GÜÇLENMEDİ

Alpagut-Atalan maden projesine karşı oluşan direnişin Alpu kömürlü termik santraline karşı yürütülen mücadeleyle kıyaslanamayacak kadar geride kaldığını anlatan Özkoç, “Alpu’daki gibi bir mücadele burada yok. Orada yöre halkı çok mücadele verdi. Mihalgazi’deki halka bakıyoruz, istemiyorlar ama üzerlerinde bir baskı da var. Tehdit ediliyorlar; acele kamulaştırma yaparız diyorlar bir şekilde oradaki halkın sesini kısıyorlar. Hukuki süreçler bir yere kadar oluyor. Güçlü bir mücadele, güçlü bir söylem gelmiyor” diye kaydetti.

Eskişehir'de emeklilerin buluşma noktası
Eskişehir'de emeklilerin buluşma noktası
İçeriği Görüntüle

YALNIZ BIRAKILDIK

Mücadeleye sahip çıkılmadığı serzenişinde bulunan Özkoç, “Bu proje Eskişehir için çok büyük bir yıkım olacak. Sadece Eskişehir de etkilenmiyor. Sakarya Nehrinin geçtiği iller de var. Karadeniz’e kadar bu nehir akacak, 11 il etkilenecek. Bu durumun vahametini defalarca anlattık. Sivil toplum örgütleri bu mücadeleye sahip çıktı ama biz isterdik ki diğer siyasi partiler de yerel yöneticiler de güçlü şekilde sahip çıksın, bölgeye gitsin. Bölgede birlikte güçlü olduğumuzu gösterim, birlikte halkla konuşalım… Burada biz yalnız bırakıldık” dedi.

BÖLGE İNSANININ DAVASINI KABUL ETMEDİLER

Eskişehir Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Barosu’nun davalarının reddedildiğini söyleyen Özkoç, Eskişehir Ekoloji Derneği ve bölge vatandaşlarının davalarının kabul edildiğini fakat dosyanın beklemede olduğunu söyledi. Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyeleri ile TEMA Vakfı’nın davalarının dosyalarıyla bilirkişi keşfi yapılacağını belirten Özkoç, şunları söyledi: “O bölgede yaşayan kişinin davası kabul edilmedi. Yani orada yaşayan bir insan keşifte bölgeye girip de söz söyleme hakkına sahip değil. Biz sivil toplum öğütlerinin ve oradaki insanların söz söyleme hakkını da talep edeceğiz.”

YOK OLMASINA ENGEL OLALIM

“Biz hiçbir zaman inancımızı yitirmedik” diyen Özkoç, “Hep umudumuz oldu, hep de olacak. İki yıldır o mücadeleyi aktif şekilde veriyoruz, her platformda konuşuyoruz. Her bölgeye gittiğimizde insanlara anlatıyoruz, sonra yaşanılacakları söylüyoruz. 20 Nisan’da yöre halkından çok insan gelecek oraya. Biz buradan Eskişehirli yurttaşlar olarak, milletvekilleri, siyasi partiler, belediye başkanları olarak bilirkişi keşfine gideceğiz. Bu hem bir çağrı hem de gerçekten gelmeleri gerekiyor. Bu ufak tefek bir proje değil. Yaşam mücadelesi köyü. Oradaki 9-10 köy yok olacak, göç etmek zorunda kalacaklar. Bunu engellemeliyiz” açıklamalarında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi